Advert
Gülistan’dan bir nefes…

Gülistan’dan bir nefes…

İslam Dünyası’nın büyük şair ve yazarlarından olan Şadi Şirazi’nin meşhur Gülistan ve Bostan İslam klasikleri arasında yer alır.

 

Sadi Şirazi, İlim öğrenmek ve ufkunu genişletmek maksadıyla Suriye, Mısır, Delhi, Azerbaycan, Anadolu, Belh ve Gazne gibi İslam beldelerini dolaşmıştır. Gezdiği yerlerdeki insanları tanımış, onlarla irtibat kuran Şirazi, görüp öğrenip bildiklerini yazdığı eserlerinde mesaj olarak günümüze ulaştırmıştır.  

 

Sadi’nin yaşadığı 13. yüzyıl, tıpkı günümüzü andırıyordu. Sadi’nin İşgal, fitne ve kargaşalar dolayısıyla yaşadığı devrin hastalıkları için sunduğu reçeteler, günümüz dünyasında da geçerliliğini korumaktadır.

Mehmet Akif’in ifadesiyle “Şarkın Kemal ruhu” olan Sadi Şirazi,  gezdiği çok geniş coğrafi çevreden edindiği tecrübelerini,  medresede elde ettiği eğitimi, seyahatleri boyunca temas kurduğu âlimlerle yaptığı sohbetleri, vereceği mesajı, sunacağı hikmetli sözleri zihinlerde iyice yer ettirmek için; Gülistan adlı eserinde somut olayları hayatın içinden hikâye ve temsillerle anlatır ve devlet yöneticilerini; Hakk’a, adalete ve doğruluğa davet eder.  

 

Özellikle hükümdarların hal ve hareketlerini, çıkarcılık, madde bağımlılığı, zülüm-adalet,zengin-yoksul, dostluk-fedakârlık, sahte dindarlık-samimiyet, yiğitlik-cesaret” konuları üzerinde duran Şirazi’nin yaşadığı 13. yüzyılda İslam Dünyası oldukça karışıktır. Anadolu, Suriye ve Filistin tarafları haçlı seferlerine sahne olmuştur. Şadi, devrin hastalıkları için sunduğu reçeteler, aradan bunca asır geçmesine rağmen hala geçerliliğini korumaktadır.

 

Sadi:

-“ Yoksul zengin, altın suyuna batırılmış kesektir. Erdemli yoksul, toz toprak içinde dilberdir. Biri Hz. Musa’nın yamalı hırkası, öbürü Firavun ‘un süslü sakalı.”

 

-Dindarlığını, siyasete veya ticarete alet eden, defterleri kara günahlarla doludur.

Şekilci, sahte veya ham sofularını da “yoksul, hatta yol kesici” olarak gören Sadi:

-“Tamahkâr zahit yol kesicidir. Ey halkı kandırmak için beyazlar giyinen kara defterli! Sen önce dünyadan el çekmelisin. Yen’in uzun olmuş, kısa olmuş ne çıkar?!”der.

 

Ona göre, dindarlık dış görünüşle olmaz. İnsan kalbi temiz, işleri düzgün olacak. Dinî bir kisve ve kıyafete bürününce de artık bunun gereğini yerine getirmek lazım. Önemli olan çıkarcılığı, bencilliği, kötü düşünce ve arzuları atmaktır. Dışı süs, içi pis, dışı güzel içi kof olmak Müslüman yakışmaz.

 

Sosyal bir varlık olan insan toplum içinde yaşamak durumundadır. Bunun gereği olarak kendince bir şeyler üretip başkalarıyla paylaşacaktır. Sadi bu konuyla ilgili“ Eksik olsun zilletle elde ettiğin yemek! Tenceren kaynıyor, şerefin devrilmiş! Ekmeğin arttı, yüzsuyun azaldı. İstemek zilletinden yoksulluk daha iyi ”der.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500