Advert
Bayramın evrenselliği

Bayramın evrenselliği

Yine geldi bayram… Bugün bayram ama çocuklar erken kalkıyor mu hâlâ? Ah o eski bayramlar diyen büyükler, sürekli eski bayramlara atıfta bulunan reklam filmleri sezonu açıldı mı? Peki ya batı hayranlığıyla filmlerden izlenen sahnelerden etkilenip bizim bayramlarımızı ah geçirenlerimiz? Kapitalizm dünyasının bir zorunluluğu olarak bayramı bir tatil ve eğlence zamanı olarak görenlerimiz?  

Bayramlar bireysel ve toplumsal psikoloji açısından bakıldığında aslında dili, dini ne olursa olsun her bayramın aynı amaç için olduğu görülür. Noel olsun, Paskalya olsun, 30 Ağustos Zafer Bayramı vs. Hepsinin aslında evrensel bir dili vardır. Bu dil sevgi dili, paylaşım dili, birlik ve beraberlik dilidir. Çocukların aile olmayı, kaynaşmayı paylaşmayı verilen harçlıklarla, ki çocuklar için en eğlenceli kısmı, hediye alıp vermeyi biriktirmeyi kendi parasıyla özgürleşmenin verdiği hissi yaşamayı öğrendiği zamanlardır. Çocuğun kendi gelişimini sağlıklı bir şekilde yaşayabilmesi ve bunu gelecek nesillere aktarabilmesi için güzel bir fırsattır. Çocuklar bunları yaşarken zincirin bir halkası gibidir bu bütün yaş grubundaki diğer halkaları etkileyerek zincir tamamlanmaktadır. Küçükler büyükleri ziyaret ederek onlardan sevgi ve şefkat gereksinimlerini karşılamanın yanı sıra büyüklerinde kendilerinin hatırlanmasının verdiği duyguya vesile olmaktadırlar. Çalışan orta yaş grubu da bu zincire dahil olarak hem kendi fizyolojik dinlenme ihtiyacını karşılarken büyük ve küçüklerin arasındaki bağlayan zincir olmanın verdiği hazzı yaşarlar.

Peki, başta bahsettiğimiz kadar farklı görüşler varken nasıl ortak nokta bulunmalı? Büyükler “ah o eski bayramlar” demeye devam edecek. Biz de bunu büyüyünce diyeceğiz bu değişmez çünkü çocuklukta yaşanan bayramlar da her şey gibi daima özel ve özlenendir… Bunu en aza indirebilmek ve kültürün devamlılığını sağlayabilmek adına çocuklarımızı bu zincire dahil etmeyi ihmal etmeyebiliriz. Çünkü yeni neslin mimarı onlar olacaklar…

Gelelim çok tartışılan bayram ziyareti mi tatil mi konusuna. Malum bayram tatili uzun olunca tatil planları yapıldı. Çalışan insanlar yıl boyunca çalışıp çabalamaktan bayram tatillerini dinlenmek ve tatil yapmak için bir fırsat olarak değerlendiriyor. O kadar yoğun çalışma arasında tek fırsatları bayramlar. Yıl boyunca o kadar çok koşturma içinde hayat mücadelesine kendini kaptırmış kişiler nüfusumuzun azımsanmayacak bir kısmını karşılamakta… Böyle bir ikilemde kalmanın ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorum, tatile gitse büyüklerini ziyaret edememenin verdiği vicdani sorumluluğun verdiği rahatsızlık, gitmese bütün bir yılın verdiği stresin devam edecek olması… Hal böyle olunca bayramlaşma ziyaretleri nasıl olacak peki? Bu gibi durumlarda en azından büyüklerimize durumu izah edip onların da gönüllerini alarak hem büyüklerimize kendilerini değerli ve hatırlanmış hissettirebilir hem de bu duyguyu daha genç nesle aktarma işini yapmış olabiliriz.

Son bir not olarak malum Kurban Bayramı olduğunu göz önünde bulundurarak çocuklarımızın bu durumdan olumsuz etkilenmemesi adına ufak bir tavsiye ise çocukların kesim işlemine nasıl ve kadar müdahil olacağı hakkında. 7-12 yaş öncesi dönemde çocukların soyut düşünme yetenekleri henüz gelişmemiş olduğu için bunu bir travma olarak yaşayabilir, yapılanları katletme olarak görebilir. Bu önemdeki çocukların bu işlemin yapılış aşamasından uzak tutulması onların sağlıklı gelişimi açısından daha uygundur. 7-12 yaş dönemine girmiş çocuklar ise soyut düşünme yeteneğini geliştirmiştir ve belli mesafede uzaktan bu duruma katılabilirler. 12 yaş sonrası ise daha yakından katılabilir.

Ufak tavsiyemizin ardından bayramın evrensel olduğunu her dilde her kültürde farklı şekillerde bayramlar olmasına rağmen verdiği duygunun ve psikolojik ve sosyal gelişim için aynı amaçları hizmet ettiğini vurgulayarak herkese mutlu bayramlar diliyorum…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500