Advert
TOPLUMSAL BİR HASTALIK: GIYBET
Hilmi Şanlı

TOPLUMSAL BİR HASTALIK: GIYBET

“Her duyduğunu anlatması, kişiye günah olarak yeter” ( Müslim, Mukaddime 5)  buyuran Resulullah Efendimiz, miraçta bir topluluğun yanından geçerken onların, bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmaladıklarını görür ve Cebrail (as)’e bunların kim olduklarını sorar. Cebrail: “Bunlar gıybet etmekle insanların etlerini yiyenler, onların şeref ve namuslarıyla oynayanlardır.” cevabını verir. ( Riyâzu’s-Sâlihîn, 1527)

İslam, kâmil bir toplum inşa etmek adına, erdemli davranışları övüp tavsiye ederken, kötü huy ve davranışları da yasaklamıştır.

 Yüce Kitabımız’da, ilahi gerçekleri reddeden, doğru yoldan sapmış ve bu yüzden de hesap gününde zor ve izah edilemeyecek durumlara düşecek kimselerin özellikleri sayılmıştır. Rabbimiz, onların yerli yersiz yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan laf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, günaha dalmış, kaba ve haşin kimseler olduklarını bildirmiştir. ( 68/Kalem 10-14)   

Gıybetin, dedikodunun, laf götürüp getirmenin ne kadar kötü bir hastalık olduğu, toplumsal ilişkileri zedeleyen, yüzyüze yaşamamız gereken samimiyetlere en ağır darbeyi vuran çirkin birer huy olduğu hepimizce bilinmektedir. Yüce Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de: “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Kusurlarınızı ve mahremiyetlerinizi araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”( 49/Hucurat 12) Buyurarak zandan ve gıybetten toplum olarak uzak kalınması gerektiğini vurgulamıştır.

 Efendimiz’e “gıybet nedir?” diye sorulduğunda; “Kendisinin hoşuna gitmeyeceği şekilde kardeşin hakkında konuşmandır” şeklinde cevap verir. “Ey Allah’ın Resulü; ya söylediğim şey kardeşimde varsa?” denildiğinde ise; “Söylediğin şey kardeşinde varsa gıybet etmiş olursun. Yoksa ona iftira etmiş olursun.” (Ebû Davud, Edeb, 4874.) buyurur.  Böylece Efendimiz; başkaları hakkında konuşurken dikkat etmemiz gereken sınırları en güzel şekilde ifade eder.     

 Şunu da belirtmek gerekir ki; gıybet sadece sözle yapılan bir şey değildir. Yazı, îmâ, alaylı hareketler, işaret ve taklitlerle yapılan her türlü çekiştirme de yine gıybet sayılmıştır. Şu ayet-i kerime de buna işaret etmektedir: “Diliyle çekiştirip, yüzüyle de alay eden kimsenin vay haline!” ( 104/Hümeze 1.)

 Maalesef günümüzde de oldukça yaygın olan ve adeta bir hastalık haline gelmiş bulunan bu çirkin huylardan kurtulmanın en önemli yolu, hiç şüphesiz, işe önce kendimizden başlamak olacaktır. Samimi her Müslüman, diğer bir kardeşini çekiştirmekten, insanların arasını bozacak her türlü söz ve fiilden mutlaka kaçınmalı; başkalarının gıybetinin yapıldığı ortamlarda bulunmamalı; bu işleri yapan kimseleri gördüğünde hemen uyarmayı kendine vazife bilmelidir. Doğruyu konuşmak için birbirimize arkamızı dönmeyi beklemek yerine, doğruları yüz yüze konuşabilme erdemini sergilediğimizde, ikiyüzlülüğün de önüne geçebileceğimizi unutmayalım.

 Konuştuğumuz şeyleri; fitne-fesada, birilerini çekiştirmeye ve kusur aramaya değil; güven ve itimada, güzellikleri ortaya çıkarmaya ve ayıpları örtmeye sarf edelim.

 Taşıdığımız sözleri; insanların aralarını bozmaya, kin, nefret ve düşmanlığa değil; arabuluculuğa, kardeşliğe ve selamete vesile kılalım.

 Peygamberimiz’in, “Müslüman, elinden ve dilinden, diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir”( Buhari, İman 10) hitabındaki o emin insanlardan olmak için çabalayalım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500