Advert
Kim derdi eyfel'den  ezan okunacak diye
Mehmet Çetinkaya

Kim derdi eyfel'den ezan okunacak diye

 

SEYR-İ TÜRKİYE KARADENİZ VAPURU (3)

KİM DERDİ EYFEL'DEN 
EZAN OKUNACAK DİYE

İspanya’nın batı sahilini takiben yaklaşık 12 mil süratle Cebelitarık Boğazını aştık. Barcelona’da yorulan ekip üyeleri ve konuklar zamanlarını dinlenerek, birbirleriyle renkli sohbetler ederek geçiriyordu. 
Atlantik seyahati iyi geçmişti. Deniz durgundu. Sanki Türk sergi gemisini incitmek istemeyen bir çekingenlikle sema sükûnetini denize, deniz de güzelliği Karadeniz gemisine vermişti. 
İstanbul’dan yola çıktığımızdan bu yana 3800 mil yol almıştık. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin Seyyar Sergi Vapuru Cumhuriyetin beşiği Fransa’daydı artık. Sabah saatlerinde Karadeniz vapurundakiler limanda toplanmış kalabalığı görünce şaşırdı. Bekleyen bu kalabalık Fransızların sergiye büyük ilgi gösterdiğinin bir kanıtıydı. Karadeniz yolcuları gün boyu sergiyi gezenlere ülkenin zenginliklerini gösteriyor akşamda katıldıkları davette Genç Cumhuriyetin tanıtma misyonunu yerine getiriyordu. 
Le Havre Belediye arşivlerindeki belgelerden anlaşıldığı üzere bu davetlerde iki ülke arasında önemli bağlantılar kuruldu. Le Havre civarındaki ispirto fabrikalarında kullanılmak üzere 100 vagon Karadeniz mısır ununun yanı sıra Adana ve İzmir pamuklarıyla Virjinya tütününe rakip Türk tütün için alıcı bulundu. 
 

FRANSA BASININDA MANŞETLER

Fransız gazetelerinin tamamında sergi haberleri ön sıralarda yer alıyordu. Haftalık bir dergide; “Bu Türk seyyar sergisi zamanımızın bir göstergesidir. İyi hatırlıyorsak zamanında bir Fransız seyyar sergisi hazırlanacaktı, bu proje ertelendi. 
Neden tekrar ele almıyoruz? yazıyordu. Le Havre sokaklarını Riyaset-i Cumhur Orkestrası’nın 2 Temmuz günü vereceği konserin afişleri doldurmuştu. Konserden elde edilecek gelir yoksul Fransız çocukları için kullanılacaktı. Orkestranın repertuarında en fazla ilgiyi Asım beyin Gazi Mustafa Kemal’in emriyle batı normlarına göre düzenlenmiş eseri Rast Peşrev çekti. Alkışlarla, övgüyle, ilgiyle karşılanan Karadeniz vapuru dönüş yolculuğunda tekrar uğrayacağı bu topraklarda yok sayılacaktı. Geç kalmış bir telgraf Karadeniz seyyar sergisinin en kötü günlerini yaşamasına neden olacaktı. Sakın Marsilya’ya girmeyin talimatı verilen telgrafta Fransızların vapuru protesto edeceği haberi vardı. Ermenilerinde katılacağı bu protesto eylemine vapurun bombalanacağı söylentisinin de eklenmesiyle Marsilya durağı tam bir kâbusa dönüşecekti. Karadeniz limana demir attığında ne marşlarla karşılanacak ne de tek bir kişi ziyaret edecekti. Kimse Marsilya ile Le Havre’nin aynı topraklar üzerinde olduğuna inanamayacaklardı. 
Bu protestoların sebebi o günlerde meydana gelen ve iki ülke arasında diplomatik bir krize yol açan gemi kazasıydı. Karadeniz vapuru yolcuları Marsilya’da başlarına geleceklerden habersiz, Le Havre’de başarıyla geçen günlerin ve Fransa’nın tadını çıkarıyordu. Fransa’nın başkenti Paris, Le Havre’ye tren ile 3 saat mesafedeydi. Ve Karadeniz yolcuları bu kenti görmeden dönmek istemiyordu. 
 

ÖZBEKLER TEKKESİNİN ŞEYHİ

Paris gezginleri arasında geminin renkli simalarından Şeyh Ata efendi de vardı. Ata efendi milli mücadelede İstanbul’dan kaçırılan silahların ve insanların önemli bir durağı olan Özbekler Tekkesi’nin şeyhi idi. Belki de bu yıllardan kalan bir duyguyla Fransa’nın ünlü Eyfel Kulesi’ne çıktı, elini kulağına götürdü ve ezan okumaya başladı. Karadeniz’in bir sonraki durağı hareketi beklenmedik bir konuk nedeniyle gecikti. Belkıs hanım İsviçre’den telgraf çekerek geziye katılmak üzere Le Havre’ye geleceğini bildiriyordu. Son derece güzel ve etkileyici bir hanım olan Belkıs hanımın vapura gelmesiyle Karadeniz aşklara gebe limandan demir aldı.


