Advert
Sağlık İl Müdürlüğü’nden ricamızdır; sonuç da muayene kadar önemli Lütfen bir düzen!
Sevinç Çelebi

Sağlık İl Müdürlüğü’nden ricamızdır; sonuç da muayene kadar önemli Lütfen bir düzen!

Hastaneye gittiğinizde söz konusu sonuç göstermekse vay halinize. Çünkü; işte o zaman hele ki de çalışıyorsanız, kesinlikle önce tüm gün izin alın derim, sonra da yanınıza biraz da atıştırmalık!

Çünkü; En gününüzün hemen hemen tümünü, yani sabah 08:00-akşam 16:00, orada geçirebilirsiniz. Birkaç kez bu konuya değinmemize rağmen henüz bir düzenleme getirilmedi. Ancak insanların mağdur olmaması için bir an önce getirilmeli.

SONUÇ SAATİ BELİRLENSİN

Daha önce de yazdığım gibi, birkaç muayeneden sonra, birkaç sonuç alınabilir ve tekrar muayeneye dönülür.

Veya sonuçları göstermek için bir dilim zarfı belirlenir. Örneğin: 11:00-12:00 ya da 14:00-15:00 saatleri arasında sonuçlara bakılır gibi gibi… Böylece çalışan kesim de ona göre izin alır ve hem kapı önünde kalabalık etmez ve de sorunsuz bir şekilde gidip muayene olduğu doktora sonucunu gösterir.

BU KADAR MI ZOR?

Bu kadar mı zor bu kadar basit olan bir düzenlemenin devreye girmesi! Yoksa sonuçlar hafife mi alınıyor?

Halbuki muayene kadar sonuç da önemli! Sonuca göre ilaçlar yazılacak ve ya tedaviye başlanacak çünkü…

Madem öyle, muayene olan insan iyileşti mi ki bir sonraki gün sabahtan akşama kadar ayakta, yoğunluktan havasız kalmış koridorlarda, kapı önünde bekletiliyor? 

Özetle;

Sağlık İl Müdürlüğü’nden bir an evvel bu çok önemli ayrıntıyı dikkate almalarını, sadece Zübeyde Hanım Hastanesi’nde değil, tüm hastanelerde bu düzeni sağlamalarını, tüm vatandaşlar adına önemle rica ediyorum.

ÇİLE BİR AN EVVEL BİTSİN

Ve her daim olduğu gibi, doktorlar onları ‘mimlemesin’ endişesiyle sırtını dönerek bana poz veren ve duygularına tercüman olmamı isteyen sevgili hanımların bir an evvel çilesinin bitmesi dileğimle.

Sevinç ÇELEBİ

***

Kamuya ait park ve bahçeler  açık meyhane olmasın!

Görükle Dumlupınar Mahallesi’nde ikamet ediyoruz. Ancak (özellikle de havaların ısınmasıyla başlayan ve bugüne dek sürüyor), mahallemizde bulunan motorlardan, meşe parkındaki içki sofralarından ve sonrası kavga gürültüden bıktık usandık.

GEÇ SAATLERE KADAR SÜRÜYOR

Öyle ki; bahsettiğimiz gürültüler gecenin geç saatlerine kadar sürüyor. Yetmezmiş gibi örneğin gecenin bir vakti (saat 2’de) ‘biraz sessiz olun’ uyarılarına, söz konusu kişiler bu kez de uyaran herkese saldırılıyor. Sonuç itibariyle, bekçilerle, polislerle itiş kakışla tüm gece sakinler uykusuz kalıyor.

NİLÜFER'DEN RİCAMIZDIR

Nilüfer Belediyesi’nden ricamız, ilgili kurumlarla iletişime geçip parklarda halka açık oturma yerlerinin açık meyhanelere uyuşturucu cenneti haline döndürülmelerinin önüne geçilmesi yönündedir. İlgilinizi bekliyoruz.

Saygılarımızla

Görükle Dumlupınar Mahallesi SakinleriUlu değil kokar şehir!

Yıl 2018, ancak Bursa’nın göbeği sayılan Hamitler Mahallesi halen çöp kokuyor! Sanki Bursa’mız 'Ulu Şehir' değil de, ‘Koku şehir’. Yıllardır bu durumdan bıktık, bunaldık. Her nefes aldığımızda çöp kokusunu ciğerlerimizde hissetmek nefret verici.

İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ

Sayın Büyükşehir Yetkilileri, lütfen bu duruma bir an evvel bir çözüm getirin. Şehrin en merkezinde çöplük olmaz, olamaz! Ne olur gerekli adımı acilen atın ve de bu çöplüğü şehir dışına, insanların Allah’ın verdiği canları bezdirmeyecek yerlere taşıyın. Bizler evlerimizde ve bölgemizde sadece huzur ve de insanca yaşamak istiyoruz. İlgi ve alakanızı bekliyoruz.

