Advert
Şeker tadında öyküler

Şeker tadında öyküler

Konuralp Başol

Bir gün Balkan Dernekleri ile ilgili olarak destek isteyen bir telefon aldım. Ben Konuralp Başol diyerek söze başladı ardından muradını anlatarak fikrimi ve yardımcı olup olamayacağımı sordu. Dr. Konuralp Başol Bursa’mızın önemli doktorlarından, önemli müteşebbislerinden ve saygın bir insandı. Kurucusu olduğu Rumeli Platformu ile ilgili olarak çalışmalar yaptık. Kendisinin de bildiği önemli bir hastalığı vardı. Birkaç kez bypass olmuş ve kalp sağlığına kavuşmuş ama çağımızın hastalığı onu da yakalamıştı. Kemoterapi ya da alternatif tıp destek tedavisi dışında haftalık rutin toplantılarımız vardı. Rahatsız etmemek için pas geçtiğim haftalarda ince bir gider yaparak sitem ederdi. O kadar ki Bodrum’a yazlığına giderken bile mazeret bildirirdi.

Bir konu ile fikrini sorduğumda uzun uzun anlatır ve teşekkür ederdi. “Konur Abi teşekkür bana düşer sen niye ediyorsun” dediğimde bana “ Yahu kuşak çatışması sebebiyle hane halkına bir şey dediğimde bana sen ne anlarsın diyorlar.”   Sen hem soruyorsun hem de dikkatle dinliyorsun. Bu çok keyifli oluyor derdi.

 

Her ziyaretimde asistanı bitki çayımızı getir ve ardından önüme sürekli tazelediği meyve tabağını koyardı.

Bir gün “Ağabey buraya her geldiğimde çok meyve yiyorum meyve şekeri sıkıntı yapar mı?” diye sorduğumda bana kahkahalarla gülerek “Ben beyin cerrahıyım o konuda uzman görüşü bildiremem ama ben sadece sen tabakla cebelleşirken konuşmaya vakit bulabiliyorum. O nedenle tabağını boş bırakmayın talimatını verdim.” Deyince gülme krizi bana geçmişti.Bir süre sonra menfur hastalık onu aramızdan aldı.

Nur içinde yat Konur Abi

 

Ertuğrul Mat

Kargodan gelen paketi açtığımda epey kalınca iki anı kitabı gördüm. Ertuğrul Mat imzalı kitapların biri Bursa’nın 60’dan sonra yakın siyasi tarihinde yaşanmış öyküleri, ikincisi ise Ankara, TBMM, Türkiye ve Dünya ilgili anılardı. Benim kendisini Pınarbaşı Meydanındaki Adalet Partisi mitinginde çocuk yaşta dinlediğimi ve belagatine hayran olduğumu bilemezdi elbet… Bursa’da birdostundan kitaplarını gönderebileceği birkaç köşe yazarı istemiş, dostu ona iyi ki benim de adımı vermişti. 

Bursa anılarını bir solukta okudum. Yazı dili anlaşılır ve akıcı olup da üstüne Bursa’nın bildiğimiz eski ağır ağabeylerinin öyküleri olunca çok lezzetli bir Bursa belgeseli anılarımda canlandı.

Aklımda kalan yaşananları okurken, bu kitabın bir aynı zamanda kendisi ile de bir hesaplaşma olduğunu fark ettim.

Bu duygularımı anlatan bir köşe yazısı ile yazdım. Aldığım cevap çok anlamlıydı. 82 yaşındaki adam telefonda “ Beni Bursa’da 45 yıl sonra bile olsa anlayabilen bir insan bulduğum için sanamüteşekkirim” diyordu.

Hayatının en önemli kararlarını aldığı, Fatoş’una kavuştuğu, 14.ncü dönemde temsil için TBMM ‘ye gittiği kente kırgınlığı vardı.

Bazen zor alınan kararlar aslında o kadar kolaydır ki; vakti saatini bulmaya görsün…

Ertuğrul Mat benim ağabeyim oldu ve Bursa ile olması gereken ilişkiler siyasi, ticari ve duygusal hırslarından arınmış bir durulukta kuruldu.

Bu bayram ayrıyız. O Kanada’da sevgili kızı ve torunları ile birlikte….

Konuk kıdemsiz(!) yazar olarak köşesi olan gazetemizdeki “E.Mat Kanada’dan bildiriyor”başlıklı yazılarını hasetle(!) okuyorum ama “ Firavunun aptalı kendi Musa’sını yaratırmış” temalı kendi özdeyişimi mutlulukla yazın literatürüne armağan ediyorum.

İyi ki varsın uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum Ağabey!

 

Bayramınız “bayram” olsun!

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500