Advert
Atkılı olmak ayrıcalıktır
Fatih Akkuş

Atkılı olmak ayrıcalıktır

Süper ligin ikinci yarı için iş başı yaptığı haftada evinizde ligde ve kupada alınan üst üste iki yenilgi Bursaspor ve Bursa için kabus oldu.

Trabzonspor maçı öncesi Osman Gürçay ağabeyimi ziyaretimde sohbet ettik. Her hafta tribün nabzını anlatmak için kendisinden bir köşe kaptım. Ara kampının verimli olmadığı konusunda şüphelerimiz vardı. İlk yarının son maçlarında izlediğimiz takımı izlemeye devam edersek, kıran kırana geçecek ikinci yarı için yaptığımız analiz başımıza geldi. Skoru bile konuşurken ilk yarıdaki gibi 0-2 den 3-2 olamayacağının altını çizdik.

Aslında iş Antalya kampında patladı ama ne yazıkki bizim gördüklerimizi yönetim göremedi. Transfer beceri ve takip işidir. Futbol endüstrinin konuşulduğu dünyada tavla oynarken transfer yapılmaz. Yaparsanız suçladığınız öncekilerden farkınız kalmaz. Ayrıca sene sonu takımı bırakacağını sağır sultana bile duyuran Hamza Hoca’ya transfer bırakılmaz. 

Bir Trabzonspor’a değil, 12 gol atmış 20 gol yemiş bu sezonun en istikrarsız takımına yenildik. İkinci yarıda puanın aslanın midesinde olan maçlarda bu kadar kırılgan bir takım ilk yarıda bir şekilde topladığı 25 puana şükretmelidir.

Yine de serde Bursasporluluk var dedik ve Trabzonspor maçının yol kazası olmasını diledik ama…

Ziraat Türkiye Kupası maçının önemini bütün şehir biliyordu ama maalesef yönetim ve futbolcular hala Antalya’da tatildeydiler. Biz bir hezimet yaşadık ve kupa yolunu neredeyse kendimize tıkadık. Başkanın Avrupa rüyasının gerçek olabileceği tek yolda lastik patlattık.

Hem de ilk kez stada ve maça gelmiş  öğrenci kardeşlerimizin  heyecanla  parlayan gözleri ile abi burası güney kale arkası mı? Teksas burası mı diye sordukları maçta hezimete uğruyoruz.

Bunun ne anlama geldiğini atkılılar bilir ama kravatlılar bilemez.

Futbolun üç neticeli oyun olduğunu öğrendiğimiz için ‘Adı aşk bu eziyetin’  dedik ve sevdamızı bir an bile terk etmedik. Yenilgiler ve kayıplar olacaktır ama mücadele etmeden yenilmek fıtratımızda yoktur.

Bir hoca gitmek istiyorsa gitmelidir. Hele ki beyanlarında belki de haklı olarak kulübün borçlarını ödediklerini söylüyorsa giderken yönetimi de alıp gitmelidir.

Bu kulübün makam araçlı memuru yeşil beyaz sevdanın isyanına ‘çatlak ses’ diyorsa haddini fena halde bilmelidir.

Bizler tribün adamıyız. Kravatlı değil atkılıyız ama futbolu iyi biliriz. Kaybedilen bir maçın ardından değil, oynanan futbola olan isyanımıza kimsenin çatlak ses demesini de içimize sindiremeyiz. Dere geçerken at değiştirilemeyeceğinin yönetimden daha çok farkındayız.

Biz Trabzon maçından sonra yine yeşil beyaz sevdamızı kolumuza takarak Bandırma’ya maça gittik. Basketbolda takımımızın yanında olduk ve zaferle geri döndük. Ve bizim için Futbolda Pablo ne ise Basketbolda Carlo o’dur dedik.

Bu sezon transfer falan istemiyoruz. Kubilay’ın olduğu yerde Stancu’nun esamisi okunmaz.Biz sahada mücadele takımda ruh istiyoruz. O ruhu sağlayın. Borçlu kalmayın. Hesaplarınızı doğru yapın ve doğru tutun diyoruz. Her gelenin gidenin ardından gider yapmasını istemiyoruz.

Bu sezon da eziyetimize yine aşk deriz ama seneye aşkımızı kimsenin üzmesine izin vermeyiz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500