Advert
Ey ruh!..

Ey ruh!..

 

Bursaspor çok uzunca bir süredir yönetilemiyor.

Kulüp, taraftarların oyuncağı adeta.

Nasıl bir tüzükse, kulübe üye olanın unvanı anında 'kongre üyesi' diye geçiyor.

Bu kadar kolay yani!

İpsiz sapsız bir sürü aylak, ihtiyaç olduğunda kullanmak amacıyla, herkesin malumu kişiler tarafından kulübe üye yapılıyor. Aidatlarını bile bunlar ödüyor.

Kongrelerin en büyük kabusları aylaklar tabi.

Hiçbir niteliği olmayan herif, kongre üyesi unvanını alınca doğal olarak sapıtıyor.

Kongrede konuşmacı oluyor ve mikrofonu görünce önüne gelene sallıyor, bu kentin önde gelen değerleri de dahil.

Kimse de çıkıp, onu engellemiyor.

Aslında sorunun kaynağı belli.

Bu kenti yönetme adına ortaya çıkıp, içine eden makam. 

Hadi diğer abuklukları bir kenara bırakalım. Bu Timsah Arena rezaleti nedir ya?

6 yılda bitirilemeyen bir dünya şaheseri!

Beşiktaşlılığı tescilli biri, bunlardan yüz bulmuş astarını arıyor.

Zatı alileri ekibiyle birlikte Umre'ye gönderiliyor.

Ondan sonra da kongrelerde atıp tutuyor.

Bizim üst düzey sanayicilerimiz de bu k... kırıkların hakkından gelemiyor.

Son kongrede en güçlü aday Timur Noyan'dı. Nedense ona engel olundu.

Ali Ay ve ekibi göreve geldi.

Bursaspor'un durumu herkesin bildiği gibi. Borç bini aşmış, kimsenin çok büyük bir beklentisi yok.

Ama bizim yeni yönetim atıp tutuyor. İlk 3'e gireceğiz, Avrupa'ya gideceğiz, Türkiye Kupasını alacağız....!

Hamza Hamzaoğlu göreve geldi. Bu kadroyla gelinebilecek en iyi noktaya da getirdi takımı. Ancak Galatasaraylıydı. Bizim oğlanlar onu bir türlü sevmedi.

Çok bildiklerinden, en kritik bir dönemde görevi bırakmasına neden oldular.

Devre arasını da boşa geçirdik.

Birisinin avantası uğruna artık emekli olmuş Stancu'yu getirdik.

Şimdi tek duamız, alttakilerin her hafta puan kaybetmesi.

Bursaspor'un en büyük sorunu hem futbol federasyonu hem de futbolcuların birlik olamaması, takım ruhu eksikliği.

Kayseri'de ki maçın hakemi; ceza sahası önündeki çok net bir faul sonrası çift vuruş veriyor, Kayseri'nin 2. golü belirgin bir şekilde ofsayt.

Siz uzun süredir herhangi bir karşılaşmada çift vuruş kararı verildiğini gördünüz mü?

Sonucu doğrudan etkileyebilecek bu kararlarla ilgili olarak kimse kılını kıpırdatmıyor.

Maçın hakemi de ödül olarak bu hafta oynanan Gaziantep- Fenerbahçe maçına atanıyor.

Kasımpaşa maçı ise tam bir komedi.

Ceza sahası içine gelen topa Ertuğrul müdahale edeceği sırada, rakip tabanla geliyor, kontrolsüz yükselen top kaleye yönelmiyor ama Ertuğrul'un eline çarpıyor. Orta hakem oyunu devam ettiriyor. Ama o da ne, yaklaşık 15 sn sonra penaltı noktasını gösteriyor, üstüne üstlük kırmızı kartını çıkarıyor.

Olayın içinde o kadar çok gariplik var ki;

- Tabanla gelen adamın hareketine faul vermiyorsun.

- Senin hemen önünde ve net görebileceğin hareket sonrası oyunu devam ettiriyor, daha uzaktaki yan hakemin uyarısıyla kontrolsüz olarak ele çarpan topa penaltı çalıyorsun.

- UEFA'nın, penaltı pozisyonu sonrası eğer bariz birşey yoksa takımı eksik bırakmayın uyarısına karşın kırmızı kartını eksik etmiyorsun.

- Ondan sonra da yaptığın hatanın altında ezilip Şamil'in penaltı ve kırmızı kart pozisyonunu es geçiyorsun. Tabi atı alan Üsküdar'ı geçiyor.

Arka arkaya 2 hafta canımıza okuyan hakemlere gıkımız çıkmıyor.

Fenerbahçeli futbolcular en basit pozisyonlarda bile hakemin etrafını sararken, Ertuğrul'un boynu, haksız kırmızı karta karşın kıldan ince oluyor.

Takımın ruhu kaybolmuş artık. Bundan sonrası çok zor!

Bu yaşananların ardından sahamızdaki Antep maçı sıradaydı.

Rakibin lig sonuncusu olması ve artık son kurşunlarını kullanması nedeniyle karşılaşma adeta bir ölüm kalım maçına dönüştü.

Üstelik cezamız nedeniyle seyircisiz oynayacaktık.

Karşılaşmaya büyük bir gerilim altında başladık. Henüz ilk dakikalarda uğursuz el tanrısı yine sahnedeydi.

İsmail'in eline çarpan top ve penaltı.

Harun her zaman yaptığı gibi penaltıyı kurtardı. Ama dönen topu onlar daha iyi takip etti.

Allahtan hemen karşılık verdik. Ama golümüz ofsayttı.

Antep karşılaşma boyunca bizden daha etkiliydi.

Maç biterken yan hakemin uyarısıyla bir penaltı kazandık.

Takımın geneli gibi iyice formsuzlaşan Batalla'nın vuruşu kaleciden döndü, atıştan önce ceza sahasına giren John 3 puan getiren golü attı.

Biz daima objektif olmaya çalıştık. Hakkımız yendiğinde isyan ettik. Ama bu maçta puanlar altın tepside ikram edildi adeta.

Rakip kazansa yukarısı için moral bulacaktı. Biz kaybetsek tepetaklak düşmeye devam edecektik.

Hakemler bu hafta inanılmaz kötüydü.

Merkez Hakem Kurulu ısrarla bu kötü adamlarla çalışmaya devam ediyor. Adamlar da her hafta birilerinin canını yakmak için çabalıyorlar adeta!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500