Advert
Advert
Bu deprem başka deprem!..

Bu deprem başka deprem!..

Gazeteci olarak davet edildiğim ve ilk kez çıktığım bir canlı yayında program konuğumuz zamanın Bursa Milletvekili ve Çalışma Bakanı Faruk Çelik’ti.

 

Program Moderatörü Yüksek Baysal ve diğer Gazeteci Özlem Buğday Yağmur ile konuğumuzu soru bombardımanına tutmayı hayal ediyordum. Doğrusu dersimize iyi çalışmıştık ve sorulara başladık ama ne sorarsak soralım Faruk Bakan soruya ince bir dokunuş sonrasında kendi mesajlarına dönüyordu.

 

Acaba bir yerde hata mı yapıyorum dedem ama benim, Yüksel’in ya da Özlem’in sorusu fark etmiyordu. Ufak bir temas ardından bakanlık faaliyetlerinden ve başarılarından söz ediyordu. Ardından da hükümetin ve bakanlığının gelecekteki hedeflerini anlatıyordu.

Bir kurgunun rollerini paylaştığımızı düşündüm ve biraz da bitse de gitsek ruh hali ile Faruk Bey’i dinlemeye başladım.

 

           Program 00.30 sularında bittiğinde Mehmet Akkuş’un odasına soluklanmak için davet edildik. Stüdyodan çıktığım anda başta Başkan Recep Altepe ve zevatın yanı sıra dilekçe vermek için bekleyen sendika ve kurum temsilcisi ordusuyla karşılaştım. Dilekçeler alındı biz VIP uygulaması ile odaya geçtik ve oturduk.

 

İşte orada ekran karşısında sorup ta yanıt alamadıklarımızı bırakın sorulamayacakları bile sorduk ve çok açık net samimi yanıtlar aldık. Elbette ki bunlar yazılmamak kaydı ile anlatılan şeylerdi.

 

O anda programların ve programlı görüşmelerin aslında medyanın tezgâhladığı mesaj verme ve gaz alma operasyonu olduğunu gerçeklerin kamera arkasında yaşandığına tanık oldum.

 

O günden sonra değişik formatlarda yüzlerce canlı yayın yaptım ama bu öğretiyi asla aklımdan çıkarmadan gülümseten bir kimlikle ekranlarda oldum.

 

Alpiş İnşaaat Yönetim Kurulu Başkanı Sertaç Karaalp’in iftar davetine icabet ettik ve grup bünyesinde olan Tavacı Recep tesislerine konuk olduk.

İftar sonrası kahve faslında gecenin gündeminde olmamasına rağmen ortak sevdamız olan Bursa üzerine yaptığımız sohbet geceye değil bence geleceğe damga vuracak kadar önemli sonuçlar çıkardı.

 

Bursa’nın ciddi anlamda bir deprem riski taşıdığını sesli olarak dillendirenlerin arttığını biliyordum. Bu depremin şiddetinin çok  ve hasarının büyük olacağını daha önce yaşamıştık. Konu binaların durumu ile ilgiliydi ama yıkımın umutlar ve ev sahibi olmak hayallerinin yerle bir olmasıydı.

 

Basit bir dört işlem hesabını yaparak satış vaadiyle yapılan anlaşmaların “ne kadar sürüm o kadar zarar” şeklinde yapıldığını ortaya koyduk ve Sertaç Karaalp’e sorduk. Haklı olarak sektör paydaşları ile ilgili yorum yapmadı ama kendi rakamlarını ortaya koyarak, yine basit bir dört işlemli hesap yaparak bu mantıkla kasamda milyar dolar olması lazımken para yoksa böyle bir kâr da yok dedi.

 

Bursa’nın kendine özgü olan insan yapısının moleküllerinden birisi olarak bizim için “tower” ya da “rezidans” tipi evlenmelerin uygun olmadığına imzamı atarım dedim ve sordum. Ne düşünüyorsun? Onda da anlaştık. Bizim iftar davetinin mülakata dönüşmesinin keyfi içerisinde arsa dedi. Yeterince arsa üretiliyor mu? Bam teline vurmuşum ki; off diye bir ses geldi.

 

Belediyelerin kentsel dönüşüm için yaratılan donatı alanlarının planlara işlemesi gerektiğini ve diğer büyük kentlerde 2,2 gibi olan emsal değerlerin Bursa’da uygulanmamasının ve 0.90 olmasının arsa fiyatlarına ve sonunda da tüketiciye yansıyacağının altını çizdi. Bu konuda ilgili STK ve sektör paydaşlarının görüşlerini ifade edememelerini eleştirdi.

 

Bursa’da kentsel dönüşüm hareketinin hızını belirleyecek olan emsal değer konusunun bir an önce hal edilmesi konusunda anlaştık ve aynı gemide olanların farklı yelken açarak hedefe varamayacakları kararına vardık.

 

Kentsel Dönüşümde yapılan ilk örnekleri Nilüfer FSM de rantsal dönüşüm olarak görüyorum ve gerçek bir kentsel dönüşümün hamlelerinin bu kenti sevenler tarafından yapılmasını istiyorum.

 

Geçmişte Bursa’nın inşaat sektörüne ve ekonomisine büyük darbe vuran Uludağ İnşaat depremin yaraları hala sarılamamışken halkı maceraya atmayan projelerin yerel yönetimler tarafından gerçeğine uygum olarak desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Başarı ile uygulanan kamu maliyesi disiplini sayesinde faizler düşüp geçmişte aylık enflasyon rakamları yıllık enflasyon rakamlarına dönüşünce ve orta direkle beslenen canavarı yenerek konut sahibi olmak hayal ötesi olmaktan çıkmıştı. Her başarılı dönemlerde umutları ve beklentileri sömürerek haksız kazanç elde etmek isteyen zararlıları oluşur. Buna engel olmanın tek yolu hayallerinizin gerçeklerle örtüşmesi ve ayaklarının yere basmasıdır. Gerçekler dışında yapılan her türlü teklif ahlaksız tekliftir ve aldanırsanız kurbanı olursunuz.  

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500