Advert
Bursa’nın ölü yıkayıcısı olmayın!

Bursa’nın ölü yıkayıcısı olmayın!

Bursa’nın dert sahibi olması için çok çalıştık ve başardık. Allah için hepimizin katkısı olan bu tablodan gurur duymalıyız. Eğlenmenin İstanbul’a,  evlenmenin her ilin kendi kızlarına ama dinlenmenin kayıtsız şartsız Bursa’ya havale edildiği günleri artık çok geride bıraktık. Plansız programsız aşırı büyüme, her bölgeden alınan yoğun göçün kentin sınırlarını zorlayacak ve dokuyu bozacak şekilde yarattığı gecekondu bölgelerinin kenti işgal etmesi, tarım alanları OSB ye dönüştürülürken yeraltı sularının korunmaması, verilen sınırsız tavizler sonucunda kenti sorunlar yumağına doladı.

Uzaklık algımız fazla yakın(!)

Hürriyet’ten ya da Çekirge’ den merkeze giderken Bursa’ya gidiyoruz demenin, çevre yolu hızıyla 40 km yanı başımızdaki Yenişehir Hava Alanını anlatırken Fizan’a gidiyormuşuz gibi abartmayı sevdik. Her şeyi elimizin altından burnumuzun dibinde olduğu yılları çoktan geride bırakmanın, bütün yolların heykele çıktığı dönemleri terk etmemenin dar kafalı geçmişiyle yüzleşmenin zamanı geldi geçiyor.

Uydu kentler yaratmak yerine, kentin içine uydurulan başta Doğanbey Vakası olmak üzere kentsel dönüşüm garabetleri sadece fıkralara konu olmakla kalmıyor ahlaka mugayir işlerin merkezi oluyor ama hala inatla kent içinde tepişmeye devam ediyoruz.

Sorun sadece stadyum değil ki!

Bursa’nın son günlerde çektiği trafik çilesi sadece İzmir-Mudanya yolu ayrımında Stadyum ulaşım güzergâhındaki köprülü kavşak düzenlemesi sıkıntısı değildir. O durum ateşi 42 C derecelere çıkmış havale noktasındaki hasta profilidir. Artık Bursa’nın her noktası 40 derece ateşli hasta görüntüsündedir ve bu ateş bu bedeni bitirir.

UKOME denilen kurum ise çözüm üretmek yerine ucube uygulamalara devam etmektedir. Dağın eteğine konuşlanmış Bursa’nın Lineer hat üzerindeki ulaşım mantığında, her delikten girip, her delikten çıkamazsınız. Yolu daraltan ve kesen uygulamaları ortadan kaldırmak gerekir.

Ya o batçıklar olmasaydı?

Rahmetli Hikmet Şahin’in zorlayarak yaptığı pek eleştirilen alt geçitli yolların ve köprülü kavşakların olmadığı trafik lambalı Bursa’yı hayal bile edemiyorum. Mudanya’dan, Uludağ Üniversitesinden Gürsu’ ya kadar lambasız trafik bile yetmiyor artık yollarda eziyet çekerken bir de “anlamsız” trafik uygulamaları yaraya tuz basmak gibi oluyor.

Kafa sadece kemere takılmaz

Bursa’da makas atma, dönüşlerde arabanın kıçını attırma ve araç sağlama başladı. Kendi başlarını yeseler umurumda değil. O terbiyeyi veremeyen aile acısına katlansın ama başkalarının canını yakıyorlar. Belki de şımarık bebelerin kullandığı araçların “ağırlığından” olsa gerek onları takip etmek zor geliyor ama emniyet kemeri kontrolü aralıksız sürüyor. Ceza yemedim ve kemeri önemsiyorum ama takside dolmuşta emniyetçe “kafaya” takılmayan kemer özel araçta neden önemsenir bilen varsa bana da söylesin.

Tarihe ‘de Münkir’ e de hesap veremezsiniz

Bursa’nın gerçekten akil insanlar tarafından acilen konsültasyona ihtiyacı var. Mikrofon başında Bursa’yı överek, eskileri döverek yaptıklarını abartarak Bursa kurtulmaz. Artık Frenklerin deyimiyle banliyölerde yaşamaya alışmalıyız. Kentlerim emanetçileri bunu yapmak zorundalar. Kent içi uygulamaların rant kokulu pansuman operasyonlar olduğunu biliyoruz. Ro-Ro limanından çok daha öncelikli bu işleri yap(A)mazsanız tarihe de Münkir ve Nekir’ e de hesap veremezsiniz.

Yoksa Bursa ölüyor.

Gençliğimiz ölüyor.

Geleceğimiz ölüyor.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500