Advert
Bakansız daha güzel…

Bakansız daha güzel…

 

RUMELİSİAD, bütün etkinliklerini başından beri yakından takip ettiğim, hiç boş atmayan, bütün sinerji toplantılarından ekonomik bir sonuç çıkaran,

özgür irade ve duruş sahibi yatırımcılardan oluşan özelliklerinden dolayı pozitif ayrımcılık yaptığım Rumelili sanayici ve iş adamları derneğidir.

Bundan 3 yıl önce başlattıkları Balkan Ekonomi Zirve Toplantıları, Balkan ülkeleri ile ilişkilerde her yıl katlayarak ekonomik, sosyal ve kültürel sonuçlar doğurmuş ve başarılı bir çizgiyi yakalamıştır.

4. Balkan Ekonomi Zirve Toplantısı için programı elime aldığımda içim burkuldu. Böylesine önemli bir toplantıya ekonomi ya da yatırımcı bakanlarından hiç olmazsa birinin bile olmamasına üzülmedim.

Ankara’da bizi ne zaman adamdan saydılar ki diye düşündüm. Saymayana değil saydırmayana bak diyerek de kendimize kızdım.

Konuşmacı listesinde İçişleri Bakanı Efkan Ala’yı okudum ama gelmeyeceğine adım gibi emindim. Bu çok önemli zirvenin mutlaka bir Erzurum hemşeri programıyla çakışacağını biliyordum. Rabbime şükür ki mahcup olmadım.

Programın ilk bölümü sabah erkenden heyetler arası ikili görüşmeler şeklinde başlamış ve açılış saat 11.00’da AKKM salonunda devam etti. Bakansız açılan toplantıların aslında çok daha ciddi ve verimli olduğunu da ‘bir bilenden’ öğrendim.

İlk konuşmacıya vuruldum. Yunanistan Heyetinden Gümülcine Belediye Başkan Yardımcısı Sibel Mustafaoğlu’nun konuşması, AB’nin ve de ülkelerin yakın geleceğinin tomografisi gibi oldu.

Onun ifadesine göre Yunanistan’da işler iyi gitmiyor. Onun için de gençler gidiyor. Özellikle Türk asıllı gençler, yaşanan ekonomik krizin en çok etkilediği Batı Trakya’yı terk ediyorlar. Çünkü sefalete ortak olunmuyor. Doyduğu yer doğduğu yere galebe çalıyor ve refahı yakalama şanslarının olduğuna inandıkları AB ülkelerine göç ediyorlar.

Bu tablo içine Türkiye adını yazmak da yanlış değildir. Mustafaoğlu’nun açılış konuşması bence zirvenin maksadını hasıl etmiştir.

Aynı şekilde Makedon Demokrat Türk Partisi MKYK Üyesi Süleyman Balu’da ekonomik krizin yanı sıra bizim gibi AB’ye giriş için sıra beklediklerini ondan önce Türk yatırımcılarına sağlanan destekleri anlatarak KOBİ’den Holdinglere kadar bütün yatırımcıları beklediklerini söyledi.

Biz Türk gibi yaşayalım, geleneklerimizi yaşatalım, ibadetlerimizi edelim ama gelecek konusunda Avrupalı gibi düşünmeye mecburuz. Yoksa hedeflerimiz kürsülerden söylenen masallar olarak kalır.

Zaten de bu işlerde zoru kolay eden anlayış, lise arkadaşım RUMELİSİAD Başkanı Erol Kılıkçıer’in konuşmasında ifade ettiği gibi “Doğduğumuz yerlerden kopmadık ama doyduğumuz yeri daha kutsal bildik” sözü bence bir Avrupalı anlayışın ifadesidir.

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500