Advert
Advert
Varsa pulun dünya alem kulun…

Varsa pulun dünya alem kulun…

Bir transatlantik kıvamında dev bir geminiz ya da dünyanın en gelişmiş ve güvenli uçağınız olsa Air Force One tadında ama yoksa benzin ya da mazotunuz ve de alacak paranız pulunuz bırakın göklerde uçmayı, denizlere açılmayı içinde tavuk bile besleyemezsiniz varlığı ile kasıldığınız şeylerle…

İnsanları açlıkla terbiye etmek en acısıdır. Neden diye soracaklara Stalin’in tavuğu öyküsünü okumasını öneririm. Ülkeleri de terbiye etmenin yolu biraz buna benziyor.

Bir ülkeye kafayı takarsan eğer ve tabi doluysa kasan…

Önce kredisini kesersin. Olmadı mı?

Malını almazsın. Yetmedi mi?

Malını satmazsın. Almadı mı?

Turistini göndermezsin. Akıllanmadı mı?

Komşuları ile araya nifak sokarsın. Yemedi mi?

İçerden karıştırırsın. Uymadı mı?

Dışardan vurursun ve masaya oturtursun.

Siyasetin hedefi “güçlü devlet” olmaktan maksat güçlü ekonomidir. Gerisi laf-ı güzaftır.

Aç ayı oynamaz.

Açlık sofuluğu bozdurur.

Aç açile yatınca arada dilenci doğar.

Aç at yol almaz, aç it av almaz.

Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.

Açelini kora sokar.

Aç gezmektense tok ölmek yeğdir.

Aç it fırın duvarını deler.

Aç tokun gözüne bakmakla doymaz.

 Açlığın insana neler yaptırdığını bir küple vecizeden öğrendik. Bu iş devlet işlerinde nasıl oluyormuş bir bakalım.

  Bir Mavi Marmara vakası yaşadık ki tarihte olduğunu ve gelecekte olacağını zannetmiyorum. İçinde muhtemelen çakı bile olmayan Gazze’ye insani yardım götüren gemiye indirme önce uyarı sonra da denizden ve havadan indirme harekâtı yapan İsrail, alışkın olduğu üzere can aldı.

One munite! Dedik.

Mısır’a gelen herkesin Arap dediği ama gerçekte ABD & İsrail yapımı çakma bahar önce Hüsnü Mübarek’i ardından Sisi marifetiyle Musi ile birlikte bizi de çarptı. Taraf olduk ve dört parmaklı Rabia’nın hamisi olarak tarihe ve arabaların arka camına geçtik ve…

Eyyy Sisi! Kendine gel diye haykırdık.

Bahar değil de tavuk gribi salgını gibi Suriye’ye sıçrayınca çakma bahar, Kardeşim Esad’ı, Eset yaptık ve dostu kendimize düşman ettik.

Eyy Eset üç vakte kadar yolcusun dedik!

Rusya’nın uçağını düşürdük. Bence yanlışlıkla düşürdük. Ona Rus değil Suriye uçağı muamelesi yaptık. Ama düşürdük bir kere ve enseyi karartmayı yediremedik.

Eyy Putin! Gene gelirseniz yine vururuz dedik!

ABD bizi “Rıza” sız bırakıp ülkenin kan şekeri düşünce ve kasalar boşalınca, akıl tutulması dönemi bitiverdi.

Arkasından kafaya takanların senaryoları birer birer oynanmaya başlandı. Bütün olası tehditleri yaşadık. Elbette devlet refleksimiz dik durmaya ayarlı idi ama devlet açlığı insan açlığına benzemezdi.

Önce Mavi Marmara vakasını sorguladık ve gidenleri morarttık. Ardından “OneMunite” i “Seeyou” ya çevirdik.

Musi’yi unuttuk, dört parmaklı Rabia’yı gelin ettik ve Mısır’lı Sisi’ye deSeeyou”  dedik.

Esat’ı Esed yaptığımız günler geride kaldı ve Suriye’de ABD&AB destekli Esat’ın adını biz de Esat’ladık.

Putin ile kavga ayı ile çuvala girmek gibi oldu ve çok yara aldık. Yaş sebze meyvemiz tarlada kaldı. Tırlarımız yolda kaldı. İş adamlarımız kapıda kaldı. Beklediğimiz turistlerde evde kalınca hap yutmuş kaz gibi kıpırdayamaz olduk.

Ve sonunca pardon ve plase dedik.       

Kötü mü yaptık? Hayır, durumun gereğini yaptık ama önce yanlış yapmasaydık, bunlara gerek yoktu. İşlem hacmi artsın diye halt yemeye gerek yoktur.

Şimdi birlik dirlik ve ortak akıl zamanıdır. Benim Cumhurbaşkanım artık senin 20 bin insan getirdiği yere ben 200 bin getiririm dememeli ve seksen milyona hitap etmelidir.

Benim ülkem biz seksen milyon dururken başkalarının formatlaması fena halde canımı acıtıyor ve sonuçlarında da ülke olarak çok canımız yanıyor.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500