Advert
Irkçı değilim ama…
Sevinç Çelebi

Irkçı değilim ama…

Irkçı değilim ama sınırları olanım…

Neyi, nereye kadar devam ettirmem gerekeni bilenim.

Her ne kadar bu sınırı bazen aşsam dahi bir yerde kesinlikle ‘DUR’ diyebilenim.

Böyle olması gerektiğine de inanlardanım.

Çünkü sınırsız hiçbir şey yoktur.

Hayatımız ömrümüz bile sınırlıdır ve sana bahşedilmemiş yarını dünyanın en zengin insanı dahi olsan satın alamayacağın tek gerçektir. 

Anlayamadığım o ki; “Neden hala DUR” denilmiyor. Neden Suriyelilerin ülkemize giriş yaptıklarından bu yana hırsızlıklar, dilenciler azalmak yerine çoğaldığı halde kendileri halen karşılanmaya ve desteklenmeye devam ediliyor?

Müslüman olduğumuzdan kendilerine yardım eli uzatmamız gerekebilir tamam.

Lakin bu durum diğer Müslümanların ölümüne sebep oluyorsa yine aynı düşünceyi taşımalı mıyız?..

Görünen köy kılavuz istemiyor.

Suriyeli gerçeği gün geçtikçe daha kötüye gidiyor.

Ve bunun nedenini de herkes çok iyi biliyor.

Peki, tüm bunlar bilindiği halde neden susuluyor, daha da kötüsü destekleniyor?

İlla ki ateşin yerine mi düşmesi gerekiyor ki bir şeyler değişebilsin?

Sorular sorular, bitmek tükenmek bilmeyen sorular…

Çok sıkıldım ben. Gerçekten çok sıkıldım. ‘Az sonra başına ne geleceğini bilememekten çok sıkıldım. Yola çıktığında gideceğin yere varabilecek misin, vardığın yerden geri dönebilecek misin’ düşüncelerini taşımaktan çok sıkıldım.

İki yıl önceydi… İstanbul Atatürk Havaalanı’nda yaşanan patlama sonrası gazetelerde “Havaalanında bavullar sahipsiz kaldı”… başlıkları atılmıştı örneğin… Bavullar sahipsiz kalsa da bir şey olmaz, yeni bavullar alınır, yeter ki insanlara bir şey olmasın!

Biz, TC vatandaşları sahipsiz kalmayalım.

Anneler ağlamasın, çocuklar anne babasız, eşler dul kalmasın, ocaklar sönmesin…

Birileri artık gerçek bir ‘DUR’ desin ve halkına, insan hayatına gerektiği gibi, aynen kendi ailesine çıktığı gibi sahip çıksın!

Ve eminim tıpkı benim gibi herkes korkarak yaşamaktan çok sıkıldı…

‘Allah’ın verdiği canı Allah alır’, dediler bana hep çocukluğumda büyüklerim. Bende; bir an olsun bu cümlenin doğruluğundan şüphe duymadım. Olması gereken bu olduğuna cani gönülden inandım ve ömrümün sonuna kadar da inanmaya devam edeceğim.

Çıksın artık yine büyüklerimiz ve ‘DUR, yeter’ desin.

Bana gelince; Ben çoktan “Artık Suriyelilerin geri gönderilmesi fikrine iyice dillendiriyorum. Ve sanırım ki  toplunun büyük kısmı da benimle aynı fikirde…

Ancak ben, bizler, bunu dedikçe. Onlar, sanki inadına daha da çok şehrimize, ülkemize yerleştiklerini, hatta her gün daha fazla çoğaldıklarını görüyorum…

Ve hiç kimse bu durumdan rahatsız olmuyor. Onlar ülkemize sıvışırken, bizimkileri savaşıyor ve can veriyor.

Buna ırkçılık deniyorsa şayet kabulümdür, varsın ırkçı olayım ben. Evimi açtığım birisi beni yok etmeye çalışıyorsa bir daha onu evime sokmam.

Benim ülkemde, şehrimde, semtimde, beni dışlıyor ve sanki ben yabancıymışım gibi hissettirmeye çalışıyorsa ben o ‘misafiri’ istemem. Kaldı ki misafirlik dediğin kısa olur.

Özetle;

Irkçı değilim ama artık yaşadığım ülkemde ve evimde huzurlu ve de güvende olmak istiyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500