Advert
Terimizm…!

Terimizm…!

 

Fatih Terim bence Türk Milli Futbol Takımı Teknik Direktörüdür. Bu unvan onu kesmediğinden kendine dünyada örneği olmayan bir görev unvanı icat etmiş ve TFF’ye dikte ettirerek Türkiye Futbol Direktörü olmuştur. Bu müthiş ego, altyapısı olmadan beslendiği için medya ve kalemşörleri desteğiyle kavak gibi uzamış ama asal bir çınar gibi kök salamamıştır.

Gerçek mevkidaşları olan Dunga, Löw, Del Bosque, Aragones, Hidding, dünyada onlarca kupa kaldırdığı halde ülkelerinde sadece “Head Coach” olarak anılırken Türkiye Futbol Direktörü adı ağırlıktan öte anlamsız bir kompleks tezahürüdür.

Bu anlamsız ve gereksiz yükün taşınması zordur. Takımlarında maç oynamayan futbolcuları ilk on bire koymasına alışmıştık. Bununla birlikte kulübede bir fikri olmayan ya da ona soru soramayan ekip ile çalışması çok anlamlıdır. İspanya’nın Del Bosque ve Aragones eşgüdümüyle Dünya Şampiyonu olduğu kaçımız biliriz. Ama Terimizm ben duygusunu gölgeleyecek bir ekip ile asla çalışmamıştır.

Terimizm Fransa 2016’ya yedek listeden girerek uçmuşken bunu algılayamamıştır. Avrupa’nın en iyi kalecilerinden birisi olan Volkan Demirel’i üç beş çapulcunun tahriki ile kadroya almamıştır. Avrupa’dan o müthiş ruhu bilmeyen adamlardan yıldız yaratma çabasını Kubilay Kanatsızkuş gibi birkaç genç evladımıza harcasalardı, Avrupa yeni nesil bir Van Basten ile tanışabilirdi ama nafile işlere devam edilmektedir.

Milli Takımın seyahat kıyafetleri bile Milli ya da klasik değildir. Bir trend kesimdir. Kıyafetlerin fotoğraflarını görünce Rahmetli babamın düdük gibi pantolon giyme diye fırçasını hatırladım.

Avrupa Yıldızı dediğimiz Arda’yı bile reklam filmlerine kurban ettik. Çocuk bütün enerjisini o işlere harcadı ve sahada yürüyecek hali yoktu. Keşke etrafında goygoycu abileri değil de aklıselim sahibi insanlar olsaydı da Atletico Madrid’in yıldızı olmaya devam etseydi. Barselona’da Çin’den teklif alan yedek değil, takımına katkı koyarak büyük ihtimalle Şampiyonlar ligini kazanırdı.

Fatih Terim futbol dışında her şey ile uğraştı. Basına yayın yasağı koyacak kadar ileri gitti ve gider yaptı.

Maç sonrası yine Terimizm ilkeleri gereği önce hakemlere salladı ama direkler sayesinde fark yemekten kurtulduğunu anlatmadı. Tek bir organize atak yapamayan bir takımın hocası olmanın ayıbını yaşamadı. Beğenin beğenmeyin ama takımlarını ateşleyen bir Emre bir Volkan Demirel rolünde adam takımda yoktu. Rakibe basmak yerine saçını düzelten Ozan Tufan, Terimizm kuralları gereğini yapmıştır.

Yaklaşık 80 milyonluk bir ülkenin futboluna 20 yıldır imza atan bir adamın, 1991 de Yugoslavya’dan koparak bağımsızlığını kazanmış ve toplam 5 (beş) milyon nüfuslu Hırvatistan’ın futbol karakterinin üstünlüğünden bahsetmesi karakter sorunudur.

Senin elini mi tuttular. Dilini mi bağladılar. Belini mi kilitlediler. Milli Takımın değil ülkenin futbolunun başıyım diye kart bastırıyorsan, çözüm bulacaksın ve varsa tabi karakter koyacaksın.

Hırvatistan maçı zaten şapkanın düşük kelin göründüğü ama görmemek için bakmadığımız rezaleti kafamıza vurdu.

Bundan sonra ne mi olur? Bir şey olmaz. Gruptan çıkmamız Kaf Dağı’nın ötesinde bir umut ama olasıdır. Ama bildiğim bir şey var ki; biz böyle turnuvaların ancak hasta ziyareti kıvamında kısa süren konuklarıyız.

İğneli Yorum

Emniyet’te emniyetsiz garip şeyler oluyor. Bir seri katil zanlısına değişik yaklaşım biçimleriniz olabilir. Dilinin çözülmesi, olayın aydınlanması için, çeşitli senaryolar yazabilirsiniz ama o geyik görüntüleri ve selfie fotoğraflarını sosyal medyaya servis etmek emniyet adamlığı değil, psikopatlıktır. Bu kadar mı duyarsız ve umarsızsınız?

   

   

 

   

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500