Advert

Ümmetin emaneti ve mesuliyeti; tebliğ

Doğru yolu göstermede, iyiyi ve kötüyü ayırt etmede Cenâb-ı Hak, kullarına rahmetinin bir eseri olarak kitaplar ve peygamberler göndermiş, elçilerini de ilahi mesajları tebliğ ile mükellef kılmıştır.

Ümmetin emaneti ve mesuliyeti; tebliğ

Eşref-i mahlûk olarak en güzel biçimde yaratılmış olan insanın, Yaratıcısına ve yaratılmış tüm varlıklara karşı sorumlulukları vardır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği akletme, düşünme kabiliyetidir. Fakat bir insanın doğruya ulaşmasında akıl ne kadar önemli bir unsur olsa da her zaman tek başına yeterli değildir. Bu sebepledir ki yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, her ümmete bir rehber gönderdiğini, doğruya irşat etmede hiçbir toplumu uyarıcısız bırakmadığını haber vermektedir. (Fâtır, 35/24)
Doğru yolu göstermede, iyiyi ve kötüyü ayırt etmede Cenâb-ı Hak, kullarına rahmetinin bir eseri olarak kitaplar ve peygamberler göndermiş, elçilerini de ilahi mesajları tebliğ ile mükellef kılmıştır. Sözlükte “bir şeyi veya bir haberi ulaştırmak” anlamındaki teblîğ kelimesi, kavram olarak “peygamberlerin vahiy yoluyla aldıkları bilgiyi insanlara ulaştırması” demektir. Kur’an-ı Kerim’de “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et…” (Mâide, 5/66.) buyurularak risâlet görevini yürüten peygamberler için bu görevin önemine dikkat çekilmiştir. Tebliğ vazifesi aynı zamanda Hz. Peygamber’in şahsında müminler için de bir emanet ve erdemli bir neslin inşasında mesuliyettir. Tebliğ, Allah’ın rızasına ulaşmak gayesiyle emir ve yasaklarını bildirmek, bireyi ve toplumu hak ve batıl konusunda bilinçlendirmektir. Tebliğin önemini Allah Teâlâ bazı âyet-i kerimelerde şöyle haber vermektedir:  “Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt, mü'minlere fayda verir.” (Zâriyât,51/55)  “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz…”(Âl-i İmrân, 3/110) “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” (Âl-i İmrân, 3/104)
Tebliğde Kur’ân-ı Kerim’in, üslûb-u Hakîm’in ve Peygamberî bir metodun gözetilmesi, tebliği yapılan konuda tebliğcinin davranışlarının anlattıklarına sözde ve özde uygunluk arz etmesi en mühim hususlardan birisidir. Nitekim Hak yoluna davetin yöntemi konusunda Kur’an’da şöyle buyurulmaktadır: “Ey Muhammed! Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.”(Nahl, 16/125) Ayrıca tebliğcinin sabırlı olması, muhatabına kolaylaştırıcı ve sevdirici bir dil kullanması, zorlaştırmaktan ve nefret ettirmekten sakınması, ihtiyaç duyduğu şeyi ölçüsünce, seviyelerine uygun biçimde vermesi, İslam’ın bir denge dini olduğunu, Kur’an ve sünnetten örneklemesi önemli hususlardandır.
Kübra Çelik
Nilüfer Müftülüğü

KIRKAMBAR

Devesi çalınan bedevinin nasihati
Çölde devesiyle yol alan bedevi, susuzluktan kurumuş bir garibe rastlar. Kendisinden su isteyen garibe acır ve insaniyet namına devesinden inerek ona su verir. Suyu kana kana içen adama can gelir ve hemen bedeviyi iter. Deveye atladığı gibi oradan kaçmaya yeltenir. Hayret ve ibretle olanları izleyen bedevi, hırsızın arkasından şöyle seslenir: 
“Ey yolcu! Tamam deveyi al git ama sakın bu olanları başkasına anlatma.” Bu isteği tuhaf bulan hırsız duraksayıp sebebini sorar. Bedevinin cevabı kötülüklerin yayılmasının, iyiliği de ortadan kaldıracağının hikmetli ifadesidir: “Eğer bunu başkalarına anlatırsan, bu her yerde duyulur ve insanlar bir daha çölde susuz kalmış birini gördüklerinde ona asla yardım etmez.”

Rabbim Allah
Diyanet İşleri Başkanlığı 10 yaş ve üzeri çocuklarımız için Özkan Öze tarafından yazılan bu kitap 184 sayfadan oluşmaktadır. “Bu kitap, hayatını büyük ihtimalle bir bu kadar daha yaşayamayacak kadar çok yaşamış tecrübeli bir “dünyalı”nın, ilk gençlik çağlarında tam da senin yaşlarında çok aradığı ama bulamadığı kitaplardan biridir. Ve Rabbimiz Allah hakkında merakını giderecek, aklını kurcalayan sorulara cevap olacak bir şeyler söylemektedir.”

İLMİHAL

Nikotin bandı orucu bozar mı?

Nikotin bandı orucu bozmaz. Kural olarak orucu bozan şeyler, vücudanormal yollarla giren maddeler ve cinsel ilişkidir. Vücuda sürülenyağ, merhem ve benzeri şeyler, deri üzerindeki gözenekler ve deri altındakikılcal damarlar yoluyla emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildinbu emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diğer taraftan bu işlem yeme, içme ve beslenme anlamına da gelmemektedir.

Bursa için iftar vakti
20:21

Bir Ayet
Mü'minler o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. ﴾Enfâl, 8/2﴿

Bir Hadis
Resûlullah (sav) yemeğini bitirince şöyle dua ederdi: “Bizi yediren, bizi içiren ve bizi Müslüman yapan Allah'a hamdolsun.” (EbûDâvûd, Et'ıme, 52) 

Bir Dua
“Allah’ım! Kıyamet gününde cennet, korku gününde güven istiyorum. Allah’ım verdiğin ve vermediğin şeylerin şerrinden sana sığınıyorum. (Hâkim, Deavât, no: 1868)
Bir Öneri
Kur’an’dan bir sûre ya da âyet ezberleyebilirsin!

Beni Bunda Veribiyen
 
Beni bunda veren bilir ben bunda ne işe geldim
Kararım yok bu dünyada giderim yumuşa geldim
 
Dünyaya çok gelip gittim erenler eteğin tuttum
Kudret ününü işittim kaynayubencuşa geldim
 
Musa oldum Tur’a vardım koç oldum kurbana geldim
Ali oldum kılıç saldım meydana güreşe geldim
 
Kıl-ü kalden geçenlere yolda gözün açanlara
Anlayıban seçenlere vak’a oldum düşe geldim
  
Yolum sana oldu durak sabahın söyleyendir Hakk
Yunus Emre dilinde Hak olup dile düşe geldim

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500