Advert
Ramazan Bayramı ve sıla-i rahim!
Hilmi Şanlı

Ramazan Bayramı ve sıla-i rahim!

Bizleri bir Ramazan Bayramı’na daha ulaştıran Allah’ımıza sonsuz hamd olsun. Rahmet ve mağfiret ayı Ramazanı aziz bir misafir edasıyla uğurluyoruz bugün. Onu uğurlarken hüzünleniyor, ancak bayram ile seviniyoruz.

Ne büyük bir bahtiyarlıktır ki orucu, kötülüğe karşı kalkan edindik. Gecenin karanlığını sahurlarımızla, namazlarımızla aydınlattık. Tefekkürü, sabrı, şükrü bir kez daha öğrendik. Kardeşlerimizin dertleriyle dertlenmeye adadık kendimizi. Ve bir aydır yaşadığımız iftar sevincimiz, bayram sevinciyle birleşti.

Bu bayram, hem İslami hem de insanî açıdan büyük önem arz eden bir konu üzerinde durmak istiyorum. Kur’an ve hadislerde önemi sıkça vurgulanan; akraba ve yakınları ziyaret etme, hal ve hatırlarını sorma, gönüllerini alma, onlarla irtibatı devam ettirme anlamına gelen sıla-i rahim, İslam dininde üzerinde ehemmiyetle durulan bir husustur.

Yüce dinimiz İslam'da, insanlar arası iyi ilişkilere önem verildiği gibi özellikle yakın akrabalardan başlayarak anne baba ve diğer akrabaların ziyaret edilip gözetilmesi son derece önemlidir.

Sıla-i rahimin birçok ayet ve hadislerde namaz, zekât gibi farz ibadetlerin hemen arkasından anılması bu ibadetin önemini göstermektedir. O kadar ki terk edilmesi büyük günahlardan sayılmıştır.

Sıla-i rahim öyle bir ibadettir ki, ziyaret edene de edilene de manevî faydalar sağlar. Çünkü akrabalarla iyi ilişkiler insan hayatına mana ve güzellik katar. Devam ettikçe manevî bağlar güçlenir, sevgiler artar, fertler arasında bencillik ve yalnızlık gibi hisler de ortadan kalkmış olur. Peygamber Efendimiz (sav)  hadislerinde hem akrabaların tanınması hem de sıla-i rahimin değeri hakkında buyururlar ki:

“Nesebinizden sıla-i rahim yapacaklarınızı öğrenin (Yani yakın akrabalarınızı tanıyın). Zira sıla-i rahim, akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır.”(Buhari-edep 12)

Akrabalık bağlarına riayet etmenin bir diğer güzelliği de insanı, Allah Teâlâ’nın muhabbetine eriştirmesidir. Bir kudsî hadîste şöyle buyrulur:

“Akraba ve dostlarıyla irtibatını kesmeyenlere ve Ben’im için ziyâretleşenlere benim de muhabbetim hak olmuştur.” (Ahmed V 229)

Bunun aksine akrabalarıyla bağını keserek onlarla ilgilenmeyen kişiler için de pek çok ilâhî îkaz ve tehditler vardır. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Allâh’a verdikleri sözü kuvvetle pekiştirdikten sonra bozanlar, Allah’ın riayet edilmesini emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) terk edenler ve yeryüzünde fesat çıkaranlar; işte lanet onlar içindir. Ve kötü yurt (cehennem) onlarındır.” (Ra”d 13-25) Peygamber Efendimiz ise hadis-i şeriflerinde: “Hısım ve akraba ile alakayı kesenler cennete girmez” buyurmuştur. (Riyazussalihin C.1 S.370)

Halit b. Zeyd (Ebu Eyyüb el-Ensarî) hazretlerinden rivayet edildiğine göre bir adam Hz. Peygamber'e gelerek: "-Yâ Rasûlallah! Cennete girmeme sebep olacak bana bir amel söyle, dedi. Rasûlüllah (s.a.v.) şu cevabı verdi:

"Allah'a ibadet eder ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve akrabalarınla irtibatını devam ettirirsin." (R.Salihin c.1s.363)

İşte bu ayet ve hadis-i şeriften anlaşılan gerçek şudur: Başta, hayata gelmemize vesile olan ve bizim için ömürlerini feda eden anne babamız olmak üzere; hala, teyze, amca, dayı gibi yakın akrabalarla alakayı kesmek çok acı sonuçlar doğurmaktadır. Yakınlarımızla irtibatı devam ettirmek, onları görüp gözetmekten ise şu hayırlı sonuçlar ortaya çıkar. Ömür bereketlenir. Öyle ki, kişi aynı zamanı yaşayana göre daha başarılı ve hayırlı işleri yapmaya muvaffak olur. Allah’ın rızası kazanılır ve rızkı bollaşır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Bir kimse, rızkının bol olmasını ve ecelinin gecikmesini isterse, akrabasını görüp gözetsin.” (R.Salihin c.1s.351) buyurmuştur. Bu Ramazan Bayramı’nı dinlenerek veya tatil yaparak değil de, akraba ziyaretlerine ayırmamız dileğiyle, Bayramınızı tebrik ediyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500