Advert
Muhammed Ali Karadenizliydi.

Muhammed Ali Karadenizliydi.

 

Yaşı ellinin üzerinde olanlar iyi bilir. 1960’larda ABD’de siyah olmak suç değildi ama suçlu olanların yaşamı siyah olanlardan çok daha kolaydı. 1960'ta CassiusMarcellusClayJr.isimli siyah derili ama bir film artisti kadar düzgün fizikli bir adam Roma Olimpiyatlarında ağır hafif sıklette altın madalyayı aldığı haberini siyah beyaz gazetelerden okuduk.
ABD’ de siyah hakları için mücadele eden Martin Luther King’in, siyah Müslümanların lideri olan Malcolm X in öldürüldüğü dönemdeClay denilen adam boks hayatına Clayolarak devam ederek bile konuşarak bütün dünya gibi bizim de sevgimizi ve saygımızı kazandı.
Sabaha karşı ülkesinin ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaptığı maçları izlemek için gün sayardık.  O, ezilen toplumların yaşadığı çeyrek porsiyon demokrasiden umudu olmayanların umudu olmuştu.
Bir gün bundan böyle “Benim adım Muhammet Ali ve dinim İslamiyet” dediğinde mavi kürede yer yerinden oynadı. Din lobisinin hedefi oldu. Onu en parlak döneminde askere alarak Vietnam’a göndermek istediler. Belli ki orada öldürülecek ve bir madalya ile Amerika’nın kirli tarihin çöplüğüne atılacaktı.
“Vietnamlılar ülkeme ve bana düşmanlık yapmadılar. O benim savaşım olmaz” dedi ve savaşmayı ret etti. Tehdit ettiler. O Bir adım geri adım atmadan Müslüman gibi dinini ve öğretilerini yaşamaya devam etti.
Bu arada sürekli konuşuyordu ama boşa konuşmuyordu. Konuştukları da dünyaya çarpan etkisi ile büyüyerek yansıyordu.
ABD’ de bundan rahatsız olmaya başladı ve onu yargıladı. Yine bir adım geri atmadan savunduğu fikirleri mahkemedetekrar etti.
Onu mahkum ettiler hapis ve para cezasına çarptırdılar. Hapis yattı. Para cezasını ödedi. 
Bütün aldığı cezalar onu dünyada toplumların gözünde daha da büyütmeye başladı. 
Bu kez Sam Amca onun varoluş sebebini ortadan kaldırarak unutturmaya kalktı ve bileğinin hakkı ve yumrukları ile kazandığı dünya şampiyonluğu unvanı elinden alındı. Yetmedi lisansı iptal edilerek Boks yapması yasaklandı.
O konuşmaya devam etti.
Her sözü ile ABD yönetimini nakavt edecek kadar sarsıyordu. Sonunda yere serildiler ve maç yapmasına izin verdiler. Kapalı kapılar altında elinden alınan şampiyonluğu herkesi döve döve tekrar aldı.
O konuşmaya devam etti.
Spor yapma yaşı kemale erdi ve Boksu bıraktıktan sonra bütün dünyada eşitlik, barış ve İslamiyet üzerine konferanslar verdi.
Hayatının her döneminde saygı gördü. Türkiye’ye de ziyarete geldiğinde büyük bir hayran kitlesi coşku ile tarafından karşılandı.
O iyi bir Müslümandı ama onu asıl dünya yıldızı yapan Müslüman, Hristiyan, Ortodoks, Musevi, Şaman, Yezidi, Ateist herkesin en çok sevmesiydi.
O bir Afrika kökenli Amerikalıydı.
O bir Avrupalıydı.
O bir Asyalıydı.
O bir Müslümandı.
O bir Dadaş’tı.
O bir Karadenizliydi.
O bir Türk’tü 
O bir Dünyalıydı.
Mekanın cennet olsun kelebek gibi uçan, arı gibi sokan, durmadan konuşan Yiğit Adam 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500