Advert
Serbest dolaşım hakkından yüz yıllık yalnızlığa doğru mu?

Serbest dolaşım hakkından yüz yıllık yalnızlığa doğru mu?

2016 yılının başlarında AB ülkelerinde serbest dolaşım hakkına giden yolda uyum yasalarında yeni fasılların açılıp onaylanması konuşulurken, 2017 yılı başında AB Parlamentosu

ile başlayan gerginlik Yunanistan ile kayalık adalar ile devam ederek son günlerde Almanya ile zirve yaptı. 


Buna gerginlikte Almanya lehine saf tutan Avusturya ve Hollanda eklenince AB de değil Avrupa’da yalnızlığa doğru bir yolculuk başladı. Hükümetler arasındaki sağırlar diyalogu, AB

ile Türkiye arasında devlet krizine dönüştü.


Küresel dünya ekonomisinin yaşandığı dünya liginin oyuncuları hiçbir ülkenin üzerini ticari olarak çizmeye cesaret edemez ama aldığı dönemsel yaptırım kararları bile bizim gibi

dövizle boğuşan ülkeleri tık nefes yapmak için yeterli olur.


Rus uçağının düşürülmesi sonucunda Rusya ile yaşanan krizde Putin’in sesini yükselttiğine tanık olmadık ama bir sezon boyunca beklediğimiz Rus turistler ‘Putin emri’ gereği

gelmeyince ülkemizin turizm ekonomisi felç olmuştu.


Öte yandan yaklaşık yıllık 150 milyar dolar olan ihracatımızın yaklaşık yüzde 65 ini AB ülkelerine yapıyoruz. Başka bir deyişle kadim dostlarımıza yaptığımız ihracat rakamları

yüzde 10 u bulmuyorken, her fırsatta sorun yaşadığımız AB ülkelerinin ihracatımızın lokomotifi olduğu gerçeği ile yaşıyoruz. 


Ülkelerin dokusal yapıları uyuşmayabilir, hassasiyet alanları diğerini incitebilir ama her farklı uygulamada sorunu krize çevirmenin kimseye yararı yoktur. Elbette ki onların dediği

olacak değildir ama müzakere yapmak varken gemileri yakmak akılcı bir tutum değildir.


Son günlerde Almanya ile yaşanan krizin en sıkıntılı söylemi Nazi ithamıdır. Bunun ilişkilerimizde açacağı yaranın faturasını orada yaşayan ve çalışan Türk kardeşlerimizin de

ödeyebileceği endişesini taşıyorum.


Orta Doğu’da müttefikimiz olan ülkeler ile AB platformunda hasım olmamak gerekir. Bunun tek yolu konuşmak, tartışmak ve empati yapmaktır.


Öte yandan Devletlerarası dostluk kurulabileceğini düşünmek gerçekleşmesi mümkün olmayan bir ütopyadır. İlişkilerde iki taraf varsa aralarında karşılıklı çıkarlar vardır. Tek taraflı

düşünüp her konuda tek doğrunun kendinden geçtiğini düşünmek ve karşıdan aynı anlayışı beklemek olmaz.


O nedenledir ki tarihte birçok savaşlar kazandık,65’lerde iş gücü olarak davet edildiğimiz Avrupa’ya dualarla gönderildik ve bando ile karşılandık ama siyasetin ince bir ilim olduğunu

bilemediğimizden bugün turist olarak bile dünyada vizesiz giremediğimiz ülkeler sayısı yüzleri aşmıştır.
Bu da geçer demeden çözüm odaklı doğru ve kararlı adımlar atmalıyız. Onlara Nazi dersek, Haçlı Seferlerine çanak tutarız.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500