Advert
“BEN YORULDUM HAYAT” DİYENLERE...

“BEN YORULDUM HAYAT” DİYENLERE...

 

Çok meşhur bir şarkı olmasına rağmen, ancak bir iki kere dinlemişliğim varken, nedense dün gece hem gönlüme, hem dilime düştü...
Ama şarkının tamamı değil; sadece ilk mısra..
Yüzlerce şiirin ezberimde olmasına rağmen, eğer güfte, bildiğim bir şiir değilse, o şarkının sözlerini ezberleyemem..
Bunun için şarkının diğer sözleri gelmedi aklıma..
Erkende oturdum bilgisayarın başına, Mümin Sarıkaya’dan defalarca dinledim son günlerin popüler şarkısını..
Dinledikçe tabii ki  güftenin  ilk mısrasına takılıp kalmaktan kurtuluyorsunuz ve şarkının sonunda yalnız kalmanın hüznünün sizi sardığını hissediyorsunuz.
Bir yenilmişlik, bir kadere razı olma duygusu.
Bir pişmanlık...
Sese kulak veriyorsunuz, "Gözümden gönlümden düşen düşene" diyor..
Ama, sevdayı çok kişi de mi aramış, yoksa  bir Leylâ’nın peşinde mi yok olmuş  anlayamıyorsunuz?..
O da bilmiyor.
"Yol verdim sevdanın en delisine" diyor.
Bu söz sizi sarsıyor..
Hüzne ilk adım...
Doğrusunu söylemek lazımsa, ikinci adımdan sonrasını siz de bilmiyorsunuz... 
O’nu  mu, yoksa kendi  hüznünüzü  mü anlamaya çalıştığınızı? 
Kararsız kalmaktansa, en iyisi kendi dünyanızın değerlerine  dönecek  ve  diyeceksiniz ki:
Dostum, "Sevdanın en delisine yol verdiysen", "Mecnun gibi, Mevlâm diyecek yerde Leylâm" demesini bileceksin..
Hep "Leylâm" diyeceksin..
Ya da Cemâl Süreyya'yı hatırlayacak ve
“Bak..! Papatya mevsimi geldi..
Mevsimlerden papatyayı severim.
Sonra seni.
Sonra yine seni..
Ve hep seni..” diyeceksin..
Tekrar edeceksin..
Tekrar edeceksin..
Ve sonra, yine tekrar edeceksin... Ama yorgun düşmeyeceksin.
“Ben yanıldım hayat vurma yüzüme” diyorsan, sen ne deli bir sevdaya düşmüşsün, ne de deli sevdaların Leylâ’sını görmüşsün..
Aldanmışsın dostum, aldanmışsın..
Senin bizim sokakta işin yok..
Bizim sokakta ne Mecnun, Leylâ’nın peşinden gitmekten; ne  Leylâ Mecnun’u beklemekten; ne Ferhat dağları delmekten, ne de dağın öbür tarafındaki Şirin, kazma seslerine kulak vermekten yorulur.
O  deli sevdanın peşinde koştuğun sokaklardaki insanların bakışlarından yoruluyorsan, hanların duvarlarına "Derdime ‘verem’ diyorlar" diye yazmıyorsan, dağları delerken gece olup da kazmanı yanına bıraktığında, “Sabah ne zaman olacak?" diye sabırsızlanmıyorsan, 'Ben pişmanım hayat sorguya çekme'de, diyebildin kadar...
Sen, dilinde de, gönlünde de kalacak birini bulamamışsan, ya da bulduğunda kıymetini anlayamamışsan, felek senin niye başını eğdirmesin ki?
Sana dostum "diz çöktüren dünyanın namert yüzü" değil; yol verdiğin deli sevdaya layık olmayıp, kaçırdığın fırsatlara olan pişmanlığındır.
Senin gibilerin, "Ben yanıldım hayat, sorguya çekme" demeye hakkı yoktur.
Bırak “dilin suskun kalsın..”
Niye konuşacaksın ki?
Bir sevdaya layık olamadıysan senin tövbeni kim duyacak ki?
Bak dostum, deli bir sevdaya gönül verenler, "Ben yoruldum hayat" demezler.
Onlar kendilerini ebediyen bekleyen birinin olduğunu bildikleri için, sabreder ve vuslatı beklerler.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500