Advert
Biz şimdi 155 nasıl arayalım!
Sevinç Çelebi

Biz şimdi 155 nasıl arayalım!

“Yer, Osmangazi’ye bağlı Yunuseli… Geçtiğimiz Cuma günü akşam saatlerinde Güneştepe civarından gelen düğün konvoyundaki korna seslerine bir anda silah sesleri karışıyor. O kadar yoğun bir şekilde ateş ediliyor ki… Kimileri ne olup bittiğini anlayabilmek için evlerinin balkonuna çıkıyor, o anlara tanık olan sokaktaki kadın ve çocuklar ise korkuyla evlerine kaçıyor…”

Bu satırlar çok kıymetli büyüğüm, komşum, meslektaşım Enver Akasoy’a ait. Karakteri, insanlığı, duyarlı yapısından mütevellit, başta başımıza bir şey gelmesin endişesiyle, gerek 15 bloktan oluşan Basın Sitemizin Watsap grubundan, gerekse telefonlardan “Dikkatli olun” çağrısı yapıyor. Çok tedirgin olmuş belli ki… Çünkü olaya, kendi değimiyle ‘maganda dehşetine’ birebir tanık olmuş… Ve en doğru bildiğini yapmak, olayı ihbar etmek için telefona sarılıp 155’i aramış.

‘Nasıl olsa adres belli, plakalar belli. Bu durumda kişilere ulaşamama gibi bir durum söz konusu bile değil’ diye düşünmüş…  

Kaldı ki, Enver Ağabeyimiz gibi daha birkaç duyarlı vatandaş konvoyun durduğu noktaya kadar polise bildirmiş…

Özetle; Vatandaş görevini yapmış…

Ancak ekip, konvoyun ulaştığı düğün salonuna gitmiş ve telsiz ile “Burada durum normal, plakası bildirilen araçlara rastlanılmadı. Ayrıca aynı salondu şu an 3 düğün var… Hangi düğün sahiplerinin silah attığını bilen yok. Her 3 düğün sahibini de silahla ateş etmemeleri konusunda uyarıp normale dönüyoruz” denilmiş… 

Tüm bu yaşananların üstüne ne denilebilir, doğrusu ben bilemedim… Bu yüzden de, gelin hele, siz söyleyin!?

Bu olaydan sonra hangi vatandaş, hangi güvenle bir daha 155’i arar?

Vatandaşlar olarak 155’e güvenemeyeceksek, varlıkları bile kendimizi emniyette hissettirmeye yetmeyecekse… O zaman 155’in var olmasının ne anlamı var?

Bana gelince;

Enver Akasoy’dan telefonuma gelen uyarıyı okuduğumda, bendeniz İstanbul’a doğru yola çıkmış, feribottaydım… Ancak yaşlı annem (80 yaşında) ve iki çocuğum, ayrıca daha bir sürü kişi o bölgedeydi. Yüreğim ağzıma gelmiş durumda evi aradım ve ev halkına “Balkonlara çıkmayın” çağrısı yaptım.

Bu nasıl bir sorumsuzluk?

Sormak istiyorum 155’e; Ev halkına yaptığım bu çağrı normal bir şey mi? Savaş mı var?...
Kaldı ki bölgemizde yaşanan silah, hırsızlık ve uyuşturucu konuları saymakla bitmez…

Maganda dehşetine tanık olanların anlattıklarına göre, 15 dakika boyunca ateş edilmiş ve 155 Polis imdat hattına ihbar yağmış. Öyle ki, ihbarlar yazdırılırken, telefondaki görevli dahi silah seslerini işitmiş…

Bu durumda; adamlar 20 dakika boyunca şovlarını sürdürdüğü ve ihbarların yağdığı halde, nasıl oluyor da Emniyet güçleri bu bölgeye ulaşamıyor!?.. Bu civarda olay yerine gelebilecek hiç mi ekip yok.  Herkesin duyduğunu Emniyet hiç mi duymamış?

Ayrıca; yaşanan silahlı şovundan kısa süre sonra, bölgemiz ne yazık ki yine silahlı bir olayla gündeme geldi. Ama bu kez başrollerde erkekler yerin kadınlar söz konusuydu ki, mevzu ulusal gazetelere kadar yansıdı…

Bir gelin düşünün eline silah almış ve aracın camından seri bir şekilde silahla ateş ediyor. Geline de konvoydaki kadınlar eşlik ediyor… Ve bu durum karşısında da emniyet güçleri yine sessiz kalıyor. Gerçek veya kurusıkı, bizler oralarda değiliz. Bu manyaklık nedir? Onu sorguluyoruz! (Tüm bunlar çok üzücüdür ki ajanslarda haber niteliği gördü ve Bursa’mız ve silahlı gelin ana haber bültenlerine konu oldu.

Silah atmak isteyen poligona gitsin. Sağda solda magandalık yapmasın.

