Advert
İngilizce öğrenmeye gitti milyarder oldu
Mehmet Çetinkaya

İngilizce öğrenmeye gitti milyarder oldu

‘Nasıl zengin olurum’ ya da ‘nasıl bir iş yapabilirim’ her gencin yüz yüze kaldığı klasik bir sorudur gelecek adına… Bu minvalde sizlere ilginç, yaşanmış ve bundan sonra da yaşanmaya devam edeceğini umduğum bir hikâyeyi aktaracağım.

Belki dinleyen olmuştur en azından hatırlatma yapmış olalım o zaman… Amaç iyi örnek teşkil etmek ve gençlerin bundan ders çıkarmasının sağlamak, verecekleri kararda bir nebze faydalı olmak.

12 yılda milyarderler listesine girmeyi başardı.

Dünyanın en etkili 100 kişisi listesinde yer almayı başardı. 

Amerika'da yılın girişimcisi ödülünü aldı.

Harvard'da Chobani'nin başarısı ders olarak okutuluyor.

Başarısı ve girişimciliği ona çeşitli ödül, unvan ve övgüler kazandırdı.

Peki nasıl başladı bu başarı yolculuğu.

Cebinde 3 bin dolar ve özgüveni ile dil öğrenmek için gittiği Amerika'da küçük işletmelere yardımcı olan kurumdan kredi alarak girişimcilik ruhunu ortaya koyarak 

"Bizi yapmazlar abi, bize vermezler.

Biz kimiz ki, bizim tanıdığımız var mı?" demeden hedefe koyulmuş Hamdi Ulukaya

Ve sonrasını şöyle anlatıyor: Ben Erzincan'ın İliç ilçesindenim. 2 bin nüfusu, Türk'ü var, Kürt'ü var, Alevi'si var. Biz göçebe hayatı yaşardık. Yaylalara çıkardık. Yatılı Sivas'ta öğretmen lisesinde okudum. Üniversitenin 2. sınıfında İngilizce öğreneyim diye Amerika'ya gittim. Amerika'da bir çiftlikte çalıştım. Bir gün rahmetli hacı babam geldi, 'Sen burada niye peynir yapmıyorsun?' dedi. Bizim Erzincan'da tulum peyniri meşhurdu. Ben de Amerika'da küçük bir peynir imalathanesi kurdum. Bir gün mektup geldi. Satılık yoğurt fabrikası var diye. Önce karttaki fotoğraflara bakmadan çöpe attım. Yarım saat sonra kartı geri alıp telefonu aradım. Sonra emlakçı bütün bu eski pastorize sistemler için 700 bin dolar fiyat verdi. Bir daha yanlış mı diye sormadım. Ucuz geldi. Gidip baktım tesislere, Almaya karar verdim, avukat arkadaşımı aradım. Craft diye bir firma kapatıyorsa sen nasıl bu işi yapacaksın? Sonra paran da yok. Amerika'da küçük işletmeler müdürlüğü diye bir kurum var. Çok güzel bir sistem var bu ülkede, bizde de olmalı. Bu kurum bankaya diyor ki, 'Sen projeyi incele, olur bir iş ise yüzde 10'unu girişimci öz kaynağından sağlasın, yüzde 40'ını banka, yüzde 50'sini devlet karşılayacak. Bir olumsuzluk olursa önce bankanın parası geri veriliyor. Aldık fabrikayı ama her yer darmadağınık. Oranın müdürüne, '55 kişiden bana tavsiye edeceğin kimse var mı?' diye sordum. 5 kişiyi tavsiye etti. Ben 4 tanesini aldım.

Şimdi binlerce kişi her gün işe heyecanla geliyor. Şirketler yazılı kurallarla yönetilmez. Herkes girişimci olabileceğini kabul etsin. Biz öz güvenimizle büyüdük.

Bundan sonraki yüzyılda iş, girişimcilik insan işidir. Biz insanlıktan tamamen teknolojiye döndük. Şimdi insana yeniden dönmeliyiz. Anadolu'da bu bakımdan büyük potansiyel var. Anadolu'daki her genç pırıl pırıldır.

Türkiye'nin içerisinde bu girişimciler çıkar. Birisinin Erzincan'dan çıkıp New York'a gitmesine gerek kalmaz. Kendi öz vatanında garip olmaz. Evet sevgili okur, her şey azim ve istekle başlar. Türkiye artık eski Türkiye değil. Yeter ki ortaya koyduğunuz proje stratejisi ve farklı bir fikriniz olsun. Hayal edin ve hayallerinizin peşini bırakmayın bir bakmışsınız ki siz de ayrı bir Hamdi Ulukaya hikayesi yazmışsınız…

‘Ticaret yapın, çünkü rızkın onda dokuzu oradadır.’

Haydi hayırlı işler bol kazançlar…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500