Advert
Kim sağda, kim solda?

Kim sağda, kim solda?

Siyasete hep değişik açıdan bakmaya çalıştım..

Ve gördüm ki, kimin sağda, kimin solda olduğunu anlamak mümkün değil..

Meselâ Ankara’da, muhalefet Adalet Partisi’ne “ Zenginlerin partisi” diye bağırırken, zenginlerin oturduğu Çankaya’da CHP, fakirlerin ve işçilerin yaşadığı Altındağ ‘da Adalet Partisi seçim kazanırdı..

Ecevit’in sırtında mavi gömleği, başında Leninvari kasketi varken, yere göğe “ Karaoğlan “ diye yazılırken, Mehmet Ali Aybar, “İşçiler..köylüler..marabalar” diye kahve kahve gezerken; o kahvede oturanlar bize rey verirdi..

Ordu’nun Mesudiye ilçesinde, Ecevit’in hayatının hayali olan “ Köy/ kent” projesine devlet bütçesinden milyonlar aktarılırken, sandıktan CHP’ ye o köy/kentte 2 rey çıkardı..

O zamanın en popüler yazar ve siyasetçisi Çetin Altan, bir taraftan Milliyet gazetesinde yazdığı yazılarıyla ve meclis kürsüsünden yaptığı konuşmalarıyla sol edebiyatı yaparken, boğazda zenginlerle viski içer, o zenginlerde “fabrikalarınıza el koyacağız” diyen partilere rey verirdi..

Biliyor musunuz? 1965 seçimlerinden evvel, yoksullara, ayda 200 lira sosyal yardım yapılmasını öngören kanun, “Morison Süleyman” ve “Kapitalist uşağı”  denilen, milletvekili olmadığı için kabineye dışardan Başbakan Yardımcısı olarak giren Adalet Partisi’nin Genel Başkanı Demirel tarafından meclise sunulmuştu..

İşçi sendikaları, o zaman, CHP’ yi değil, Adalet Partisi’ni desteklerdi..

Türk İş ‘in efsanevi isimleri Nuri Beşer, Şevket Yılmaz, Kaya Özdemir, Hasan Türkay, Enver Turgut, CHP’den değil; Adalet Partisi’nden meclise girerdi.

CHP’den meclise girenlerden sadece Bahir Ersoy az çok tanınan bir sendikacıydı ..Sabri Tığlı ve Burhanettin Asutay kendi iş kolları dışında pek tanınmazdı.

Bugünlerde, Prof.Dr. Rona Aybay’ın “ Robert Owen-Sosyalizmin Öncülerinden-Yaşamı, eylemi, öğretisi “ adlı eserini okuyorum..

Hayretle görüyorum ki, “Endüstriyel devrim” i başlatan İngiltere’de, endüstrinin gelişmesine paralel olarak gerek hammadde temininde, gerek mamûllerin piyasa arzında, yolların kifayetsizliği, 1700’  lerin başında, yap işlet modeli ile aşılmış. Bu sayede “ İngiltere o zamana göre çok ileri sayılan bir yol şebekesine kavuşmuştur. Parlâmento 1700  ile 1750 yılları arasında 400; 1751 ile 1790 yılları arasında da 1600 yol yapma ve karşılığında geçiş ücreti alma yetkisi vermiştir. (Bk.Rona Aybay, adı geçen eser,sayfa 33) “

Biz, 300 yıl sonra, Yap-İşlet-Devret formülünü Özal’ın bulduğunu sanıyor, Necdet Calp’ ın televizyon kanallarında “ köprüyü sattırmam” direnişini, bir şehir efsanesi haline dönüştürüyor; bugün bile İzmit körfez geçişini kısaltan köprünün kimi zengin ettiğini tartışıyoruz.

CHP’li sevgili dostlarım, hadi biz, muhafazakâr, çağ dışı inançlarla yetiştirildiğimiz için, bu yaşımıza kadar sosyalizmin öncülerini okumadık;  ya siz niye hâlâ okumuyorsunuz?

Seçim zamanları, reklâm şirketlerine milyonlarca dolar vereceğinize, birkaç yüzbin lira harcayın, Rona Aybay’ın kitaplarını, sosyalizmin ve siyasetin el kitabı olarak teşkilâtınıza dağıtın da, siyasi söylemlerinize biraz kalite gelsin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500