Advert
Onlar...
Mustafa Karaman

Onlar...

Çöpleri karıştırıyorlar.

Bizim çöplerimizi ayıklıyorlar.

Çöplerimizden faydalı olanları toplayıp, çuvaldan arabalarına doldurup, geri dönüşüme taşıyorlar.

Günde 30 TL kazanmak için, saatlerce yol yürüyüp, alın teriyle çalışanlar onlar.

Bazılarımız, görmeyiz onları. Görsek bile, görmezden geliriz onları.

Kimimiz de, bakışlarımızla horlarız onları!

Yolda kan ter içinde yol alırken onlar, yolda oldukları için kızarız onlara, basarız kornalara!

Hikayelerini bilmeyiz.

Hayallerini merak etmeyiz.

Onları görmeyiz!

Düşündünüz mü hiç?

Bizim yerimizde olabilmek için neler vermezdi onlar!

Temiz kıyafet, iyi bir ev, güzel bir araba, nezih bir iş, istemez mi onlar!

Bilemeyiz,

Çünkü merak etmeyiz,

Onları görmezden geldiğimiz için, sevdalarını da, hayallerini de, geçmişlerini de bilmeyiz.

Biz; en küçük sıkıntıda şikayet ederiz, sabretmeyiz, hoş görmeyiz.

Halimize şükretmeyiz!

Sürekli halimizden şikayet ederiz!

Dün,

Onlardan biriyle sohbet ettik.

Halini ve hatırını sorduk,

Dedi ki; ŞÜKÜRLER OLSUN!

Bu kadar zor şartlar altında şükredeni görünce;

UTANDIK...

Bunlar...

İşi var, aşı var, evi var, eşi var, Allah bağışlasın, özel okulda okuyan çocuğu da var.

Sosyal güvencesi, sosyal çevresi var, Allah daha da çok versin, parası-pulu da var.

Çöpü var, çöpünü toplayan çöpçüsü var, Allah sağlığını daim etsin, çöpü dökecek sağlığı da var.

Ağası var, paşası var, arkasını toplayan var, Allah korusun, akrabası da var.

Bunlar, biziz...

Biz olan bunların, sabrı yok, şükrü yok!

Onlarla, bunları, yani bizi, kendimizi, hepimizi, mukayese ettiğimizde ortaya çıkan kalitesizliği görünce, bu yazıyı kaleme aldık.

Görev yaptığım kurum olan TSE'den örnek vereyim ama, siz bu örneği kamusal alanın tamamına uyarlayın, tüm kurumlarda benzer fotoğrafı göreceksiniz, bir şikayet ki sormayın gitsin!

En küçük olumsuzlukta, sabırsızlık! Şükürsüzlük!

Devletin zırhına bürünmüş olan kamu görevlilerini tüm makamlardan ari hale getirip, bir hafta çöp toplamaya, çöp ayıklamaya, çuval arabalarla yolda yürümeye, kan ter içinde ekmek parası kazanmaya, çevreye katkı sağlamaya mecbur etmek lazım!

Sabır ve şükür, tavan yapar.

Her şey çöpe atılmaz, çevreye saçılmaz, israf engellenir!

Görmezden geldiklerimizi, görme ferasetine kavuşuruz, toplumsal diyalogu üst seviyeye çıkarır, geleceği aydınlatırız.

Onları görün, hal hatır sorun.

Ve şöyle bitirelim;

Allah'ım!

Utanma duygumuzu kaybettirme

***

Utandırdın beni çocuk!

Sen çöp ayıklarken, ben sana donuk donuk bakıyordum, şimdi bakışlarımdan utandım be çocuk...

Üstün başın paramparça, emeğini vermişsin bir tabak aşa, şimdi üstümden, başımdan utandım be çocuk...

Bir kıyameti çekerken yaz sıcağında, sen tasa etmezken, ben araçta klima içinde şikayet ediyordum, şimdi sefamdan utandım be çocuk...

Yolun kenarından ağır ağır ilerliyordun, yavaşlamak zorunda kalınca, korna çalıp kızıyordum sana, şimdi vicdanımdan utandım be çocuk...

Ben evime al bayrağı asmaktan korkarken, sen yüreğine şanlı bayrağı asmışsın, şimdi kendimden utandım be çocuk...

Bizim çocuklar nazlı nazlı arsızlık yaparken, sen hırsızlık değil, adam gibi davranıyorsun, şimdi adamlığımdan utandım be çocuk...

Yanından geçerken yüzüne bile bakmıyordum, senin yüzün de, gönlün de nurluymuş, şimdi ruhsuzluğumdan utandım be çocuk...

Köşeleri tutanlar kahpelik yaparken, hainler millete kurşun sıkarken, sen milletin namusunu koruyorsun, şimdi namımdan utandım be çocuk...

Özür diliyorum senden...

Sen değilmişsin çocuk, çocuk benmişim, şimdi çocuklardan utanıyorum be çocuk...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500