Advert
Su suyunu çekmeden
Mehmet Çetinkaya

Su suyunu çekmeden

1993 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ilan edildiğinden bu yana 22 Mart, 'Dünya Su Günü' olarak kutlanmakta.

Dünya Su Günü’nün amacı kısıtlı olan su kaynaklarının daha duyarlı ve dikkatli kullanılması için ve bu büyük nimetin değerini anlamak ve tefekkür etmek ve gerekli tedbirleri almak açısından çok önemlidir.

Hayatımızın her alanında suya ihtiyacımız var. Doğumdan ölüme hatta ölümden sonra da suya ihtiyacımız var.

Susuz bir hayat söz konusu değil.

Öncelikle temiz içme suyuna ihtiyacımız var. İnsan da, hayvan da toprak da suya muhtaç…

Yaşamak için su gerekli.

Yemek yapmak için su gerekli.

Temizlik için su gerekli.

Yıkanmak için su gerekli.

Çıkan bir yangını söndürmek için gerekli. İnşaat için gerekli. Öldükten sonra yıkanmak dahil vesair hayatın her alanında su var. Bu liste uzar gider.

Birçok ülkeyi görme şansım oldu.

Her ülkenin su kaynakları ve tatları aynı değildir. Ama aynı işi görürler. Kimi ülkede su kaynakları daha kısıtlıdır. Kimi ülkede daha bol ve bereketlidir.

Yağmur berekettir, rahmettir çünkü hem barajlar doluyor hem de topraklarımızın ihtiyacını görüyor.

Suyun olduğu yerde hayat var, yaşam var, turizm var, ekonomi var…

Su ile ilgili birçok bilimsel araştırmalar yapılıyor, raporlar yayınlanıyor. Vakıf kültürümüzün bile ayrılmaz parçasıdır.

İşte 'H20' dediğimiz atomu 2 hidrojen bir oksijenden oluşan bileşimden sudan sebeplerle çıkılacak savaşlar şimdiden konuşulur oldu.

Teknolojinin ötesinde dinimizin suya verdiği önemi hatırlatmaya bile gerek yok ama israf konusunu hatırlatmanın büyük önemi var. Uzmanlar 2030 yılında 5 milyar insanın suya ulaşma sıkıntısı çekeceğinin kötü haberini şimdiden veriyorlar.

                          ***

İnançlarımızda zemzem suyunun önemi ve yeri var. Var da var... Çünkü su çok önemli ve çok kıymetli.

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde "Bursa su şehri, Bursa sudan ibarettir. Dağlardan gelen su kaynakları ve binlerce çeşmeden ağız tadı ile su içip şifa bulanlar” diye bahseder.

Peki bugün ne durumdayız? Çeşmeden kaç kişi su içebiliyor? İçerse şifa mı bulur başka bir şey mi?

Su şehrinde şebeke suyu ve hazır sular dünyanın en pahalı suyu haline mi geldi?

Geldiyse kimler ve nasıl sebep oldu?

Hazır suların hangisinin sağlıklı ve sağlıksız olduğunu ne kadar biliyoruz?

Su firmaları denetlenirken sözde mi özde mi denetleniyor bilmiyoruz…

Bunlar derin sular, umarız yetkili ve etkililer gerekeni yapıyordur.

Sözün özü “Su fakiri olmamıza çok az zaman kaldı. Suyun damlasını bile ziyan edemeyiz” düşüncesinden yola çıkarak su israfının önüne geçmek için tüm vatandaşlarımız elini taşın altına koymalı ve bu önemli tasarrufa yönelmeli.

Uzmanlarımız su açısından geleceği parlak görmüyor. Sürdürülebilir su politikası izlememiz, akılcı ve kalıcı çözümler üretmemiz şart. Orman ve Su İşleri Bakanımız “Bıyıklar bende oldukça su sıkıntısı çekmeyiz” diyor şakayla karışık ama bu gerçeğin şakası olmaz diye de istatistiksel bir gerçek var... Sözün özü ülkemiz artık su zengini falan değil... Hızla su fakiri olmaya doğru gidiyoruz... Ekonomik fakirliğe su fakirliği de eklenirse bu ülke belini doğrultamaz... İşte Afrika ülkelerinin hali ortada... Bizi Afrika ile mi kıyaslıyorsunuz diyenler varsa coğrafya kitaplarından bu kara kıtanın yıllar evvelki haline bir baksın...

Evet bugün su sıkıntısı çeken ülkeler arasında değiliz ancak gerekli tedbirler alınmazsa durum değişir.

Allah (c.c.) kimseyi açlık ve susuzlukla imtihan etmesin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500