Advert
Advert
Takke düştü Fatih Terim göründü…

Takke düştü Fatih Terim göründü…

2016 Avrupa Kupasının son vagonuna son anda ve son saniyede atlayarak Fransa yolcusu olduğumuz zaman 350 binlik İzlanda’nın gruptan lider çıkmasını tesadüflere bağlayarak, büyük bir kibirle “Biz bitti demeden bitmez” diyecek kadar saygısız içi boş bir özgüven içerisinde kafilenin ceplerini Euro doldurarak gönderdik.

Gruplar çekildiğinde ekranların karşısına geçen “Bin Bir Mimikli Adam” en zor gruba düştüğümüzü ama zoru sevdiklerinin altını çizerek “Neden olmasın” masalını belleklerimize kazıdı.

 1991 de devlet olmuş 5 milyon nüfuslu Hırvatlar bizi evire çevire ama bir golle yenince, galibiyetlerini yüksek oyun karakterlerine bağladık.

 Ardından İspanya ile oynadık. Onların bizi geriye yaslayacağı ön kabulü ile teknik analiz yapan “Binbir Mimikli Adam” maçın kayıp olacağının sinyallerini verdi. Aslında     46 milyonluk İspanya’nın gerçekten bir futbol geleneği olduğunu daha önceki Avrupa ve Dünya Kupalarından biliyorduk ve İspanya Milli Takımının düşüşte olduğunu da biliyorduk o ne gariptir ki “O” bilmiyordu. İspanya bizi hem hırpaladı hem yendi derken, içerden gelen sesler euro bazlı prim paylaşımı kıyameti koptuğunun habercisiydi.

 Son maçta “Ahı gitmiş vahı kalmış” ve dahi bizimle muhallebi bile yerken şanssızlıktan dişi kırılan Çeklere iki çekince ilk golü atan prim mağduru(!) çocuğun sevinirken ülkesine doğru kol çıkarması supap ayarının ne kadar bozuk olduğunu gösteriyordu.

 Bu galibiyet birkaç olasılığın yerine gelmesi ile bizi gruptan çıkarma şansını getirdi ama kimse rakiplerle değil primlerle boğuşan bizim takayı artık arkadan itmek istemediğinden herkes kendi işine baktı ve fişimizi çekti.

 16 ya kalmak için oyun karakterinizin olması yeterliyken, 80 milyondan bir karakterli takımın çıkmaması canımızı yakıyordu.

 Aslında çeyrek final yolu bizim takkemizin düşüp kelimizin göründüğü dönem oldu. Büyük yaygaralar kopardığımız ve en zorlu grup dediğimiz gruptan İspanya dahil kimse adını çeyrek finale bile yazdıramadı.

 Yani bizim en güçlü grup lafı bir şehir efsanesi bile değil, olursa kendimize pay çıkaracağımız bir şark kurnazı yalanı oldu.

 Peki, elemelerde “tesadüfen” Fransa 2016 bilet aldı dediğimiz 350 bin nüfuslu hocası asgari ücret maaş alan İzlanda ne yaptı? Önce gruptan çıktı ardından futbolun beşiği denilen turnuvanın favorilerinden İngiltere’yi tuşlayarak çeyrek finale adını yazdırdı.

 Daha önceki turnuvalarda bize çıktığında çantada keklik dediğimiz, Malta, San Marino vs. sınıfında yer alan kadrosundaki simitçi itfaiyeci, park bekçisi berberler ile kafa yaptığımız İzlanda futboluna karakter oturtarak finale doğru yürüyor.

 Biz ise hocası, topçusu ile milyon Eurolar içinde yüzerken karakterli bir futbol çıkaramıyoruz.

 Türk Futbolu için bir şey yapın ve gereğini yapın. Biliyorum kavun tatlı, gelir ballı istifa etmezsiniz ama bari senede 3-4 ayını İzlanda’da geçirin de futbol karakteri nasıl kazanılır diye İzlanda’nın asgari ücretli hocasından ders alın.

    İzlanda'nın başkenti Reykjavik, nüfusu 123 bin kadar ve sadece   aylık maaşınız ile malikane satın alabilirsiniz. Türkiye’de 420 bin lisanslı futbolcu ve İzlanda’nın toplam nüfusunun 350 bin kadar olduğunu düşünürseniz öğreneceğiniz takke düştüğüne göre onlardan çok şey var demektir.


DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500