Advert
Vatansever
Tuğba Aydın

Vatansever

 

Bundan 2 - 3 yıl önceydi. Ağrı’nın bir köyünde adını şehit bir öğretmenden alan bir okuldaydım.

6-7 Ekim olayları sırasında mıydı, yoksa Ağrı’daki seçimlerin iptal olmasıyla çıkan olaylar sırasında mıydı hatırlamıyorum…

Köydeki lojmanda iki arkadaş birer koltuğa yatmış duvarları izlediğimiz günlerdi.  6 hafta boyunca köyden dışarı çıkamamış, 45 metrekarelik susuz evimizde yaşamaya çalışıyorduk. Ekmeğimiz bile kalmamıştı bir sabah. Kalkıp ağlayarak hamur yoğurdum.  Ekmek yaptık ve yedik. Okulda bir derste oturup şunları yazdığımı hatırlıyorum; “Ölmekten korkuyorum.

22 yaşında, hayat benim için yeni başlamışken daha ölmek istemiyorum. Sevdiklerime kavuşamadan, gönlümce onlara sarılamadan ölmekten çok korkuyorum.” Ben orada ölmedim. 22 yaşında ölmedim. Daha mesleğime yeni başlamışken ölmedim. Öğrencilerimle sarıla sarıla, ağlaya ağlaya vedalaştım. Belleğimin en unutulmaz köşesinde onları sakladım. Ölmeden geldim oradan.

Ama bir öğretmen şehit oldu orada. 22 yaşında yürüdü şahadete. Daha mesleğine yeni başlamışken... Öğrencilerine sarılamadı vedalaşmak için. Daha birçok anı biriktirecekti, hayatını bağışladı bayrak uğruna. Son nefesini vermeden gelemedi oralardan. Annesine kavuşamadı. Memleketinden giderken onu biri durdursun isteyecekti, sonraları pek çok kere.  Hiç kimsesi olmayan bir şehre gitmek istemeyecekti bazı zamanlar. Annesinin kokusundan, babasının güvenli evinden ayrılmak istemeyecekti. İçin için ağlayacaktı da belli etmeyecekti üzülmesinler diye.

Tatillere gün sayacaktı. Hem de mecazen değil sabah uyanıp ev arkadaşına seslenecekti: “92 gün kaldııı!” diye. Yanlış okumadınız üç haneli sayılardan itibaren sayacaktı. Bir sevdiği olacaktı. Ona kavuşmak için gün sayacaktı. Söz keseceklerdi, nişanlanacaktı. Her gün yeni şarkılar söyleyecekti öğrencilerine, her gün çınlatacaktı sesi o dağları. Son çığlığı duyulmuştur belki son nefesini verirken.  Bir de geçen hafta başka birinden vatanseverlik ve “adamlık” dersi aldık.

Bilmem ne ilaçlarını kullanmış “adam gibi”, o formayı terletmiş “adam”, milletini bayrağını çok sevdiği için birini yumruklamış. “Adamlığıyla” anılacakmış bu yüzden bu vatansever gencimiz. “Adamlık” öğretti bize, helal olsun!  Aybüke öğretmen kadın gibi sevdi vatanını. Kadın gibi yaptı işini. Kadın gibi yürüdü şahadete. Kadınlık taslamadı kimseye, kadın gibi oturdu, kadın gibi konuştu, kadın gibi çalıştı. Ondan geriye adamlık değil kocaman bir İNSANLIK kaldı.

Asıl vatansever, bahar dalı gibi gülümseyen bu gencecik kadındır. Vatan asıl ona borçludur. Milletini asıl o severdi, bayrağının dalgalandığı kimsenin bilmediği dağlarda seyretti nazlı hilâli.   “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.”  Bu vatan için görevini yaparken canını vermiş, varlığını Türk varlığına katan tüm vatanseverlere saygı ve hürmetle...  

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500