Advert
Tüketirken tükenmeyelim!
Hilmi Şanlı

Tüketirken tükenmeyelim!

Günümüz insanını etkisi altına alan ve hastalığa dönüşen “israf” veya modern bir tabirle söyleyecek olursak 'tüketim', dünyamızı, insanlığı ve hatta tüm mahlûkatı etkiler hale gelmiştir. İnsanın dünya ahiret tükenmesine götüren bu hastalık, nesillerin ahlaki olarak yozlaşmasından, hava, su, enerji, ekmek gibi ihtiyaçların heder olmasına, zaman ve sağlık gibi nimetlerin de elimizden uçup gitmesine sebep olmaktadır.İnsanın hayatını devam ettirmesi için ihtiyacı olmayan pek çok istekleri, temel (zaruri) ihtiyacı imiş gibi algılanması neticesinde, hem bizatihi insanın nefsinin hem de hayatın idamesi için gerekli ihtiyaçların yok olmasına, mahvolmasına; yani sarf ederken sınırsız ve ilkesiz tüketimimiz hem kendimizin hem de bize emanet edilen değer ve nimetlerin tükenmesine yol açıyor. Bir insana günde üç dilim ekmek yetecekse o dilimleri bir öğünde yemesi israfın alametidir. Günde 4.9 milyon ekmek israf ediliyor.Evimizde üç takım elbise var ve bizim on yıl ihtiyacımıza yetecekse, bizim bir takım elbise daha almamız ne ile açıklanacak...Bir odayı aydınlatmak için eskiden bir kaç mum yeterken şimdilerde odalarımızı yüz mumluk ampullerle aydınlatıyoruz. 8-10 ampullük avizeleri ise hiç bahse konu etmeyelim... İstatistiklere göre günde altı saat televizyon seyreden, üç saat internette gezinen ve sadece günde bir dakika, yılda da altı saat kitap okuyan bir milletiz. Zamanın kıymeti nedir bizim için?
      Bu örnekler tüketirken tükenmişliğimizin alameti değil midir?
İşte insanın kendisini ve kendisine emanet edilen değerleri acımasızca tüketmesi, harcaması israftır. İsraf, mal ve imkânları meşru olmayan amaç ve ölçülerde saçıp savurmak, dengesiz ve ilkesiz harcama yapmak, haddi aşmak anlamlarına gelir. Kuran’ı Kerim’e göre; İnsanın yaptığı harcamalarda elini sıkması cimrilik, ortasını bulması iktisat, aşırıya gitmeside israftır.

“Elini bağlayıp boynuna asma (cimrilik yapma!) Ama onu büsbütün de açma (israf etme!). Sonra kınanır ve hasret çeker hale düşersin.” (İsra, 17/29)

“Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.” (Furkan, 25/67)

“Ey Ademoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü o, israf edenleri sevmez.” (Araf, 7/31)


Allah Rasulu (sav)’in “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunlarda aldanmıştır. Sağlık ve boş vakit.”(Buhari, Rikak,1; Tirmizi, Zühd,1) hadisi de insanın yerinde ve ölçülü kullanmadığında tükeneceği nimetleri anlatır. Bu nimetler ile beraber ömür ve gençliğimizin hesabı da bizden sorulacaktır.
Ancak üzerinde durulması gereken ekmek, su, enerji gibi bir başka kardeşimizin hakkını ilgilendiren hatta gelecek nesillerimizin hakkına girmenin söz konusu olduğu, bizlere nimet olarak verilen imkanlarında israf edilmemesi gerekiyor.
Yerini bulmayan bir tuğla parçası, yırtılıp atılan bir kâğıt,hayvanın yemesi gerekirken çevreye atıp saçtığımız meyve kabuğu vs. bir israftır.Dünyada gıda israfı ciddi boyutlara ulaşmıştır. Gıda üretiminin üçte biri israf edilmektedir. Oysa israfın dörtte bir oranında azaltılmasıyla yetersiz beslenen 842 milyon insanın gıda ihtiyacı karşılanabilmektedir. Ecdadımız sofrada ufalanan ekmek parçalarını atmazlar, bayatlayan parça ekmekleri de sulu yemeklerde tüketirler, çöpe ekmek atmazlardı.

Yokluk gelmeden önce, varlığın kıymetini bilmemiz gerekmez mi?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500