Advert
Toprağını ve insanını satan kaybetmeye mahkûmdur
Mehmet Çetinkaya

Toprağını ve insanını satan kaybetmeye mahkûmdur

Filistin 1516’da Osmanlı toprağı oldu. Bu topraklarda 400 yıl Osmanlı hâkimiyeti hüküm sürdü. Yahudilerin Filistin topraklarında hep gözü vardı. 1897 yılında Avrupa’da kurulan örgütle fonlar oluşturuldu. Topladıkları para ile Filistin’de yaşayan Araplardan çeşitli oyunlarla topraklar satın aldılar.

Amaç ayrık otu misali…

Meşrutiyet ile birlikte azınlıklara verilen haklar, Yahudilerin işine yaradı ve özellikle 1914 yılından sonra Filistin’deki Araplardan geniş topraklar satın alıp yerleştiler.

1916’da İngiltere temsilcisi ile Fransa temsilcisi arasında imzalanan Sykes-Picot antlaşması ile Osmanlı toprakları İngiltere, Fransa ve Rusya arasında paylaştırılırken Filistin için uluslararası statü öngörülüyordu.

1917’de İngiltere Dışişleri Bakanı, Yahudilerin liderine gönderdiği bir mektupla, ‘Yahudilerin Filistin’de yurt kurmalarını desteklediğini’ ifade ederek İsrail devleti yolunu açtı.

1918 yılında Osmanlı askerleri Filistin’den çekildi ve bölge İngiliz hâkimiyetine girdi.

1880 ile 1918 arasında Filistin’deki Yahudilerin sayısı 24 binden 65 bine, nüfusu yüzde 10’a çıktı. Ardından Araplar ile Yahudiler arasında gerginlikler başladı.

1933 yılında Nazilerden kaçan Yahudi göçmenler de Filistin’e gelmeye başladı. 3 yıl içinde Yahudi sayısı 335 bin oldu.

Yahudiler 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşunu ilan ettiler. İsrail’in kuruluşu ile birlikte Arap-İsrail Savaşları daha da hız kazandı.

Filistin ise bağımsızlığını 15 Kasım 1988'de Cezayir'de ilan etti.

Toprağını, değerlerini, insanını satan her zaman kaybeder.

Geçmişte ilk temel hata toprak satmakla yapıldı. Onların cezasını bugün masumlar canlarıyla ödüyorlar. Ve ödemeye de devam edeceklerdir.

Yahudiler birlik oldular beraber oldular.

Müslüman ülkelerin liderleri maalesef destek olmadıkları gibi köstek oldular.

Geçmişten bu yana baktığımızda Selçuklular, Osmanlılar ve bugün Türkiye Cumhuriyeti sahip çıktı çıkmaya da çalışıyor.

Diğer Müslüman ülkelerin halkı destek veriyor mu çoğunluğu evet. Liderler ise maalesef hayır.

Önceki gün Amerika’nın bilinçli ve planlı olarak oynadığı kanlı oyunla 60'ın üzerinde şehit ve binlerce fiziki ve milyonlarca gönlü, kalbi yaralı insan var.

Mübarek Ramazan arifesinde veya içinde ilk defa değil yaşanan katliam.

Kanla beslenen küresel baronlar her daim iş başında ve her daim hain planlar yapmaktadır.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in yaptığı zulme ses çıkaran tepki veren tek lider.

İsrail’in Kudüs’teki saldırılarında hayatını kaybeden Filistinliler için üç gün süreyle ulusal yas ilan edildi bayraklar yarıya indirildi.

Filistin’de yıllardır sorunların çözülmemesinin sebebi malum küresel baronlar ve işbirlikçileridir.

Kudüs sadece Filistin’in ya da Arap milletinin değildir. Kudüs tüm İslam âleminin derdi ve sorunudur.

İnşallah bu kanlı zulme ve bu azgın zalimlere son verilir.

Zulme sesiz kalanlara lanet olsun.

Zulme kol kanat geren şeytanın askerlerine de lanet olsun.

Bu zulmü yapanlar ve bu zulme sesiz kalanlar bir gün siz de bu kanda boğulacaksınız.

Bu bir insanlık suçudur.

Bu bir devlet terörüdür.

Bu bir utançtır. Bu bir ahlaksızlıktır.

Küresel güçler katlediyor ve bütün dünya sessiz ve sedasız seyrediyor.

Bu bir Siyonist katliamıdır.

Bu küresel baronların tezgâhladığı katliamdır.

‘Küfür devam eder, zulüm devam etmez.’

Bu şerefsizler, kendilerinden başkasını insan yerine bile koymayan Siyonist zihniyet şeytan destekli hesap peşindedir.

Unutmasınlar ki Allah'ın da bir hesabı vardır.

Ve yine unutmasınlar ki

‘La Galibe İllallah’ yani

Allah’tan başka galip yoktur.’

Er geç Allah'ın izniyle ilahi adalet yerini bulacaktır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500