Advert
Kötü alışkanlıklarımızın zincirini kırdık!
Hilmi Şanlı

Kötü alışkanlıklarımızın zincirini kırdık!

Bütün mevsimlerin güzelliklerini biz oruç ayı ile yaşadık. Çünkü Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.

İlâhî rahmet, bütün mevcudatı bu ayda bürüdü. Yüce Allah : “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.” (Araf, 156) Herkes kendi gayret ve çabasıyla nasibini çoğaltır. “Herkes için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 39) Oruç ilâhî rahmeti kuşanmaktır. Hayat şartlarının meydana getirdiği ayrılık ve ihtilâfları, insanlık şartlarının gerektirdiği birlik, beraberlik ve yakınlık noktasına bağlayan ve bu noktayı merkezileştiren bir özelliğe sahiptir oruç. Oruçla toplumsal barış yeniden tesis edildi. Gönülden gönüle sevgi ve saygı akımı alabildiğince çoğaldı. Oruçla, İslâm’ın eşitlik ilkesinin en mükemmel tezahürlerinden birini yaşadık. Kardeşliğe aykırı ne varsa oruç ona karşı çıktı. Oruç tuttuk; ellerimizin daha sıcak tutuşmasını sağladık. Sevgiye, kardeşliğe, paylaşmaya, iyiliğe doğru yol tuttuk.

Oruçla, kötü alışkanlıklarımızın zincirini kırdık. İrademizin yönünü hayra ve iyiliğe doğru çevirdik. Nefsimizin zapt ettiği kalelere özgürlüğün bayrağını diktik.  En kötü kölelik, kişinin nefsine tutsak olmasıdır. Nefsanî arzularını kontrol edemeyen bir insan kolaylıkla kötülük işler. Kötü alışkanlıklarının kurbanı olur. En önemli kontrol mekanizması imani ve ahlâkî değerlerdir. Yüce Allah: “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?” (Casiye, 23) buyurur. Sevgili peygamberimiz de: “Akıllı adam, nefsini kontrol altında tutan ve sonsuzluk hayatı için hazırlık yapan kimsedir.” (İbn Mace, K. Zühd, c. 2, s. 1423) Oruç tutmak, nefsin tutsaklığından kurtulmak, onun dizginlerini elinde tutmaktır.

İrademizi kuvvetlendiren oruç, nefsanî ve şeytanî dürtülere karşı mukavemetimizi artırdı. Oruç bir nefis tezkiyesi, bir irade terbiyesidir. Söz ve işlerini yalanla kirletenleri uyardı. (Buhari, İlim, 30) Yüce Allah: “Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” (Şems, 10) Oruç, her türlü günah ve kötülüklere karşı kendini tutmaktır.

Oruçla, riya ve gösterişi hayatımızdan kovmayı öğrendik. Oruç şeytan elinin ulaşmadığı, gösterişin bulaşmadığı bir ibadettir. Nitekim kutsi bir hadiste : “Oruç, benim içindir; onun karşılığını ben vereceğim (Müslim, Siyam, 164) İhlâs ve samimiyet ibadetlerin ruhudur. Allah Teâlâ’ya yakın olmanın sırrına erenler, başkalarının görmesinde, kendileri için itibar araştırma zilletine katlanamazlar. Oruç tutarak, basit hesapları aşan bir ruh yüceliğine ve olgunluğuna ulaşmak için kendimizi değerlendirmeye tabi tuttuk.

Oruçla biz, sabrı, sebatı, istikrarı, azmi ve kararlılığı öğrendik. Hayatın zorluklarına katlanamayanlar, başarının doruklarına kanatlanamazlar. Oruç sabırla sınanmak, azimle donanmaktır. Yüce Allah: “Sabredenlere mükâfatları, hesapsız ödenecektir!” (Zümer, 10) Sabrın ödüllerinden biri de başarı ve zaferdir. Oruç tutmak, sağlam bir iradeyle zorluk ve kötülüklerle savaşa tutuşmaktır.

Oruç bize mahrumiyeti tattırarak elimizdeki nimet ve imkânların hem kıymetini hem de kaynağını gösterdi. Yüce Allah : “Şükrederseniz elbette size nimetlerimi artırırım ve eğer nankörlük ederseniz, azabım pek çetindir.” (İbrahim, 7) Hayatın ve sahip olduklarının değerini bilmeyenler, onları değerlendiremezler. Şükretmek için fark etmek gerekir. Unutmak gaflete, gaflet dalâlete, dalâlet hezimete yol açar.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500