Advert
İyiliğinize
Tuğba Aydın

İyiliğinize

Vicdan ve merhamet. Göğsünde çarpan bir kalbi olan herkesin sahip olduğunu sandığımız iki his… Öyle hasretindeyiz ki şimdi sizlerin!

Bir insanın bastığı yerlere bakın, ayak izlerinden belli olur içinde taşıdıkları. Karınca yuvalarını ezmez mesela. Kilit taşlar arasından çıkan kır çiçeklerine basmaz. Yüreğinin, iyiliğin pusulasıyla yürür bu yeryüzünde.

Ellerine bakın, toprağa değmiş mi, bir tohumu saklamış mı bağrına; dudakları bir bardak suyu hasretle içmiş mi, nemli mi? Göğsünde bir kedi uyumuş mu huzurla? Gözlerine bakın bir çocuğa gülümsemiş mi, ışık ışık olmuş mu, içi sevinçle kabarmış mı?

Bir insanın anılarına bakın, sevmiş mi? Karşılıksız bir ağacı dahi sevmiş mi? Sevilmiş mi, yanına yaklaşıyor mu korkmadan sokak köpekleri?

Yazdıklarım nasıl içi okşuyor nasıl umut dolduruyorsa yazarken benim içim o kadar acıyor, umutlarımın kanatları kırılıyor. İçimde ölü canlar var, bedenleri soğuk, gözleri öfke dolu. Hatta belki vazgeçmiş kızmaktan; kolu kanadı kesilmiş bir meleğin ağır, mânâlı bakışları var. İçimde bir nazar boncuğundan kolye, sahibine artık büyük geliyor ipi. Zayıflamış o narin boyun, boncuk kararmış, maviliğini unutup. Sahibinin gözleri ama inadına sonsuza kadar mavi kalacak. İçimde sayısız kelime var, dökemiyorum ne kâğıda ne de dilime. Sözler yetmiyor, bu sözler bu anlamları kaldıramayacak kadar yorgun.

Bir insan düşünün, aynı göğün altındasınız ama o görmüyor maviliği. Siz âşık olurken o çocuğun mavi gözlerine, o ise… Ne yazayım şimdi buraya? Siz söyleyin. O ise ne diyeyim? Yakışmıyor bu beyaz sayfalara bile kötülüğü yazmak. Beyaz sayfalara yazılamazken bir çocuğun masum bedeninde karşılık buluyor kötü kader.

Kapkara patili bir çocuğu yazarım ama o yakışır. Hem en çok o yakışır. Belki patilerinin ucu beyazdı, annem çorap giymiş derdi öyle olunca. Patilerinin ucunda beyaz çorapları vardı. Hiç bilemeyeceğiz artık. Son bakışında anlatmıştır belki bize hikâyesinde ama biz asla o gözlere bakmaya cesaret bulamayacağız.

Öfkemi, nefretimi kusmak istiyorum aslında. Ama o kadar acı var ki içimde, sıra öfkeme gelemiyor. Açsam ağzımı oluk oluk gözyaşı dökülecek sanki. Ağız dolusu lanetler, beddualarsa sırasını bekliyor. Ama hiçbiri kâr etmeyecek. Ne acım dinecek ağlamakla, ne öfkem lanet okumakla.

Bildiğim ve inandığım tek bir şey varsa, o da dünyayı iyilik kurtaracak. Sevmek kurtaracak. Sevgiden doğacak o güzel günler. Nefret, hep kaybedecek. Kin kurtarmayacak biz, beraber iyileştireceğiz yaralarımızı. İyilik yeniden galip gelecek. O yüzden basma bir karıncanın yuvasına, kır çiçeklerini ezme, kedi köpek korkmasın senden, çocuklara gülümse. Toprağa dokun, ağaca sarıl… Bir olsun gövdeleriniz, öğren ondan yaşamayı. “Tek ve hür” ve en önemlisi “kardeşçesine…”

Sağlığınıza… İyiliğinize… Allah iyiliğinizi versin. Başka dert vermesin…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500