Advert
Sultan 'a sırtını keseleten Habib Baba
Mehmet Çetinkaya

Sultan 'a sırtını keseleten Habib Baba

Bu pazar da sizlereders çıkarılacak kıssadan bir hisse yazacağım... İçinden çok şeyler çıkarmak ise sizin anlayış ve ferasetinize kalmış...

Bazı olayların görünen ve görünmeyen tarafları vardır. İçindennice hikmetler çıkar.

Olmaz dediklerimiz olur. Olur dediklerimiz olmaz ama her şeyin gönlünüzce olması duamız olsun. Maddi ve manevi değerlerimizi unutmadanyüce Rabbim yaşamayı nasip eylesin.

İşte bu Pazar için hikâyemiz;

Habib Baba adı sanı bilinmeyen bir Allah dostudur. İstanbul'a gelmiş, yorgunluğunu atmak için hamama gitmiş. Fakat gelin görün ki gittiği hamamı o gün Sultan 4. Murad'ın vezirleri kapatmış. Hamamcı Habib Baba’yı içeri sokmak istememiş. "Bugün" demiş, "Sultan 4. Murad'ın vezirleri hamamı kapattılar. Dışarıdan müşteri alamam."

Habib Baba "Aceleyle yıkanır çıkarım. Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum" demiş.

Hamamcı dayanamamış."Baba şu köşedeki odada hızla yıkanıp çık.Para da istemem. Yeter ki; vezirler, senin farkına varmasınlar" demiş.

Habib Baba sevinerek odaya girmiş.

Az vakit sonra bir fakir müşteri daha hamamcının karşısında dikilivermiş. Boylu poslu, genç, yakışıklı biriymiş bu kez gelen... Görünümü de oldukça fakirmiş… Bu kişi tebdil-i kıyafet ile Sultan 4. Murad'mış. O gün vezirlerinin, alem yapacaklarından haberdar olduğundan Vezirlerinin kendisinin arkasından söz söyleyip söylemediklerini merak etmiş.

Hamamcı padişahı tanımadığından; bu fakir gence de Habib Baba’ya söylediğinin aynısını söylemiş.

Bugün Sultan 4. Murad'ın vezirleri hamamı kapattılar. Dışarıdan müşteri alamam. Padişah da ısrar etmiş. Ne olursun hamamcı kirli bedenle ibadetimi nasıl yaparım?Hamamcı yine dayanamamış ısrara... Habib Baba’nın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, genç padişahın kulağına fısıldamış; “Şu odada bir ihtiyar yıkanıyor. Sen de o odaya gir. Beraber sessizce yıkanın, bir an evvel çıkın.”

Aman gözünüzü seveyim vezirlerin varlığınızdan haberi olmasın. Sultan 4. Murad beline peştamalı sarıp Habib Baba’nın bulunduğu odaya girmiş. Usulca selam verdikten sonra yıkanmaya başlamış.

Habib Baba'nın gözü, genç hamam arkadaşının sırtına takılmış. Gencin sırtı pek bir kirli gibi görünmüş gözüne... Habib Baba, o kişinin tebdil-i kıyafet padişah olduğundan habersiz yumuşak bir sesle sormuş; “Evladım sırtın pek bir kirlenmiş. Müsaade edersen bir keseleyivereyim.”

Padişah aldığı bu teklif karşısında çok şaşırmış ama çok da hoşuna gitmiş. Hoşuna gitmiş çünküömründe ilk defa biri ona padişah olduğunu bilmeden, sırf bir insan olduğu için ve karşılık beklemeksizin bir iyilik teklif etmiş. Memnuniyetle Habib Baba'nın yanına yanaşan padişah; Buyur baba demiş, Ellerin dert görmesin.

Habib Baba, 4. Murad'ın sırtını bir güzel keselemiş... Padişahın gönlü bir kuru teşekkürle yetinmeye razı olmamış. Ne de olsa insandır. O da her insan gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir diye düşünüp; Baba demiş, “Gel ben de senin sırtını keseleyeyim de ödeşmiş olalım.” Habib Baba tebessümle; “Olur evladım” demiş.

Sultan 4. Murad bir yandan kese yaparken, bir yandan da Habib Baba'nın ağzını yoklamak istemiş. Baba be demiş, Duyuyor musun şu içerdeki eğlencenin seslerini... Şu hayatta Sultan'a vezir olmak varmış. O seni sevince; bak adamlar içerde tef, dümbelek hamamı inletiyorlar... Sen ve ben ise burada iki hırsız gibi... Habib Baba genç sultana kendi hükmünü söylemiş:

“Be evladım Sultan Murad dediğin kimdir? Sen asıl alemlerinSultanına kendini sevdirmeye bak.O seni sevince; sırtını bile Sultan Murat'a keselettirir…”

Sultan Murad’ın Habib Baba’dan duydukları ile keseyi elden düşürür ve düşünür…

Rabbim dilerse sultana da sırtını keseletir, isterse sultanı makamından indirip diyar diyar gezdirip bir handa misafir ettirir. Anlayana demeye bile gerek var mı?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500