Advert
Açlığa Son
Mehmet Çetinkaya

Açlığa Son

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün kuruluş tarihi olan 16 Ekim 1945, 73 yıldır Dünya Gıda Günü olarak kutlanıyor.

Örgüt 2018 yılı temasını ‘açlığa son’ olarak belirledi.

Her yıl tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanan Dünya Gıda Günü’nün bu yılki teması ‘2030’da Sıfır Açlık’...

Eylemlerimiz Geleceğimizdir’ sloganı ile düzenlenen etkinlikler sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin 2’ncisi olan sıfır açlık konusunda dikkat çekmeyi amaçlıyor.

BM’nin belirlediği tema ile iklim değişikliğinin tarımsal üretime etkisi, günümüzde yaşanan ve önümüzdeki yıllarda ortaya çıkacağı öngörülen besin yetersizliğine dikkat çekilmesi hedefleniyor.

Dünya Gıda Günü kapsamında her yıl açlık, açlıkla mücadele, yetersiz beslenme, kaynakların paylaşımı gündeme getiriliyor. İnsanoğlunun hayatını sürdürebilmesi için zaruri ihtiyaçlarından olan gıda için tarımsal üretimin önemine dikkat çekiliyor.

Dünyadaki açlık problemlerine işaret edilerek, adaletsiz gıda paylaşımı, ülkeler ve gıda üretimi–tüketimi, yeterli ve dengeli beslenmenin önemi konuşuluyor.

Dünya Gıda Günü etkinliklerinde gıda güvencesine ilişkin konular gündeme taşınarak bugün de büyük önem arz eden açlık ve gıda israfı konularına dikkat çekiliyor.

Gıda güvenliği ile yeterli ve dengeli beslenme konusu gün geçtikçe Türkiye’de de önemini artırıyor.

Çiftlikten sofraya kadar ürünün her süreçte kontrol ve denetimi insan sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

Uzmanlar her sofrada süt, et, yumurta, tahıl, sebze ve meyve bulunmasına özen gösterilmesi gerektiğini söylüyor.

Gelinen nokta birçok ülke tarımda kendi kendine yeterken bugün birçok ülke dışarıdan gıdaları ithal eder oldu.

Bunların birçok sebebi var. Birileri gıdayı kendi çatısı altında tekelleştirdi.

İnsanlara ne yedirmek istiyorlarsa onu yediriyorlar.

Hangi ülkeye ne ektirmek istiyorlarsa onu ektiriyorlar.

İnsanlar köyden şehre göç ettikçe de bunlar daha da arttı.

Dünyada nüfus arttıkça gıdaya olan ihtiyaç da her geçen gün artmaktadır.

Ancak ülkeler yeterince tedbirler almamakta veya alamamaktadır.

Kıtlığı ve zorluğu gören bir ülke olarak daha çok tarıma önem vermemiz gerekiyor.

Dışarıdan aldığımız gıdaların ne kadar sağlıklı ve yararlı olduğunu bilmiyoruz.

Bir taraftan da bilinçsizce yapılan israfların önüne geçmeliyiz.

Her geçen gün doğal gıdalardan uzaklaştırılıyoruz.

Yediğimiz gıdalardan dolayı türlü türlü hastalıklarla tanışıyoruz ve ilaçlara servetler ödüyoruz.

Topyekûn bir an önce gerekli tedbirleri almalıyız. Hazır üretimden uzaklaşıp yerli üretime dönmeliyiz.

Aksi takdirde gittiğimiz bu yanlış yolda hepimiz zehirlenerek ağır bedeller öderiz.

Dünya bir taraftan açlıkla milyonlarca insan ölüm kalım mücadelesi vermekte bir taraftan da aşırı israf yapılmakta…

Dünyada birçok kurum bu adaletsiz olan dengesizlikten bilinçli bir şekilde istifade etmektedir.

Ancak kimler için açlığa son verilecek. Toklar daha ne kadar tok tutulacak. Kim kime ne kadar güvenebilecek konusu ayrı bir gün olarak kutlanması gerekiyor.

Açlık, insanı kötülüğe sürükleyebilir. Kötülüklere giden hangi yol olursa olsun her ülke gerekli tedbirleri almalı.

Tok olan cümle cihanı tok sanır, aç olan alemde ekmek yok sanır.’

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500