Advert
Dünya Barış Günü
Mehmet Çetinkaya

Dünya Barış Günü

Bugün 1 Eylül Dünya Barış günü.

Bugün 2. Dünya Harbi’nin başladığı gün. Yani 79 yıl önce 1939 yılında.

  1. Dünya Savaşı, 1 Eylül 1939’da Almanların Polonya’yı işgal etmesiyle başladı. Bilanço 52 milyon ölü ve milyonlarca yaralı.

İşte insanlık tarihinin en acımasız ve kirli savaşının başladığı gün olarak tarihe geçen gün aynı zamanda Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.

Bizler ve bazı ülkeler 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak kutlar bazı ülkeler ise 21 Eylül olarak kutlar.

Kutlamanın ötesinde bugün dünyada ne kadar barış var.

Dünyada barışın gerçek anlamda sağlanması için kimler mücadele ediyor.

Kimler ise dünyayı kaos haline getiriyor.

Barışı kimler istiyor ve kimler niye istemiyor.

Kaostan ve kandan beslenen ülkeler sözde barıştan yana gibi görünseler de kendileri de bizler de biliyoruz ki gerçek anlamda barış ve huzur onların kitaplarında yazmıyor.

Birçok bölgede birçok ülke kan gölü. Barış ve demokrasi getireceğiz dedikleri ülkelerin ne durumda olduğunu hepimiz görüyoruz.

Birçok ülkede insanlar yok ediliyor, tarih yok ediliyor. İnsanlık yok ediliyor

Göstermelik seçimlerle demokrasi katlediliyor.

İnsanlar göçe zorlanıyor.

İnsanlar değerlerinden koparılıyor. Eğitimden koparılıyor.

Zulüm artıyor. Zalimler artıyor. Türkiye ve birkaç ülke dışında kimsenin sesi çıkmıyor.

Birlik ve beraberlik yok ediliyor. Ülkelere korku salınıyor. Sindirilmek isteniyor ve kirli oyunlarına alet edilmek isteniyor.

Artık ölüm haberleri, katliam haberleri insanlara normal geliyor.

Birleşmiş Milletler ve bazı örgütler göstermelik açıklamalar yapıyor.

Ufak tefek kınamanın ötesi elde var sıfır.

Ancak gerçek anlamda hiçbir çözüm aranmıyor.

Küresel şer güçleri; kural tanımadan yok etme planlarını her geçen gün daha da artırarak sürdürmekte.

İstedikleri ülkede ister terör ile ister iç çatışmalarla ister farklı modellerle zulümleri ve hainlikleri devam etmekte.

İnsanlık, ülkeler, doğa, doğal kaynaklar tehdit altında ve birçok yerde haksız ve orantısız bir güçle el konulmakta.

Mazlumlar ağlamakta ve dünya seyretmekte.

Gittikleri ülkelere adalet, barış, demokrasi, özgürlük, refah ve güven diye gittiklerinde maalesef gerçek yüzleri ve niyetleri yer altı ve yerüstü zenginliklerine konmak ve ülkede yoksulluk, işsizlik, açlık, kan ve gözyaşı hâkim oluyor.

Bunu birçok ülkede hep beraber gördük ve şahit olduk.

Sadece özgürlük ve demokrasi maskesi adı altında neler yaptıklarını bütün dünya gördü.

Sonuç ise hâlâ bildiklerini yapıyor.

Elbette her şeyin bir sonu vardır.

Küfür devam eder zulüm devam etmez.

Bize düşen önemli görev ise birlik ve beraberliğimizi bozmadan, aramıza nifak sokmak isteyen soytarı ülkelere itibar etmememiz gerek.

Bizler savaştan yana değil barıştan yana bir milletiz.

Güçlüden yana değil haklıdan yanayız.

Mazlumdan yanayız. Adaletten yanayız.

Savaşın, terörün, şiddetin, açlığın olmadığı bir dünya olsun.

Dünyada barış olsun, sevgi olsun, çocuklar, anneler, babaların ağlamadığı bir dünya olsun.

Dünya herkese yeter.

Yeter ki hain olmayalım.

Kimsenin toprağına, milletine ve zenginliklerine dokunmayalım.

Çalışarak emek vererek kazanalım.

Barışa hep beraber katkı sağlayarak barışa giden yolda ilerleyelim.

Savaşları değil barışları konuşan bir dünya olalım.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi ‘Yurtta barış, dünyada barış’ bütün dünyanın ilkesi olsun.

Yeni bir mevsimin habercisi Eylül ayı hepimize güzel bir ay olsun.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500