Advert
Ruhunuzu karartmayınız

Ruhunuzu karartmayınız

 

Bu sütunlarda ununu elemiş, eleğini duvara asmış bir insanın duygularını ve düşüncelerini okuyorsunuz.

Nefretlerimizi de, takdirlerimizi de geride bırakmaya çalışarak ve yaşanmışlardan ders alarak, ülkemizin geleceğinin güzel olacağını anlatmaya çalışıyoruz. Unutmayalım ki, o gelecek bizim değil; çocuklarımızın yaşayacağı bir dünyadır.

Nefretlerinin esiri olarak o dünyayı, bize kapkara göstermeye çalışıyorlar.

Ben bunların ağa babalarını dinledim. Bas bas bağırıyordu meclis kürsüsünden, ”Torunlarımızın torunları bu borçları ödeyecek..” diye. Devlet plânlamadan gelip kürsüye çıkan bir diğeri, Nejat Ölçen de, “ Türkiye ancak 2359 yılda bu borçları öder” tespitini yapıyordu.

O tarihte Türkiye’nin kamu ve özel sektörün borçlarının tamamı ne kadardı, biliyor musunuz? 2.5 milyar dolar civarında. Yani bırakınız İstanbul’ u, Adana’yı ,Bursa’yı ,sıradan bir Anadolu Sanayi bölgesinin yıllık ihracatı kadar.

Enerji uzmanı diye TPAO ‘ dan transfer ettikleri İhsan Topaloğlu da, “ Bu kadar elektriği ne yapacaksınız, toprağa mı vereceksiniz? “diyordu.

Dünya Bankası’ndan ekonomiye patron olarak getirilen Atillâ Karaosmanoğlu da, “ İşçi dövizlerinin Türkiye’ ye gelişini enflasyonun artmasına sebep oluyor” diye frenlemeye çalışıyordu. Çünkü o getirilen dövizin Türk lirasına çevrilmesinin sadece yeniden para basmakla mümkün olacağını sanıyor, ekonomik büyüme diye bir hedef bilmiyordu.

Biz bunlara rağmen umudumuzu kaybetmeden mücadele ettik.

Bunca yıl aradan sonra yine “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar“

“Al sana ekonomi “ diye kara tablolar çizmeye, bazı sevdiğimiz dostlar da, bu yalan yanlış bilgileri sosyal medyada paylaşmaya başladılar.

Son günlerde iktidar aleyhinde yazdıklarımızın mürekkebinin kurumadığını hatırlatarak, diyorum ki, siz o ekonomiyi bilmiyorsunuz.

Söylediklerinin aksine ve Merkez Bankası’nın faizleri indirme politikalarına rağmen, sadece Şubat ayında Türkiye’ ye 2 milyar 878 milyon dolar sıcak para  girişi olmuştur.

Nüfus artışını dikkate almazsanız, Türkiye'de istihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın Kasım ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre 802 bin artışla 26 milyon 676 bin kişi, istihdam oranı ise 0,7 puanlık yükselişle yüzde 45,8 olarak gerçekleşmiştir.

Bir yılda 802 bin kişiye iş yaratan bir ekonomiyi nasıl küçümsersiniz?

“G-20 ülkeleri arasında büyümede başı yüzde 6,8 ile Çin çekecek. Bunu yüzde 6,3 ile Hindistan, yüzde 5,2 ile de Endonezya, izleyecek. G-20 ülkelerinden Güney Kore yüzde 3,7 ile 4. sırada, ABD ise yüzde 3,6 büyüme hızı ile 5'inci sırada yer alacak. IMF tahminlerine göre, bu yıl yüzde 3,4 büyüyecek Türkiye ise 13 G-20 ülkesini ve Avrupa Birliği komisyonunu geride bırakarak, 6'ncı sırada yer alacak.

Dünya bankası ve IMF ‘ in Türkiye’nin büyüme hızı tahminlerini revize edip, 3.8 çıkarması ile Türkiye Güney Kore ile yer değiştirip 5’ inciliğe  yükselecektir.

Unutmamak lazımdır ki, Çin büyümesini ucuz emeğe dayandırmaktadır. Daha 2  sene evvel çocuk işçilerin çalıştırılma  sayısını ve yaşını çocuk işçiler aleyhine değiştirerek, 1700’lerin İngiltere’ sinin tarım toplumundan sanayi toplumuna dönüşürken yaptığı gibi, kalkınmanın yükünü cılız omuzlara yükleyerek yol almaktadır.

Endonezya petrolü , kauçuğu, kahvesi, karabiberi, ve çektiği yabancı sermaye ile, Hindistan teknolojik zeķâya sahip nüfusu, Güney Kore ise,1954’lerden itibaren Amerikan sermaye ve yatırımlarının yol göstermesi ile bu listede yer alıyor.

Ya Türkiye, 1984’ den beri terörle savaşan ve bu savaşa 300 milyar dolar harcayan, 3 milyon mülteciyi, 300 bine yakın Kıbrıslıyı besleyen Türkiye az şey mi başarıyor?

AK Parti iktidarından bahsetmiyorum.

Siyasetçilerin. İktidarların, muhalefetlerin değil; bizim Türkiye’mizden bahsediyorum.

Ümitsizliğe düşmeyiniz. Yarınlardan eminiz olunuz ve biliniz ki, çocuklarımız, bizimkinden daha güzel bir ülkede yaşayacak.

İktidara kızıp ruhunuzu karartmayınız. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500