Advert
Üç Kağıt Ekonomisi Döviz, borsa, faiz
Şenol Keleş

Üç Kağıt Ekonomisi Döviz, borsa, faiz

Ülkemizin ekonomi anlamında zor dönemden geçtiği artık bir gerçek.

Önce döviz kurlarındaki artış ve ardından Merkez Bankası’nın faiz artırması darbe üstüne darbe indirdi.

Şimdi de ihracatçının yapmış olduğu ihracatın bedelini 'Döviz Alım Belgesi'ne bağlayıp parayı 180 günde Türkiye’ye getireceksin ve bunun yüzde 80 tutarını TL’ye çevireceksin diye bir tebliğ çıkardılar.

Bu da darbenin bir başka türlüsü olarak karşımıza çıkmaktadır.

İhracatçı belki de malını 7-8 aylık vadeyle satabiliyordu.

Buna nasıl dersiniz parayı 180 günde getireceksin.

Tabii bu sıkıntının sadece bir boyutu.

Döviz ve para kıskacında boğulan sanayiciler, işadamları ve esnaf konkordato veya iflas seçeneklerini kullanmaya başladılar.

Yılsonuna kadar bu yola başvuracak firmaların sayısı artacak gibi duruyor.

Bu sadece işletmeleri olumsuz etkilemeyecek tabii. Buralarda çalışan kişiler de bundan nasibini alacak.

Ya işten çıkartılacak ya da firma kapanacak. En iyi ihtimal çalışsa bile maaşını alamama tehlikesi ile karşı karşıya kalacak.

Prof. Dr. Osman Altuğ’un dediği gibi ekonomi bir üç kâğıttan ibarettir:

Döviz, borsa ve faiz. Bunlarla oynayarak ekonomi idare edilir.

Paranın değerini korumak istiyorsanız üretime öncelik vermeniz gerekmektedir.

2002 yılından beri şatafat içinde yaşayıp tüketim ekonomisi yapılan bir ülkenin bu duruma gelmesi zaten kaçınılmazdı.

Devamlı borç alarak sürülen saltanatta artık bir sona gelindi.

Borç veren ülkeler alacaklarının ödenmesini istiyor.

Fakat ödeyecek durum yok.

Çünkü parayı betona gömdük.

Hiç üretim adına bir harcama yapmadık.

Ayrıca üretim yapılan karlı işletmeleri de sattık.

Artık satacak bir şeyimiz de kalmadı.  

Şimdi de topraklarımızı Araplara satma peşindeyiz.

Sata sata nereye kadar gideriz bilmiyorum.

Buradaki amacım iktidarı eleştirmekten öte içinde bulunduğumuz durumu tahlil etmektir.

Bunun başında da iktidar varsa elbette eleştiri yapılması da kaçınılmazdır.

Ülke son 16 yılda iç ve dış güçlerin değişik saldırılarına hedef olmuştur.

Bu doğrudur ancak biz de ekonomi stratejilerinde hatalar yaptık. Ben olayın bu boyutundan bahsediyorum.

Peki, şimdi ne olacak?

Bu sorunun cevabını keşke bilebilseydim.

Döviz mevduatına getirilen vergi yükü yatırımcıların bu paraları bankadan çekip yastık altına yönlendirmelerine yol açtı.

Yani yatırım yok.

Faiz yükü de işletmelerin içinde bulunduğu zor bir argüman.

Yatırımcı tedirgin ve kaçıyor.

O zaman üretimi artırmak mümkün görünmüyor.

Vergi politikalarında ve SGK uygulamalarında acilen bir düzenlemeye gidilmeli.

En son getirilen vergi ve SGK yapılandırmaları bu gidişle amacına ulaşamayacaktır. Milletin, karnını doyurmayı düşünmekten başka yapacağı bir şey yoktur.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500