Advert
Bursa’ya İlhan geldi…  Getiren sağ olsun…

Bursa’ya İlhan geldi… Getiren sağ olsun…

 

Ben gideli buralara olanlar olmuş” 80’li yıllarda askerliğini yapan İlhan İrem, terhis olup Bursa’ya dönüşünde İnegöl rampasından Bursa ovasını gördüğü anda bunları düşünerek ve o güzel bestesini yaptığını anlattı. Bugün ise öyle bir beste yapmak ihtiyacını hissetmez ve “ Saçların tarumar gözlerinde nem ateşe benzerdin küle dönmüşsün “şarkısını remiks eder söylerdi.

İlhan İrem ile birlikte söylediğimiz şarkılarla masum gençliğimize gittik. İlk aşklarımızı tazeledik. Bize bunları tekrar yaşattığın için teşekkürler İlhan!

1923 grubunla Bursa’da hem yaşadın hem yaşattın. Sadece küçük bir dil sürçmen oldu. Burgaz Kurşunlu arasında bahsettiğin yer Kireç ocakları değil aşkımızı denize haykırdığımız beyaz kayalardı. Kireç ocakları Uludağ yolundadır…

İlhan İrem on yıllar sonra yuvaya döndü. Bir yaş küçüğüm ve Bursa aleminde Merhabam olan, şarkıcı değil sanatçı kişiliğini bir gün bile unutmayan masum duygulu ve ince sesli adam İstanbul’a gittikten sonra Bursa’ya kısa dönüşleri bile gizli aile ziyaretleri şeklinde olmuştu. Biz Altıparmak’taki Plakçı Orhan’dan hem onun 45’liklerini alır hem de anılarımızı tazelerdik. Plakçı Orhan’ın vitrin camındaki elle yazılmış “İlhan İrem’in plağı geldi” afişi gözümün önündedir.

İlhan İrem’in son yıllarda sufi müzik çalışmaları yaptığını biliyorum. Bu durumun açıklaması bence  eskisi kadar beste yapamadığını değil ritmboxlardan fırlayan  “cısstakcıstaak” çakma pop bestecilerle aynı havayı solumak istememesindedir.

Onun 70’lerde yaptığı bestelere çuval dolusu para vermek için bekleyen onlarca şarkıcı varken tek bir bestesini bile satmaması sanatçı kişiliğinin tapu senedidir.

55.nci Uluslararası Bursa Festivali’nin çıtası her geçen yıl yükseliyor ve çok önemli sanatçılar Bursa ile buluşuyor.

Bu sene de çok özel sanatçı ve gruplar geldi ama bu yılın en büyük bombası kesinlikle İlhan İrem’di. Bu başarılı ekibin  kaptanı Sevgili Mustafa Çokran’ı takım arkadaşları adına da kutluyorum. Bütçe yapmak önemlidir ama o bütçeyi maksada uygun olarak kullanmak sanat ve Bursa aşkı gerektirir. O yürek de onlarda var.

 

“””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””

Ah şu iftar yemekleri…

Her Ramazan ayında aynı yazıyı yazmaktan bıkmıştım ve yazmama kararı almıştım ama sabah Sayın Cumhurbaşkanımız da aynı tartışmanın içine girince ve de onun iradesi toplumda yüzde elli elli tartışıldığına göre benim de yazmam farz oldu.

Ramazan ayı paylaşım ayıdır. İmkanı olmayanlara Ramazan bereketi ile ulaştırmak insani, dini ve vatandaşlık sorumluluğumuzdur. Ben vergimi öderim sosyal devlet gereğini yapsın anlayışı düşünce kabızlığıdır.

Bunun için Belediyeler, STK lar, gerçek kişiler, kurumsal işletmeler iftar merkezleri kuruyor ve hizmete destek veriyor. Bu merkezlerde kim olursa olsun orucunu açıyor, hatta çeşitli nedenlerle oruç tutmamasa bile iftar vakti yemeğini yiyor.

Sanırım buraya kadar her şey doğru hepimizin katıldığı şekilde gerçekleşiyor.

İş bundan sonra sarpa sarıyor. Lüks mekanlarda ve otellerde verilen iftarların hedef gösterilmesini de aynı düşünce kabızlığı olarak görüyorum. Kurumların kişilerin ya da grupların imkanları ölçüsünde kendileri için de iftar vermesine kimse laf etmemelidir. O kurumlar vergisini ödüyorsa, Ramazan yardımında bulunuyorsa, örneğin varlığını oluşturduğu BTSO kendi ödediği aidatlardan oluşan bütçe ile 30 boyunca halka iftar hizmeti verirken sorgulamıyorsa, kimse de onun özelini sorgulamasın fetva vermesin. Ayrıca o mekânlarda çalışanların, fatura keserek elde ettikleri kazancın vergisinin getirisini de düşünmek gerekir.

Adam senede onlarca kez yurtdışına çıkar. Paris’i 4 mevsim de görmeye gider ama Umre’ye birden fazla gidenleri eleştirir. Yahu! Sen Paris’i seversin tamam da Mekke’yi sevenden ne istersin?

İftar konusunu bu hale getirmeyelim diyorum.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500