Advert
Depresyon ve hayata dakik olmak… (2)
Yasemin Bağrıaçık

Depresyon ve hayata dakik olmak… (2)

İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş. Hep şikayetçi hep bıkkınmış. Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler. Saklayalım, zor bulsunlar. Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya. Sorun büyükmüş. Mutluluğu saklamak kolay değilmiş. Çünkü kimisi Everest’in tepesine saklayalım‘ demiş, kimisi Atlas Okyanusu’nun dibine’ demiş. Tac Mahal’in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası, bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı, lale bahçesi vs.

Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş. Derken meleklerden biri, İçlerine saklayalım’ demiş, kimsenin aklına gelmez içine bakmak!’

İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış.

Depresyon bir mutsuzluk, umutsuzluk, çökkünlük, zevk alamama, uykusuzluk, iştah azalması, değersizlik vs. gibi duyguların yaşandığı bir depresif bozukluk idi.

Depresyonu tamamen önlemek gibi bir durum sadece hayal olur sanırım. Yoğun iş temposu, ölüm ve yaşam, mevsim geçişleri, hayatın getirdiği diğer olumsuzluklardan kaçınmak hayatın gerçeklerini reddetmek gibi bir şey olurdu. Olumlu olaylarla birlikte olumsuz olaylar da hayatın yadsınamaz bir gerçeğidir. Olumsuzlukların olması demek depresyondan korunmak için yapılacak hiçbir şey yok anlamına da gelmez. Neden benzer sorunları yaşayan insanların hepsi aynı şiddette depresyona girmiyor diye bakacak olursak bazı önleme yöntemleri bulabiliriz.

Öncelikle sağlam bir vücuttan başlayalım. Sağlıklı bir vücut depresyonu önlemek için bir adımdır. Sağlıklı beslenmeyle vücudun ihtiyacı olan vitaminler, mineralleri vs. dengede tutarak depresyonun oluşumuna neden olacak vücut kimyasallarının oluşmasını engelleyebiliriz. Bunun yanında çeşitli aktiviteler ve sporda vücutta doğal olarak seretonin adlı mutluluk hormonunun artması da kişinin depresyondan korunmasının bir diğer vücut sağlığı ayağını oluşturabilir. Tüm bunların yanında herhangi bir fiziksel rahatsızlık da otomatik olarak kişiyi yoğun bir üzüntüye sokacağından vücut sağlığının korunması genel anlamda da depresyonun önleyicilerinden biridir.  

Depresyona neden olan bir diğer etken de eksik sosyal becerilerdir. Örneğin arkadaşlarıyla yeterince iletişim kuramayan biri arkadaşlarıyla iletişim kurabilecek farklı kanallar bulabilir. Arkadaşlık kurmaktaki eksik yanlarımızı fark ederek bunlar üzerine değişiklikler yapabiliriz. Ya da bir işte başarısızlık yaşayan birinin kendini başarısız biri olarak genellemesi de kişide depresyona yol açabilir. Kişinin kendi benliğini korumak amacıyla başarılı olduğu konuları bulup fark etmelidir. Yardım etmenin ve nazik davranmanın sosyalleşme ile bir bağlantısı olduğundan depresyonu önlemede bir etkisi vardır. En azından sabahları gördüğümüz komşumuza günaydın demek bile bir sosyalleşmedir ve olumlu etkileri vardır.       

Depresyona neden olan en önemli etkenlerden biri de olumlu düşünce eksikliğidir. Olumlu düşünmek Pollyanna oyunu oynamak gibi değil daha gerçekçi bir tutumdur. Örneğin sürekli kendi sorunlarına odaklanmak yerine başkalarının sorunuyla da ilgilenerek kendi sorunundan uzaklaşırken belki daha büyük sorunları görerek bulunduğu durumu daha kabul edilebilir görmektir. Aslında “benim sorunum ya da ben hiç fena değil” diyebilmektir.

Önemli noktalardan biri ise baştaki hikayeden de anlaşılacağı üzere içimizde saklı olan mutluluğu bulmaya çalışmalıyız. Uzakta değil kişinin kendi içinde...

Tüm bunlara rağmen bazen elimizde olmayan sebeplerle depresyona girebiliriz. Depresyonun en umut verici yanı tedavi edilebilir olmasıdır.

Haftaya depresyonun tedavisi ile ilgili yazımızda görüşmek ve içinizdeki mutluluğu bulmanız dileğiyle…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500