Advert
Türkiye’de siyaset kartları yeniden mi karılıyor?

Türkiye’de siyaset kartları yeniden mi karılıyor?

 

Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Ak Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu önce 27 Ağustos 2014 tarihinde yapılan AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde AK Parti Genel Başkanı seçildi.

6 Haziran seçimlerinde yüzde 40,8 oy olan ve 258 milletvekili ile tek başına iktidarı kazanamayan Davutoğlu, 12 Eylül 2015 tarihindeki partisinin 5. Olağan Genel Kurulunda katılan üyelerin kullandığı geçerli oyların tamamını olan 1353 oy alarak Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan seçilmişti.

1 Kasım’daki “yeniden” yapılan seçimde yüzde 49,5 oy ile 317 milletvekili kazanmış partinin Genel Başkanı olarak tek başına kurduğu hükümetin Başbakanı olmuştu.

Ahmet Davutoğlu tek başına iktidarın 6.ıncı ayında yola çıkılan “Güçlü Cumhurbaşkanı-Güçlü Başbakan” ilkesinin iflas kararını “İnanmadığım hiçbir yola çıkmadım. Kendimle çelişeceğim hiçbir karara uymadım. Emanetçi bir kimlik taşımadım. Yol arkadaşlarıma olan refik olma inancımı kaybettim” açıkladı.  

Halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı olarak yasal dayanaktan daha çok, fiili durum yaratarak devleti temsilden öte bir profil çizen icraatlarından “sorumsuz” Cumhurbaşkanı ile Parlamenter Demokratik sistemin en güçlü icra makamı olan “Sorumlu” Başbakanın çatışması kaçınılmazdı.

22 Mayıs 2016 günü yapılacak olan Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan seçimi Türkiye’de yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır. Bu başlangıç Beştepe Sarayı ile dirsek teması değil organik bir bağ kurulması demektir.

Yola çıkılanlar ile yolda bulunanların çatışmasında, Beştepe’nin yolda bulunanlardan yana tavır koyarak “makama nasıl seçildiğine bakacaksın” ifadesini referans alanların medyasının düne kadar göklerde uçurduğu Davutoğlu’nu manşetten“ Suriye ve Terör konusunda başarısız” olarak suçlayarak tam bir bel altı vuruşuna rağmen Ahmet Hoca’nın veda konuşmasındaki nezaket ve üslup dikkate değerdi.

Konuşmasının içinde saklı çok derin sitemler olmasına rağmen, Cumhurbaşkanına ve partisine ahde vefayı reddeden ve parti içi muhalif bir hareketi işaret eden tek cümlesi olmadı.

Başkanlık döneminin fiilen başlamasına 6 Haziran seçimlerinin verdiği mesajı okuma özrü ile destek veren muhalefet partilerinin bundan şikayet etmeye hakkı yoktur. Bu durum bir anlamda muhalefet yapılacaksa ve siz yapamıyorsanız onu da biz yaparız olmuştur.

İktidar tarafında hal böyle iken kendi gündemini yaratamayan ve İktidarın çizdiği gündemi itina ile takip eden CHP ile kendi içinde fırtınalar kopmasını derin bir uyku hali ile izleyen MHP varken, bizden başka her ülkede çatırtılar koparacak olan bu deprem bizim siyasi arenada hissedilmez bile. Siyasi Kartların yeniden karılıp dağıtılmasının önündeki en büyük engel sanılanın aksine muhalefettir.

Ahmet Hoca’nın yerine kimin geleceğini zerre kadar merak etmiyorum çünkü ülke adına kararları kimin vereceğini çok iyi biliyorum.

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500