Advert
Ya devam ya da…

Ya devam ya da…

İkisinin de özünde memleket sevdası olmasına rağmen 68 Kuşağı ile Ülkücü gençliğin birbirlerinin ruhunun imha ettirilmesi sonrasında Türkiye büyük bir kaosa sürüklenmişti. Ülke 1940’ların ABD’sine özendirilerek çeteler, mafya tipi yapılanmaların icraatları üçüncü sayfa haberlerini bir anda manşete taşıyacak şekilde infazlara dönüştü ve toplumda önemli isimlerin katli toplumun çatısında büyük yaralar açmıştı.

Bu süreç dönemin vesayetli demokrasi karakteri gereği önce 12 Mart 1971 muhtırası ve ardından 12 Eylül 1980 darbesi ile sonuçlandı ve demokrasiye darbe molası verildi.

Bu günlerde toplumsal şiddetin başlangıcı olan toplu cinayetler, mafya öyküleri, okul kavgalarını manşetlerden görmeye başladık.

Bu ülke ‘en iyi’ darbenin sonuçlarının, en kötü demokrasi uygulamalarından daha vahim olduğunu defalarca yaşadı. Artık vesayet düzeninin fişi çekildi ve demokrasiye mola dönemi bitti ama demokrasi bilincimiz yol kazalarına karşı direnecek kadar güçlü değil gibi görünüyor ve bütün güçlülerin kendilerini haklı gördükleri dönemlerdeyiz.

Bu gidişi hayra yormak akil insan işi olamaz ve tepeden tırnağa herkesin aklını başına alması gerekmektedir. Biz kısa dönemde inanılmaz şeylere tanık olduk ve an itibariyle yaşayacağımız yeni bir travmanın çözümünü bulacak kadar moral değerlere sahip değiliz.

Bir çete reisinin cezasının infazı için cezaevine yüzlerce araç ile gitmesi ve bunun yazılı ve görsel medyada kutsanması toplumsal hastalık alametidir.

Ben yaşamın dörtte üçünü devirmiş insan olarak kendimle ilgili en küçük bir kaygısı olmayan bir insanım ama çocuklarımın, torunlarımın ve devamının mutlu bir Türkiye’de yaşama umutlarının giderek azaldığını düşünerek kahroluyorum.

Ya demokrasinin insana en çok yakışan rejim olduğunu, hukukun üstünlüğünün yaşam kalitesinin teminatı olduğu bilinci ile hareket ederek sorunlarımızı çözeceğiz ya da biten devletlerin çöplüğü olan tarih sayfalarında kaybolup gideceğiz.

Seçim bizimdir!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500