Böyle durumların yaşandığı bölgelere, Emniyet güçlerimiz bizden önce ulaşsın. Ve yaşanmaması için de böylelerine göz açtırmasın. Bölgeler hangileri mi? Gecekonduların bulunduğu her yerde… Fazla tarife gerek yok.

Daha önce bizzat 155’i benzer konularla arayıp yine duyarsızlıkla karşılaştığımın altını da önemle çizmek istiyorum.

Evliyalar Şehri Bursa’mıza yakışan güzelliklerle gündeme gelmek varken nedir bu maganda hikayeleri... … 

Sevinç ÇELEBİ

 

 

 

 

BAŞIMA GELMEYEN KALMADI!

 

25 yıllık taksiciyim, dolayısıyla her gün yollardayım ve bir sürü insanla karşılaşmaktayım. Bu sebeple bir sürü olaya şahit oldum. Ancak 06 Eylül 2018 saat 15:30 sularında başıma gelenler bugüne kadar yaşadığım hiçbir şeye benzemedi. Ve mevzu Yıldırım’da Baruthane Mahalle, Tayyareci Mehmet Ali Caddesi üzerinde Türk Telekom’un yanında bulunan ‘Acıktım Köfte Salonu’nda (No 147/A-Z1) yola doğru açılan güneşliğinin demirine alnımı çarpmamla başladı….

Olay şöyle gerçekleşti;

O gün Türk Telekom’a fatura yatırmaya gitmiştim. Faturamı ödedikten sonra da dışarıya çıktım. Aracıma doğru kaldırımdan ilerlerken birden kafama demir çarptı. Çarpan demirde malum işletmenin güneş gölgeliği.

UYARMAK İSTEDİM

Çarpmanın üzerine; ‘Buraya kim b

akıyor?’ dediğimde adamın birisi çıktı ve ‘ben bakıyorum!’ dedi. Kendisine ‘Arkadaşım bak vatandaş zarar görüyor gölgeliğini az yukarı kaldırsana’ dedim. Hemen bana çıkışarak ‘Sen yolundan gitsene’ diye cevap verdi. Tavrına ve sözlerine aldırmadan durumu kendisine izah ettim. Faturamı ödedikten sonra kaldırma çıktığımı ve başıma bu olayın geldiğini anlattım. Ancak başıma gelenler yetmezmiş gibi, derdimi anlatmaya çalıştığım adam bir de üzerime yürüyüp hakaret etmez mi…! 

ARBEDE ÇIKTI

Ve birden kendi kendini gaza getiren ve ‘S… git lan piç’ cümlesinden sonra üzerime yumruk tekme sallayınca… benim de sabrım tükendi ve nevrim döndü. Doğal olarak arbede çıktı. En son güç bela vatandaşlar bizi ayırdı.

 

BELEDİYE’YE TEŞEKKÜR EDERİM ANCAK…

Yaşadığım tüm bu olaylara dayanamayarak Belediye’ye gittim ve gerekli yerlere şikayette bulundum. Akabinde kendisine hem ruhsatı olmadığı, hem de vatandaşı tehlikeye düşürdüğü için cezai işlem uygulandı. Belediyeye teşekkür ederim. Ancak bu tarz kişiler cezalarla sınırlı kalmamalı ve kamuoyu işinden gerekirse ebediyen uzaklaştırılmalılar.

Saygılarımla

İlyas ATEŞ

 

 

 

 

 

Her türlü vergimizi veriyoruz!

 

Yıldırım Değirmenlikızık Mahallesi’nde ikamet ediyorum. Çöpleri toplamaya gelen çöp kamyonu apartmanın önündeki çöp bidonunu asla boşaltmıyorlar,  çöpün kapağını açıp iki ya da üç poşet çöpü alıp gidiyorlar. Defalarca uyarmamıza rağmen sürekli aynı durum yaşanıyor.

UYARDIM AMA…

Bugünde (17 Eylül Pazartesi Günü) çöp toplayanları aynı şekilde iki poşet alıp gitmeye kalkıştıklarını görünce yine uyardığım. Ve de bu durumu artık şikayet edeceğimi söyledim. Ancak çöp toplayan görevli arkadaşlar, “Dilediğiniz yere şikayet edin. Bu bizim işimiz, sizi ilgilendirmez” deyip, işlerini yapmadıkları yetmezmiş gibi bir de saygısızlık yaptılar.

BİR ŞEY YAPAMAYIZ

Bu durumun üstüne telefona sarıldım ve Yıldırım Belediyesi’ni aradım. Ancak oradan da “Yapılacak bir şey yok. Uyarırız” dediler ve telefonu kapattılar. Bana göre başlarından attılar. Lütfen konu ile alakalı önlem alınsın. Bu duruş ne Yıldırım Belediyesi’ne ne de çalışanlarına hiç mi hiç yakışmıyor. Kaldı ki bizler her birimiz vergimizin her türlüsünü ödüyoruz.

Saygılar

Halime H.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500