Saygılarımla

Hamitler Mahallesi adına

Yücel ALİPAŞA

**** 

Küçük bir hikaye hem de ne hikaye

“Afrika’nın kalbi olan MASAİ MARA düzlüklerinde sırtlanlar avlanmakta güçlük çekmekteydiler, sebebi ise düzlüklerin sahibi olan aslan, sırtlanlara fırsat vermemekteydi.

Bir gün aralarında toplandılar ve bu sorunu çözmeleri gerektiğini, çok fazla av olduğunu ve bundan yararlanmaları gerektiğini uzun uzun tartıştılar… Ve sonunda ilginç bir fikir buldular.

Aslan’a giderek “Sevgili Aslan. Buraların sahibi sensin, biz de bunu kabul ediyor ve sana çalışmak istiyoruz.    Biz sırtlanlar olarak çalışır, avlanır ve her avın yarısını sana getiririz. Böylece sende bizi görmezden gelirsin” dediler.

Bu fikir aslanın hoşuna gitti. Sonuç olarak, hiç uğraşmadan çok daha fazla ava sahip olacaktı. Eğer buna ses çıkaracak birileri çıkarsa da, ‘aslında sırtlanların avladıklarının hastalıklı olduğunu söyler, çatlak sesleri sustururum’ diye düşündü.    

En nihayetinde sağlanan bu mutabakatla sırtlanlar ile aslan arasındaki bu ittifak sessiz ve uzun yıllar boyunca sürdü.

Sırtlanlar avlanıyor, avın yarısını alıyor, aslanda yattığı yerden hem ormanı yönetiyor gibi gözüküyor, hem de doymak bilmeyen iştahını bastırıyordu. Diğer sakinlerde aslında bunun bir gereklilik olduğunu düşünüyor ve düzenin sağlanmasından mutlu oluyorlardı…” 

Şimdi sizden ricam bu hikayeyi bir kez daha okumanızdır.

Ancak yukarıdaki yazıdaki ‘MASAİ MARA'yı’ Şehreküstü,

‘ASLAN'ı bir devlet kurumu,

‘SIRTLANLARI’ o devlet kurumuna bağlı bir vakıf ve yan kolu 

AV kelimesini de araç sahibi veya masum vatandaşlar

olarak değiştirerek tekrar okumanız yönündedir.

Burada kimseye hakaret kastım yoktur. Yaptığım benzetme devletime veya kurumlarına hakaret niteliğinde değildir. Milliyetçilik veya devletçilik gibi Atatürk ilkeleriyle hiç bir sıkıntımda yoktur...

Eğer bu belgeseli canlı izlemek isterseniz de lütfen Şehreküstü'ndeki Ak Parti İl Binası önünde 30 dakika beklemeniz yeterli olacaktır.         

 Not: (Ama benim zamanım yok, nasıl gidip izleyeyim’ diyerek üzülenler olursa da sıkıntı yok. Çünkü belgesel yayını, Pazar dahil her gün 24 saat boyunca devam ediyor, üstelik kesintisiz ve şifresiz...

A.Rıza Bey

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

Görenleri hayrete düşürüyor!..

Fotoğraflarda da görüldüğü gibi, bu üçgen park Küçükbalıklı’mız da bulunuyor. Ve görüntüsüyle herkesi hayrete düşünüyor. Parkın adı üçgen mi değil mi bilmiyoruz ama buna başka bir isim de yakıştıramıyoruz. Ayrıca hangi akla hizmet ve nasıl bir düşünceyle yol ortasına yapıldı bu park, mahalleli olarak bilemiyoruz, ancak yol ortasında bir park sahibi olmaktansa yapılmamış olmasını tercih ederdik düşüncesindeyiz. Her şeye rağmen, mecburiyetten, bu küçücük parkta çocuklar oyunlarını oynamaya devam ediyor. Ve park demeye bile dilimiz varmadığı bu üçgene aileler mecburiyetten çocuklarını getiriyor ve oyun süresince başlarında bekliyor.

KAZA OLASILIĞI ÇOK YÜKSEK

Çünkü her yanı yol olan parka çocukların kendilerinin arabaya çarpmadan gelebilmeleri pek mümkün görünmüyor. Aksine, araçların vızır vızır geçtiği yoldan bir çocuğun parka girmesi mümkün görünmediği gibi kaza olasılığı da çok yüksek görünüyor. Dolayısıyla sevgili yetkililerden bu parkı kaldırmalarını ve bu üçgeni başka bir şekilde değerlendirmelerini rica ediyoruz.

BÜYÜKLERİMİZDEN RİCAMIZDIR

Örneğin bu yer yeşil alana dönüştürülebilir, içine çiçekler ekilebilir veya suyla dolu bir havuza dahi dönüştürülebilir. Böylece hem mahallemiz güzel bir görüntüye bürünür hem de tehlikeli park hali ortadan kalmış olur. Daha evvelden de dile getirdiğimiz, muhtarımıza söylediğimiz bu konuyu devlet büyüklerimizden çok çok rica ediyoruz, ve bu konuda hassasiyet, ilgi alakalarını bekliyoruz.

Saygılarımızla

Zeki KESKİN

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500