Advert
Davete icabet

Davete icabet

Sosyal medya üzerinden tanıdığım, tanımadığım insanlardan Meclis Başkanı’nın bu sene yaptığı iftar davetine katılmamamı dileyen çok sayıda mesaj aldım.

Sebep, başkanın lâiklik konusundaki sözleriyle, davetiyenin üzerine, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözlerinin yazılmamış olmasıydı.

İşte temel sorun bu. Şekil ve semboller üzerinden muhalefet yapmak anlayışı.

Niçin gitmeyecekmişim?

 

Elbette gideceğim ve orada düşüncelerimi söyleyeceğim.

Benim beklediğim bir şey yok.

Benden beklenen, başkalarının söyleyemediğini söylemem.

Ben ki, 35 yaşında, yolsuzluklar konusu karşısında, “Benim alnım açıktır..” diyen Demirel’e ,”O  fizyolojik bir hadisedir. Politikacının alnı, parti grubunda değil, adalet önünde aklanır” deyip, siyasi ikbalini feda etmiş bir adamım. 83 yaşında mı ikbal, ya da menfaat bekleyerek, bugünün ikbal ve itibar sahiplerine söylenmesi gerekenleri söylemeyip, susacağım.

Laikliği Anayasa’mıza ve yaşam tarzımıza sokan, meclis kürsüsünün arkasına, “ Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. “ yazısını yazan, bu Kahraman mı, yoksa millî kahraman mı?

Evet, İsmail mi, Mustafa Kemâl mi?

Davetiye üzerine yazmış, yazmamış.

Önemli değil.

Mustafa Kemal kalemle değil, süngüyle; mürekkeple değil, kanla;  kâğıda değil kalbimize yazmış " Hâkimiyet bilâ kayd u şart milletindir." diye.

Mustafa Kemâl’in yazdığını, İsmail’in silmeye gücü yeter mi?

Laiklik konusunda konuşur konuşmaz, O’ na ilk tepkiyi verenlerden biri değil miyim?

“Demek ki” başlığı altında yazdığım yazının Türkçesi medyada ve sosyal medyada takdir görmedi mi?

İngilizcesini okuyan, Litvanya eski Cumhurbaşkanı Landsbergis “ Bu bir manifestodur.” diye alkışlamadı mı?  Lubliana Belediye Reisi Zoran Jankoviç beni ülkesine davet etmedi mi?

Biz o çatının altına davetiye ile değil; milletin reyiyle girenlerdeniz.

O çatının altına girmemi sağlayan, aradan 47 yıl geçmesine rağmen beni unutmayan ve yaşayan en eski milletvekillerinden biri olarak o davette beni “1 “numaralı masaya oturtan, sizler değil misiniz?

Biliyor musunuz?

Önce Facebook sayfamda, sonra da bu gazetede yazmaya başladığımdan bu yana, tanımadığım, tanıyıp da, yüz yüze henüz konuşmadığım yeni dostlarımdan beni onurlandıran mesajlar alıyorum.

Dün Facebook’ta bu davete icabet edeceğimi ve sebebini yazar yazmaz, “Ertuğrul Mat beyefendi, sizler bu vekiliniz, devlet adamısınız, sizleri ve arkadaşlarınızı, devrenizi o kadar çok arıyoruz ki, Allah sizlere sağlık, esenlik, huzur versin. Saygılarımla..” diyordu Sayın Yıldırım Çamlık..

 

Hem sayın Çamlık’a hem diğerleri Vecdi Aksakal’’lar, Teofilia Tabanlar, Önder Baytekin’ler, Cengiz Gemalmaz’lar, Mehmet Çuhadarlar’lar, Nevzat Durukan’lar ve tüm dostlara destekleri için teşekkürler.

Şimdi anladınız mı, beni o masaya kim oturttu?

O davet sahibini milletvekili olarak girdiği ve hâkimiyet-i milliye’ nin tecelliğâhı olan o çatıya ben ondan tam 47 yıl önce girenlerdenim.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500