Advert
Müşküle’nin müşkülü var…

Müşküle’nin müşkülü var…

Benim 47 yıldır tanıdığım ailenin babası belki de Türkiye’nin en ünlü muhtarını kaybettik. 30 yıl süre ile Müşküle Köyü’nün muhtarlığını yapan, gençlik yıllarında Nazım Hikmet ile Bursa Cezaevi’nde yatan cinayet hükümlüsü Hüseyin Başaran’ın tahliyesi sonrasında onun etkisiyle sol düşünce ile tanışan ve ardından o yıllarda T.İ.P üyesi olarak seçimlere girerek sandıktan tulum çıkaran sembol olmuş bir insandır Fevzi Kavuk…

Genel seçimlerde T.İ.P.’ten liste başı olmasına rağmen kontenjan kullanılması nedeniyle ikinci sıraya inerek az bir farkla milletvekilliğini kazanamayan ama ideolojisine asla küsmeyen bir kimlikten söz ediyorum.

İşte bu kişiliği son yolculuğuna Türkiye’nin dört bir yanından gelen çok tanınmış insanlar, her partiden milletvekilleri ve sevenlerinin oluşturduğu büyük bir kalabalık uğurladı.
Müşküle Köyü, muhtarı kadar meşhur İznik Gölü kıyısında yalısı ve merkezi 2 kilometre kadar içeride olan soğuk hava taşımacığının olmadığı dönemlerde dayanıklılığı dünyaca ünlü, lezzetli müşküle üzümü bağları ve zeytin ağaçları ile çevrelenmiş bir köy olarak da ünlüdür. Buna bir de göl balıkçılığını eklersek köyün gelir açısından bir sıkıntısı olmadığını anlamış oluruz.

Bugün ise bağları sökerek üzümü, gölü kirleterek balıkçılığı askıya almışlar ve köyün ekonomisini zeytincilik üzerine kurgulamışlar.

‘Çınarlı Köyün Muhtarı’ diye adına kitap yazılan Muhtar Fevzi Kavuk, köyün adı ise Müşküle’dir.

Bursa 14’ncü dönem Milletvekili büyüğüm Ertuğrul Mat ile yaptığımız programı gerçekleştiremedik. Ertuğrul Mat, çok değerli hukukçu Prof. Dr. Rona Aybay ile birlikte Fevzi Kavuk ile çok arzu ettiğimiz bir sohbet planlamıştık ama hastalandığını öğrendik ve yoğun bakımda ziyaretine gittikten bir gün sonra kaybettik.

Tecrübeli siyaset adamı Ertuğrul Mat ile birlikte cenazesine katılmak ve son görevimizi yapmak üzere Müşküle Köyü’ne gittik. Köyün meydanında çok yoğun bir kalabalık ve natamam bir cami vardı. Namaz kılmak için eski camiyi sorduk. Yeni yapılan caminin bodrumunun namaz kılmaya uygun hale getirildiğini söylediler. Ertuğrul Ağabey namazdan döndüğünde bodrumun serin, nemli ve yalıtımsız olduğunu, çok üşüdüğünü söyledi.

O andan itibaren çevremizdeki insanlara değil, köye bakmaya başladım. Gerçekten çok yorgun ve yaşama küsmüş bir hali vardı. Hele mezarlık yoluna girdiğimizde evlerin ve yolların bakımsız hali gözlerimize iğne gibi batmaya başladı.

Kıtlıklarla boğuşan bir dağ köyü değil, zeytini, üzümü, yalısı ve muhtarı ile ünlü Müşküle Köyü’ne yakışmayan bir doku ile karşılaşmıştık.

Bir ideolojinin söylemi olmaktan, Nazım Usta’nın anısına üç adet çınar fidanı dikmekten daha fazla şeyler görmek isterdim Müşküle Köyü’nde…

Hani yılların birikimini içinde taşıyan içi dopdolu bir kütüphane, düzenli bir meydan, şık bir cami ve özgün köy kokusunu içinizde hissetmek…

Kütüphane daha geçen yıl düzenlendi. Cami yarım durumda ve köy meydanı civar köylerden 30 yıl geride olmamalıydı.

Hizmetin, partisinin, ideolojisinin olmadığını o gün bir kez daha öğrendim.

İşte o anda duruşu ile her türlü övgüyü hak eden ama hizmetin ihmal edildiği bir köy olarak bizi çok üzerken, Kumyaka (Siğe) Muhtarı Ramiz Batmaz’ı anmadan edemedik. 

O cenazeye katılan bütün cemaatin gördüğü bu fotoğrafların değiştirilmesi Fevzi Kavuk’a en büyük rahmet, vefa dileği olacaktır diye düşünüyorum.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500