Advert
Advert
Varlık Fonu nedir?

Varlık Fonu nedir?

 

Bir sabah uyandığımızda 24.01.2017 tarihli kararnameyle Ziraat Bankası, BOTAŞ, TPAO, PTT, Borsa İstanbul Anonim Şirketi, Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme Anonim Şirketi, Eti Maden ve Çaykur gibi kuruluşların Hazine’ye ait hisselerinin ‘Türkiye Varlık Fonu’na’ aktarıldığını öğrendik.

O güne kadar Varlık Fonu ile ilgili fazla bir şey bilmiyordu. Sadece başta Yiğit Bulut olmak üzere Yönetim Kuruluna atanan isimler üzerinde yorumlar yapılıyordu. Oysa Varlık Fonu Ağustos 2016 yılında Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak resmi gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmişti. En son olarak Halk Bankası Varlık Fonu’na devredilince peşi sıra bilgiden yoksun yorumlar da geldi.

Doğruyu bulmak adına araştırma yapmadan fikir sahibi olmamak için Varlık Fonu’nu taradım ve en objektif yazıyı Dünya Gazetesi köşesinde buldum. Osman Ata Ataç, yazısında bu konuyu enine boyuna işlemiş ve sadece bizde yapıldığını sandığımız Varlık Fonu’nun dünyanın yaklaşık 50 ülkesinde yapıldığını, neden ve nasıl yapıldığını okudum.

Üstad “Uluslararası literatürde İngilizce Sovereign Wealth Funds kelimelerinin baş harflerinden SWF olarak bilinen bu fonlar devletler tarafından işletilen yatırım fonlarıdır. Global taşınır ve taşınmaz varlıklara yatırım yapmak amacıyla petrol gibi emtia ihracatından, bazı ülkelerin ihracattan edindiği ciddi miktardaki cari fazladan veya merkez bankalarında biriken fazladan dövizlerden finanse edilirler. Elli kadar SWF’nin büyük çoğunluğu petrol ihracatından elde edilen paralarla kurulmuşlardır. İşin Türkçesi SWF ile şu veya bu nedenle elinde bol parası olan ülkeler tarafından bu paraları uluslararası yatırımlarda değerlendirmek için kurulan yatırım şirketleridir. Yani SWF’ler iç piyasaya finansman sağlamak için değil, ülke dışında yatırım yapmak için kuruluyorlar. Eğer bizim Varlık Fonu iç piyasaya finansman sağlamak için kurulduysa bu onların kuruluş amaçlarına uygun bir şey değil” diyor.

Benim anladığım ülkenin dış ticaret fazlası varsa, kasası döviz ile doluysa, petrol gibi sürekli ihraç edeceği ürüne sahipse, devletin Varlık Fonu’na vergi, yatırım indirimi, KDV, harçlar gibi konularda avantajlar sağlayarak elinde atıl duran varlıklar ile kaynak yaratıp global ekonomiye girmesini sağlamak oldu.

Bize dönüp baktığımızda kasamızda paramız olmayıp, petrol gelirimiz yoksa, dış ticaret fazlası değil açığımız varsa bu fon neye hizmet edecek diye düşünmek gerekiyor.

Ayrıca fonların denetiminin bağımsız şirketler tarafından yapılması, şeffaf olması gerekirken, Başbakana bağlı olması referandumun kabulü halinde Cumhurbaşkanına bağlanmasının şeffaflığını ve bağımsızlığını sorgulatıyor.

Yine Osman Ata Ataç, “Santiago ilkelerine rağmen bu fonların yönetiminde şeffaflık pek sağlanabilmiş değil. 2016 değerlendirmesine göre elliyi aşkın fonun otuzu şeffaflık için en alt skor olan 10 üzerinden 8’i tutturamamış. Aralarında Çin ve İran’ın bulunduğu ve tüm petrol zengini Ortadoğu ülkelerinin fonlarını içeren 25 kadar fon on üzerinden altılık skorlarıyla hiç ‘şeffaf’ değil” derken yaşanabilecek bir sıkıntıya parmak basıyor.

Bizim Varlık Fonumuzun uluslararası kriterlere uygun olarak yürütmemiz için kaynak sorunumuzun olduğu gayet açık görünüyorsa da yetkililerin bu fon ile ilgili süreci kamuoyunu üzerinde polemik yapılmayacak şekilde bilgilendirmesi gereğine inanıyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500