Advert
Şeker Bayramı değil bayram şekeri
Mehmet Çetinkaya

Şeker Bayramı değil bayram şekeri

Deliye her gün bayram derler ya... O söz doğru değil... Ama fakire de, zengine de bayram bayramdır demek gerek... Allah yolunda bir nefer oldukça Yüce Yaradan seni fakir iken de mutlu eder zengin iken de... Öyle sebepler zinciri kurar ki birbirine söyleyeceğin tek şey kalır... Kurban olduğum Allahım sen nelere kadirsin...

                     ***

10 yaşında yaşıtları gibi güzel bir çocuktu. Babası parasız ve işsizdi. Mübarek Ramazan'ı komşularının yaptığı yardımlarla zar zor geçirmişlerdi.

Bayram günü geldi çattı. Anne ve babası evde sessizce oturuyorlardı. Kimse ziyaretlerine gelmiyordu. Bazen fakirin dostu olmaz ya da az olur. Babasının ve annesinin ellerini öptü usulca. Babası utanıyordu kendinden. Oğluna bayramda bırak harçlık vermeyi bir elbise bile alamamıştı. Üzülüyordu içten içe. Babasına yavaşça fısıldadı: "Baba ben bayram şekeri istiyorum!"

Bu sözler babasının yüreğine bir ok gibi saplandı.

Cebinde sadece 10 lira vardı. Onunla şeker alsa akşama yiyecek bulamayacaklardı. Oğlunun başını okşadı: "Oğlum cebimde sadece 10 lira var. Onunla da bayram şekeri alırsam yiyecek alamayız. Biraz sabret bir iş bulursam o zaman istediğin kadar bayram şekeri alırım sana..."

Bu sözler çocuğu tatmin etmedi. Bahçeye çıkıp ağlamaya başladı. Başını öne eğmişti. İçeride de babası ve annesi gözyaşlarını tutamamıştı. Onlar da ağlıyorlardı. Çaresizdi baba…

O sırada evinin önünden bir adam geçiyordu. Çocuğu ağlar bir vaziyette görünce başını okşadı ve sordu: ”Ne oldu yavrum? Neden ağlıyorsun bu mübarek bayram gününde?”

Çocuk yaşlı gözlerle samimi bir şekilde cevap verdi: ”Ben şeker istiyorum amca! Bayram şekeri…”

Bu sözler adamın yüreğini yaktı. ”Buradan ayrılma beni bekle hemen döneceğim” diyerek çocuğun yanından ayrıldı. Markete uğradı. 1 kg. şeker, 1 paket de çikolata alarak geri döndü. Çocuk sevinç ve mutluluk içinde adamın yanına koştu.

Şeker ve çikolatalara bir de bayram harçlığı ekleyerek, ”Al yavrum. Artık ağlama. Senin için aldım” dedi ve gülümsedi. Çocuk teşekkür etti ve elini öpmek istedi. Önce elini vermek istemedi ama sonra uzattı.

Elini görünce birden irkildi. Çünkü parmaklarından 3 tanesi yoktu. Ellerini öptü ve sordu:

”Ellerine ne oldu amcacığım?”

“Boş ver yavrum o kadar da önemli değil.” dedi ve ayrıldılar. Sevinçle evine girdi ve şekerleri yemeye başladı. Annesi ve babası da adama bol bol dua ettiler.

Kiminin parası kiminin duası…

Sizin her şeyiniz olabilir. Ancak gerçek ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını görmedikçe bir tarafınız eksiktir.

Paylaşmaktan korkmayın. Paylaştıkça çoğalır. Sevgi gibi, bilgi gibi…

Bayramlar beraber güzeldir.

                               ***

Okurlarımıza pazar günleri bu köşeden bir kıssadan hisse ile seslenirdik. Bu hafta iki tane olsun istedik.

Kocası olmayan yaşlı kadın, tereyağı yapıp bakkala günlük olarak satıyordu. Ancak bakkal tereyağını hiç tartmıyordu. Bir gün aklına bir şüphe düştü ve kadının getirdiği yağı tartmaya karar verdi. 1 kg olarak aldığı tereyağın aslında 900 gram olduğunu görünce çok sinirlendi. Ve ertesi gün kadın dükkâna gelince bakkal, “Bir daha senden tereyağı almayacağım” dedi.

Yaşlı kadın üzülerek, “Efendim bir yanlışım mı oldu?” diye sordu.

Bakkal, ”Senin bana verdiğin yağ 900 gram geldi ayıp değil mi bu yaptığın?” dedi.

Bunun üzerine kadın şöyle cevap verdi; “Efendim benim terazim yok, daha önce sizden 1 kilo şeker almıştım onu tartı olarak kullanıyorum” dedi.

Tabii bakkal utancından ne yapacağını şaşırdı.

Böyledir işte dünya, ne ekersen onu biçer. Kime ne verirsen onu alırsın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500