Advert
Anneden gelen soyadı mirası
Ecem Bacaz

Anneden gelen soyadı mirası

Ataerkil toplum yapısının sonuçlarından biri olarak kadının evlendikten sonra kocasının soyadını kullanması hususu uzun yıllar boyunca tartışmalara konu oldu. Toplumun alışa geldiği örflerin kanunlaşması ile beraber de bu kural Medeni Kanunumuz’da “Kadın evlenmekle kocasının soyadını alır” şeklinde yerini aldı. Bildiğiniz gibi kadın, evlendikten sonra isterse kocasının soyadının önünde bekârlık soyadını kullanma hakkına da sahip.

Evliliğin hukuki sonuçları arasında yer alan “soyadı” hususu aynı zamanda boşanmanın da bir sonucu olarak gündeme gelmekte. Şöyle ki; boşanmadan sonra kadın, isterse evlenmeden önceki soyadı ile hayatına devam edebileceği gibi, eski kocasının soyadını kullanmasında menfaati olduğu ve bunun kocaya zarar vermediği hallerde, kocasının soyadını kullanabilme imkânına da sahiptir.

Kadının soyadına dair tartışmalar hâlihazırda sürmeye devam etse de bahsettiğimiz uygulamalar ile bir nebze olsun netlik sağlanmıştır. Eşler bir yana dursun, ayrılığın çocukların soyadına etkisi nasıl olacaktır?

İşte tam bu noktada Anayasa Mahkemesi 2015 Haziran tarihinde kırılma noktası yaratan bir karar verdi ve bu tarihten önce yerel mahkeme ve Yargıtay tarafından uygulanan pratikleri altüst etti.

Bu tarihten önce yerel mahkemelerin yanında Yargıtay tarafından da kabul edilen uygulama; her ne kadar velayet hakkı sahibi olsa da, çocuğun annenin bekârlık soyadını taşıyamayacağı yönünde idi. Özellikle Yargıtay çocuğun reşit olmasından sonra babasının soyadını kullanmaya devam etmek istememesi halinde soyadı değiştirme davası açma imkânı olduğundan, velayet hakkının annede olmasının çocuğun soyadına herhangi bir etkisi olmayacağı kanısındaydı.

Ancak Anayasa Mahkemesi evlilik birliği süresince olduğu gibi evliliğin sona ermesi halinde de eşlerin eşit hak ve yükümlülüklere sahip oldukları, bu nedenle erkeğe, velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını seçme hakkının kadına tanınmamasının cinsiyete göre ayrım yapılması sonucunu doğuracağı belirtilmiştir. Yüksek mahkeme ayrıca annenin velayeti altındaki çocuğunun kendi soyadını taşınmasına ilişkin talebin reddini, başvurucunun aile hayatına saygı hakkına bir müdahale olduğunu da vurguladı.

Peki, Anayasa Mahkemesi’nin bu çarpıcı kararı altındaki asıl düşünce neydi?

Tahmin edersiniz ki boşanma sürecinde psikolojik olarak en çok yıpranan, belki de eşlerden bile çok, çocuklar oluyor. Özellikle boşanma sonrası anne ve babanın sosyal yaşamlarındaki soğukluk ve olumsuzluklara ek olarak bir de annesinin velayetinde olan çocuğun ondan farklı bir soyadı kullanıyor olması çocuk için ayrıca bir psikolojik çöküş yaratıyor. Babanın yaşayış şekli, çocuğuna karşı tutumu, onunla görüşüp görüşmediği gibi durumlar da dikkate alındığında, çocuğun yüksek menfaati ve sosyal yaşamdaki durumunun iyileştirilmesiiçin, bazı durumlarda annenin soyadını kullanmak daha faydalı sonuçlar sağlıyor.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500