Advert
Doğru mu değerlendiriyoruz?

Doğru mu değerlendiriyoruz?

Yurt dışında yaşayan Türklerle ilgili birçok devlet kuruluşu var. Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan tutun, Akraba Topluluklar Kurumu’na kadar..

Hükûmet sanıyor ki, yurt dışında yaşayan Türklere badem bıyıklı imam göndermek, mescitlerine veya camilerine yardım göndermek kâfidir.

Tabii ki, bu hizmetler zaruridir ve yapılmalıdır..

Ama yapılması gereken sadece bu mudur?

Elbette değil; biz hiçbir zaman, İtalyanların, Yunanlıların, İsraillilerin baktıkları gibi bakmadık bu sosyolojik olaya..

Yunanlılar, İtalyanlar,  özellikle de Yahudiler, gerek Amerika’da, gerek Avrupa’da bu yurt dışı nüfuslarını, kendilerinin sosyal, kültürel  ve ekonomik meselelerinin çözümünün bir manivelâsı gibi kullandılar.

Biz, onların Türk vatandaşlığını muhafaza etmelerinde ısrar ettik ve sandık ki, onların bulundukları ülke vatandaşlığına geçmeleri, onların dini ve milli kimliklerini kaybetmelerine yol açacak.

Onların yaşam savaşını anlamak yerine, onları alay konusu yaptık..

İlk yıllarda, ellerinde transistörlü radyolar, başlarında kenarı kaz tüylü fötr şapkaları ile sokaklarımızda görünmelerini, mizah dergilerine, televizyonların komedi programlarına malzeme yaptık..

Onların ırgatlıktan patronluğa yürüyüşlerini ne dikkate aldık, ne de onların ekonomik  değişimlerinin yanında, bulundukları ülkelerin sosyal ve politik hayatında yer almaya başladıklarını kabul ettik.

Yavaş yavaş, yaşadıkları ülkelerin belediye meclislerinde, eyalet meclislerinde, eyalet hükümetlerinde hâttâ kabinelerinde yer almaya başladıklarını görmedik.

Bunun bize ne kadar büyük bir güç katmakta olduğunu anlamadık.

Kıbrıs’ın nüfusu 300 bini biraz geçmiş, Almanya’da yaşayanların sayısı 3 milyon olmuş..

Marifetmiş gibi, hükûmetler kurulur kurulmaz, başbakanlarımız, ilk ziyaretlerini  1974 den beri, neredeyse tüm nüfusunu maaşa bağladığımız bu ülkeye yapmayı görev saydılar..

Ama onların nezdinde bir an bile “ TC “ li olmaktan kurtulamadık.

Bir Derviş Eroğlu’nu, bir Talat Oğuz’ u kucakladığımız gibi, bir Cem Özdemir’i kucaklamayı ne akıl ettik, ne de içimize sindirebildik.

Hep küçümsedik..

Şimdi de onlara hain muamelesi yapıyoruz, oysaki AK Parti iktidarının reformcu dönemlerinde Cem Özdemir, ne kadar destek veriyordu bize.

Ama  o desteği, satmayan, okunmayan gazetelerin yalaka yazarları kadar önemsemedik..

Onları onurlandırmadık, davet edip sarılmadık. Almanya ile ilgili politikalarımızı geliştirirken, onların fikirlerini almadık.

Şimdi hem onlara, hem de onların düşüncelerini dikkate alıp, değerlendirdiği için Merkel’e kızıyoruz.

Siz sayın Cumhurbaşkanım, siz ki siyasetin kitabını yazmışsınız,  siz Merkel’in yerinde olsanız,  o oylamaya girip, tek muhalif hanımın yanına oturup, ezici bir çoğunlukla yenilmeyi göze alır mıydınız?

Merkel o oylamaya girip hayır oyu verseydi, bugün o koltukta oturabilir miydi?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500