Advert
CHP’de mitoz bölünme
Erkan Ateş

CHP’de mitoz bölünme

CHP’nin 1990 sonrası yaptığı değişiklikler ile tamamen Genel Merkez odaklı güçlü bir yapının sağlanması için kurduğu delege sistemi bugünlerde ciddi sorunlara neden oluyor. Kılıçdaroğlu öncesi Genel Merkez’in 12. katında Önder Sav’ın kontrolünde milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyesi adayları belirlenirdi. Milletvekilleri için dengeler özellikle Baykal ve ekibine biat edenlerden seçilir, özellikle sınıfsal ayrımları açısından etkisiz bir yapının oluşmasına özellikle dikkat edilirdi. Bu yapı ile yıllarca güçlü Genel Merkez yapısı ile tabanda karşılığı olmayan birçok isim milletvekili adayı gösterilmiş, rahmetli Yılmaz Akkılıç gibi il başkanları görevden alınmıştı.

Böylesi güçlü bir yapıyı Kılıçdaroğlu ilk seçildiği kongrede değiştirememişti. Bu yapının Kılıçdaroğlu üzerindeki baskısı ve itibarsızlaştırma adımlarını gören Kılıçdaroğlu, 2 Aralık 2010 günü Bursa’da il başkanlığı koltuğunda merak edilen değişim kurultayının tarihini açıklamıştı. Bursa’da yaptığı bu açıklama kesinlikle tesadüf değildi. Bursa yıllarca Baykal ve ekibinin güçlü kalelerinden biriydi. Kılıçdaroğlu, değişim kurultayının tarihini bu nedenle Bursa’dan duyurdu diyenler haksız sayılmazdı. Bursa, bugünkü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı 2002 yılında cezaevinden çıkararak ülkemiz siyasetine kazandırması açısından Deniz Baykal’a karşı gelen gençlik kollarının görevden alınması üzerine, dönemin İl Başkanı Abdullah Özer’in de milletvekilliği ile ödüllendirildiği yerdir. Bugünlerde Deniz Baykal o günlerdeki gelişmeleri eğer çıkarmasaydık çok daha yüksek oranla gelirdi şeklinde açıklıyor. Ancak vermiş olduğu bu desteğin başka bir bedeli olup olmadığını hiç açıklamıyor.

Siyasetin ve devlet adamlığının koltuklarda sabit kalmanın hesabını yapmakla hiç ilgisinin olmadığını gelecekteki gelişmeleri tahmin edebilme yeteneği olduğunu Mustafa Kemal Atatürk bugün bile bizlere göstermiş oldu. Ankara Antlaşması ile 1926’dan 2017’deki gelişmeleri planlamak, tahmin etmek dünyada az rastlanan bir liderlik örneğidir.

Bugün ise CHP Ankara’da, Baykal ekibi, Kılıçdaroğlu ekibi ve yeni alternatif sol diyebileceğimiz bir yeni grupla üçe bölünmüş görünüyor. Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşü ile güçlendiğini söyleyenler kadar sonuçsuz, etkisiz ve zayıf kaldığını söyleyenler de az değil.

CHP tabanında ise başta mahalle delege seçimlerinden başlamak üzere tam bir mitoz bölünme gerçekleşiyor. Baykal döneminden kalan bu sistem aynı siyasi düşünceye inanmış insanları daha ilk anda kutuplaştırıyor. Mahalle delegeleri mevcut ilçe başkanlarının belirlediği mahalle temsilcilerinin kontrolünde ya da belediye başkanlarının etkisinde seçilmektedir. Bu nedenle delegelik sisteminin kaldırılması ve tüm üyelerle yapılması genel merkezin gündemine alınmış görünüyor.

Kılıçdaroğlu, milletvekili seçimleri öncesi önseçim getirerek birçok bölgede hiç milletvekili şansı olmayan birçok insanın milletvekili seçilmesini sağlamıştır. Ancak bu sistemin de haksız rekabet koşulları açısından, tanınırlık ve bilinirlik dengesi açısından, seçim kampanyasının ekonomik değerleri açısından adil olmadığını söyleyenler de az değil. Kaldı ki bu sistem ilk 10 kişinin sıralanması açısından da adil değildir çünkü oy verdiğiniz ilk 10 kişiyi yeniden oylama yapmalısınız ki adil sıralanma sağlansın.

Milletvekillerini tüm üyeler ile yapılan bir seçimle belirleyen CHP neden il ve ilçe başkanlarını seçmesin? Kaldı ki Kılıçdaroğlu delege seçimleri öncesi belediye başkanı ve milletvekili olmak isteyenleri uyardı!.. Yönetime girerek avantaj sağlayıp fırsatçılık yapanlara izin verilmeyeceğini söyledi. Bu açıklama sonrası Osmanlı hanedanlığına dönen il ve ilçeler, yeni alternatifler geliştirdiler. Baykal’ın yıllarca yaptığını şimdi il ve ilçeler kendi bölgelerinde gerçekleştiriyor. Sağlam delege istediğimiz gibi bir yönetim. Hayırlı olsun… Sonuç?..

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500