Advert
Millet aşkı ne sanıyor?

Millet aşkı ne sanıyor?

Kimi, günlük bir şey sanıyor?

“Üçüncü bir aşka yelken açabilirim” diyor.

Hayatına bakıyorsunuz, “kimler gelmiş, kimler geçmiş”…

Üç dediği, nikâh masasına oturtabildikleri…

Diğerleri sayılmaz.

Bir diğeri, “Ben dünyanın en büyük aşığı olabilirim” diyor.

Kararsız ama şarkısı internette 5 milyona yakın “tık” alıyor.

Demek ki, kendisi gibi, aşık olmak ümidi taşıyan en az beş milyon kişi var.

Bu şarkıya “cuk” oturan nedir biliyor musunuz?

Bu güzel hanımla düet yapan Beyaz…

Tam bir kararsız… Aşk hakkında şahsi fikri yok. Ana kuzusu…

Aşık olmak, hayatı boyunca sevebileceği birini aramak yerine, anasının kadınlar hamamında kendisine kız beğenmesini bekliyor.

Şansa bak ki, anası artık hamamda değil, evdeki banyoda yıkanıyor.

Şimdi bir de ölümden bir iki ay evvel, o yaşa gelmiş Mükrimin Halil İnanç’a, “İnsan yüz yaşında bile aşık olabilir” dedirmişler.

Olabilir. Tabii, daha evvel aşık olmadıysa eğer.

Anlaşılıyor ki hocam, Osmanlı saraylarını dolaşırken, haremin labirentlerinde kaybolmuş, aşkı tanımamış.

Ben O’na anlatayım:

Hocam, yüz yaşında aşık olmak, tek başına yaşanan bir güzellik değildir ki…

Karşı taraf lâzım, karşı taraf… Yani seni sevecek biri.

Çünkü hocam, Ataol Behramoğlu’nun söylediği gibi…

“Ölümdür yaşanan tek başına,

Aşk iki kişiliktir.”

Çünkü…

“Aşk odu evvel düşer maşuka, andan aşıka,

Şem’i gör kim, yanmadan yandırmadı pervâne…”

Diyor şair.

Tabii size buna açıklamaya cüret edecek kadar densiz değilim ama bu satırlarımı paylaştığım gençler var.

Yani, “Seni seven, senin için yanan bir kadın olmazsa, aşk senin başını döndürmez. Misâl mi istiyorsun… Meşale yanmasaydı, pervane nasıl aşk ateşiyle yanıp, onun etrafında dönerdi?”

Yani seni seven biri olmazsa, senin sevdiğin olmaz ki…

Peki, o iki kişiden biri ölürse, aşk biter mi?

Bence hayır. Çünkü ben inanıyor ve diyorum ki, “Birbirini seven iki kişiden birinin ölmesi, aşkın bitmesi değil; önden gidenin, diğerini beklemesidir.”

Yani, ölümle aşk bitmemekte, devam etmektedir.

Atilla İlhan’ın, “Ayrılık da sevdaya dahildir” mısraını böyle anlamak lâzım.

Ayrılık, Nişantaşı veya Cihangir güzellerinin bir seviyeli beraberlikten diğerine yelken açması gibi bir şey değil. Bedri Rahmi’nin dediği gibi “Tel tel çözülüp kalmış” olmaktır. İlhan Berk’in dediği gibi, “El eledir çünkü aşkla ölüm”…

Bu mısralar gerçek aşıklara aittir.

Bir de, Abdülhâk Hamit var. Hani,

“Çık Fatima lahden kıyam et,

Yâdımdaki hayale devam et” deyip, Lüsyen Hanım’ın cenazesine iştirak eden arkadaşıyla iki ay sona evlenen sahtekâr…

Üstelik bir de bu sahtekârı bize yıllarca “şair i azam” diye yutturdular.

Siz bırakın başkasının aşkını da, kendi gönlünüzdeki yangının farkına varın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500