Advert
İnegöl’e deniz lazım..!

İnegöl’e deniz lazım..!

İnegöl’de yaşam Bursa’daki gibi ver yesin ört uyusun şeklinde geçmiyor. Bursa’da gündoğusu patladı mı Güzelyalı’da fırtınalar kopuyor. Ağustos’ta Mudanya kış oluyor.  Lodos bir esmeye görsün Yıldırım’da çatıları uçuruyor. Kurşunlu’yu Kumla’ ya denizden transit geçiriyor ama biz Bursalılar için her rüzgâr meltem kıvamında olduğu için her ay alesta, mevsim siesta halinde uyuyor.

İnegöl’de deniz olmadığı için her dolu bardak bir fırtına habercisi oluyor. Bardağı eline alan sallıyor. Dökülen damlalardan gizli  maksadını hasıl edecek medet umuyor.

İnegöl dertli bir ilçemiz.

Coğrafyası, insanı, aklı ve kenti adına yüreğinde sevdası olan insanlarla dolu olduğundan “üretim” bellemiş hizmetin sevdanın adını ve… 

Ne kadar üretim, o kadar istihdam…

Ne kadar üretim, o kadar katma değer…

Ne kadar üretim, o kadar ihracat…

Ne kadar üretim, o kadar refah…

Ne kadar üretim, o kadar huzur…

Ne kadar üretim, o kadar hizmet…

Demiş ve bu hızlı kentsel büyümenin yaratacağı problemleri öngörerek çözümü için de vekiller, organlar belirleyerek yoluna devam etmiş.

Dünyanın bütün ölçülerinde kaynaklar sınırlı, talepler sonsuz olduğu için her zaman bir hizmet ve beklenti açığı vardır. İnegöl’de de halkın taleplerinin oluştuğu ve çözüm ya da yanıtı için makamlara sunulduğu Kent Konseyinin mealen verdiğimiz kadar alamıyoruz görüşüne karşı bir bardak suda koparılan fırtınayı anlamış değilim.

Anlıyorum da zikirde özürlüyüm.

18 (on sekiz)Vekille temsil edildiğini zanneden ama rezerve koltuklu konuklardan ev sahiplerine yer kalmadığı için istihdamda,  üretimde, ihracatta, GSMH da ülkesinde gümüş madalyanın altına düşmeyen Bursa’nın yarattığı katma değerin fitresini bile geri alamadığını aklı olan yazıyor ve konuşuyor.

Hatta bazı zevat kapı arkalarında konuşuyor ama İnegöl’de buna benzer bir şeyi dillendiren adam asmaca oyununun asılanı oluyor.

Yani aslında İnegöl’de Büyükşehir için yapılan eleştiriler ve beklentiler bağcı dövmek için değil üzüm yemek içindir ve Bursa’nın Ankara’ya olan soğukluğunun aynı tarifeden ifadesidir.

Büyükşehir İnegöl’e eşitleri içerisinde pozitif anlamda farklı davranmaya mecburdur. Orada üretim gücünün sahibi olan halkın hizmet istemesinden doğal bir şey olamaz.

Oysa BŞB yasasıyla kendi kaynaklarının yarattığı ve önemli bir gelir kalemi olan su faturalarını Buski vasıtasıyla hem de kallavi zamla tahsil eden Büyükşehir’in bir sarı otobüsü bile İnegöl’den esirgemesini hangi akıl ile doğru bulursunuz?

Bursa sesleniyor ama duyan yok. İnegöl’de sesini çıkarana gider yapılıyor. Efendiler! Patronun her şeyden memnun olduğu sistemde arıza vardır.

Bir çılgın proje de İnegöl’e lazım bence. Bir bardakta fırtına yaratanlar için getir denizi Gemlik’ten ardından bir lodos kopsun bak o zaman İnegöl’de neler oluyor?

Ya da İnegöl’ü il yapıverin. Kaldırın yükünü(!) Bursa’nın sırtından… İstihdamı, üretimi, ihracatı ile 50 (elli)ili sollayan İnegöl’ü bırak tek başına görsün gününü(!)…

Ama derin İnegöl’ün unuttuğu bir şey var. Ankara, Bursa’dan alışık olduğu için merkezden gönderdi mi 3-5 torpilli kontenjan… İnegöl’de de olur her rüzgâr meltem, her mevsim bahar…

Ardından ver yesin ört uyusun Bursa gibi…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500