Advert
Aykan Hoca ve diğerleri  (Aykan Hoca’yı rahmet ve şükranla anarak)

Aykan Hoca ve diğerleri (Aykan Hoca’yı rahmet ve şükranla anarak)

1974 yılıydı, Ankara’daki yazıhaneme Aykan Uzoğuz geldi. O nazik,  o beyefendi, o karşısındakine huzur veren insan, karşısındakini kırmaktan korkarak konuşuyordu. Millet Gazetesi’nin birkaç aydır çıkmamasından duyduğu üzüntüyü dile getiriyor ve “Umut var mı? “  diye soruyordu.

Ben de,  “Ben milletvekilliğini, partim de iktidarı kaybedince,  yurdumun bürokratı harekete geçti. Maliye’den, Sosyal Sigortalar’dan haciz üstüne haciz yağıyor;  milletvekili olduğum zaman, Millet Bursa’nın en çok satan, en çok okunan, en çok ilân alan gazetesiydi. Kısa zamanda bir numara olmuş, mahalli basına yeni bir hava getirmişti. Fikir ve beden işçileri ile kaynaşmış, tam bir takım olmuştuk.

Sonra ben Soğukkuyu Kooperatifi’nin meselelerini hâlle uğraşırken, bu teşebbüste yer almadığı için kırılan Ahmet, gazeteden ayrıldı.

Sonra Tezer Yiğitalp-Ünal Parasayar ikilisi,  daha sonra da, Doğan Arar’ın oğlu Yasa gazete künyesinde yer aldı. Ünal zamanında gazete ilan gelirlerinde artış olmuştu, ama müessese ciddiyetini kaybetmiş,  ilan politikası Mahmutpaşa esnafı anlayışıyla yönetilir olmuştu.

Gazetede tanınınca, o da mahalli politikanın cazibesine kapıldı.

Millet Gazetesi’ni başarıya taşıyanlar unutulmuş, aile havası kaybolmuş,  kimsede şevk kalmayınca, gazete de havasını, iddiasını,  okuyucusunu ve ilân gelirlerini kaybetmişti. Başında olmadan, çalışanlarla, kendi insanlık anlayışın içinde sevgiyi paylaşmadan olmuyor.

Seçimleri kaybedince, çocukların okul durumları dolayısıyla ben de Bursa’ya dönemedim.

        Şimdi, ortakken ayrılıp gidenlere,  (döneminizin yarattığı sıkıntıları gelin paylaşın ) demeden, bu malî bunalımdan çıkmaya çalışıyorum. Sevdiğim, minnettar olduğum, haklarını nasıl ödeyeceğimi, yüzlerine nasıl bakacağımı bilemediğim o Erdal’lar, Mümin’ler,  Kahraman’lar, O Cafer Usta’lar, o Feridun Yalçınkaya’lar, o Kürt Ali’ler,  o mürettipler, o makinistler, o isimlerini saymadığım diğer çalışan dostlarım rüyalarıma giriyor”  demiş ve gözlerim dolmuştu. Aykan Hoca’nın da, gözleri nemlenmişti

Ayrılırken,  “Başka bir gazeteden teklif aldım, durumu öğrenmeye, (bekle derseniz beklemeye),  (bekle ) demezseniz de, izin istemeye geldim”  demiş ve yanımdan hüzünle ayrılmıştı.

Millet Gazetesi’ni,  birinci yapmış olanlar, bu asil insanlardı.

Yıllarca hep,  “Bu insanların asaletine layık olamadım..” diye  bu hüznü yaşar dururum..

Bazen Aykan Hoca’ya, Ferhan Dinçer’e,  Kahraman Atılgan’a ve ahrete intikal eden diğer arkadaşlarıma  Fatiha okur, bazen Erdal Özdür’den  beni onurlandıran bir mektup alır, bazen de eski mürettibiniz  Feridun Yalçınkaya bir gece telefon eder, “ Ertuğrul ağabey, CNN Türk’ü aç, TOBB Üniversitesi’nde doçent olarak ders veren ortanca oğlum emekli albay Yalçınkaya konuşuyor..O’nu sizin gazetede çalışırken okuttum..” der , siz yine ağlarsınız.

Bu satırları yazarken olduğu gibi..

“Demokrasi Yolunda Karınca Misâli- Cilt 2,Bursa Günleri-Ertuğrul Mat”

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500