Bir gün kapımıza geleceksiniz…
Fransa’dan Londra’ya yolculuğumuz yaklaşık 12 saat sürecekti. Manş denizi için Le Havre’den seyir haritaları aldık. Çünkü bu yol Avrupa’nın en işlek deniz yollarından biridir.  
Bu arada Londra için gemide hummalı bir hazırlık vardı. Denizciliğin en önemli limanlarından biri olan bu liman için Karadeniz pırıl pırıl edildi. Bu heyecan içinde üzerinde güneş batmayan ülkeye geldik. Thames Nehri’ne girdiğimizde Londra’ya 60 millik yolumuz kalmıştı. Herkes güverteye toplanıp kıyıları izliyordu. 4 yıl önce Lozan’da Lord Curzon Türkiye’nin çıkarları için ayak direyen İsmet Paşa’ya “Bir gün kapımıza gelecek ve yardım isteyeceksiniz” demişti. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Karadeniz vapuru Londra önlerindeydi. 
Ama yardım istemek için değil. Karadeniz, Türk büyük elçiliğince önceden ayarlanan limanda durdu. Görkemli olması için büyük emek harcanan böylesi bir serginin Londra’nın ücra bir köşesinde görücüye çıkacak olmasına gemidekilerin canı sıkılmıştı. Ancak İngiliz yetkililerin sıcak karşılaması bu olumsuz havayı bir anda yok etti. Londralılar bir Türk gazetecinin Türkiye’nin Kasımpaşa'sı olarak tanımladığı yüzer sergiye sandallarla geldiler. Londra Osmanlı Bankasının Yönetim Kurulu Başkanın davetlisi yaklaşık 100 bankacı Karadeniz’e vapurla yaklaştı. Katılım beklenilenin üzerindeydi. Vapuru 6 günde 25 bin kişi ziyaret etti. Konuklara Robert Koleji’nden öğrenciler tercümanlık yapıyordu. Londralılar eve gelen bir misafir gibi ağırlanıyor, Türk kahvesinin yanında Hacı Bekir Lokumu ve sigara ikram ediliyordu. Çanakkale savaşından 11 yıl sonra iki ülke bir beyaz vapurun içinde birbirini daha yakından tanıyordu. Gazetelerde geniş yer bulan sergi haberleri İngilizlerin vapurda olup bitenlerden etkilendiğini gösteriyor. Seyyar serginin Londra macerası yolunda gidiyordu. Ancak sergilenen bir ürün vapuru yeni bir gümrük krizi ile karşı karşıya getirdi. Afyon 1920 yılından bu yana İngiltere’de uyuşturucu olarak kabul ediliyor. Tıbbi amaçla bile olsa bulundurulması suçtu. Vapurda sergilenen afyondan dolayı İngiliz gümrük memurları, tüm ürünleri tek tek sayarak rapor tuttu. Türk Büyükelçiliğine hediye olarak getirilen halı bile gümrük engeline takıldı. Londra sokaklarını dolaşmaya çıkan Karadeniz vapuru yolcuları bu tatsız olayı unutturacak hoş bir sürpriz ile karşılaştı. Sinemalarda ‘Thames nehrinde İstanbul Pazarı’ başlıklı haber filmleri gösteriliyordu. 
 

Karadeniz doğduğu topraklarda

Biz denizcilerin bir limana ulaşması ayrılması arasındaki zaman uzun sürmez. Londra’da geçirdiğimiz 6 günün sonunda Baltık Denizi’ne ait bütün haritaları edinip yola koyulduk. Mesafe kısaydı ama gece yol alacağımız için haritalar üzerinde çalıştık. Sabah saatlerinde 2 mil kadar açığında bir kılavuz tekne bize yanaştı. Karadeniz’e binen kılavuz kaptan, herkesin sabırsızlıkla bizi beklediğini söylediğinde hepimiz heyecanlandık. Amsterdam 1 yıldır Karadeniz’in yolunu gözlüyordu. Türkiye’de Seyyar sergi fikrinin ortaya atılması ve yapılan tartışmalar Hollanda’da da yankı bulmuştu. Hollandalıların sergiye ilgi göstermesinin nedeni Karadeniz’in 2 yıl önce bu sularda dolaşıyor olmasıydı.  120 metre boyunda 14 metre genişliğindeki gemi 1905 yılında Hollanda da inşa edilmişti. 130 kamaralı buharlı bir yolcu vapuru olan 1924’te 35 bin İngiliz Pound’u karşılığında Seyr-i Sefain’e satılmıştı.
Beyaza boyanmış gövdesiyle salına salına Amsterdam limanına yanaşırken bir gazete muhabiri heyecanını ‘Nihayet Karadeniz vapurunun güvertesindeki hilali gördük’ diye dile getiriyordu. Karadeniz’in Amsterdam’da ki günleri oldukça renkli geçiyordu. Seyyar sergiye günde 5-6 bin ziyaretçi geliyordu. İlgi öylesine büyüktü ki o günlerde gazeteler Riyaset-i Cumhur Orkestrası’nın Amsterdam’ın en büyük parkı Vondel’de bir konser vereceğini duyuruyordu. Ertesi gün konseri 8 bin kişinin izlediğini bildiren Hollanda gazetelerinin ‘Fesli adamlar Vondel Park’ta güzel bir konser verdi’ diye haber yapmaları heyette üzüntü yarattı. Türkiye’nin yeni imajını Avrupa’ya kanıtlamak gerçekten de zor olacaktı. Modern giysiler içerisindeki orkestra elemanlarına fesli adamlar diyen Hollanda gazeteleri, bir yandan da güzel bir yaz havasında özenle ışıklandırılmış vapurun ziyaretçilere hafızalardan silinmeyecek bir müzik ziyafeti çektiğini duyuruyor ve ardından da Türkiye’nin bu sergiyle birçok ülkeye örnek oluşturacağını yazıyordu. ‘Kemal Paşa’nın saçları kısa kesilmiş kızları size bilgi veriyor’ resim altıyla yayımlanan haber, tezgâhtaki kısa saçlı ama bıyıklı görevlilerin vapurda alay konusu olmasına neden oldu. (DEVAMI YARIN)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500