Advert

Tüketimle değil, yatırımla büyümeliyiz

Türkiye’deki iş imkanlarının ancak yatırımla artacağına dikkat çeken Dr. Şeref Oğuz, “Çünkü tüketimle büyümeye çalışırsanız bir yerde durursunuz. Nitekim 2019’da durduk. Elden gelen öğün olmaz o da vaktinde bulunmaz, yani biz başkasının parasıyla büyümeye alıştık. Bu dünyada sonu gelmeye başlayan bir iş” vurgusu yaptı.

Tüketimle değil, yatırımla büyümeliyiz

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Bursa Şubesi tarafından organize edilen ‘Müstakil Düşünceler Konferansı’ etkinliğinin bu ayki konuğu Dünya Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Dr. Şeref Oğuz oldu. Yoğun katılımla gerçekleştirilen etkinlikte Dr. Şeref Oğuz, ‘2020’ye Bakış, Nasıl Bir Ekonomi? Nasıl Bir Dünya? Fırsatlar Ve Tehditler Karşısında Türkiye’ konu başlıklarında değerlendirmelerde bulundu. Açılış konuşmasını yapan MÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Nihat Alpay, “Bizler ticaretin dünya seyrine göre şikayet etmek yerine mevcut duruma göre pozisyon almalıyız. Kriz dönemleri firmalarımızdaki işleyişi ahenk etmek için bir fırsattır. Maliyetleri, verimliliği ve pazarlamayı gözden geçirmeliyiz. MÜSİAD bir yıl önce başlattığı tazelenme sürecinde proje odaklı çalışmalara hız vermiştir. Şehir ekonomilerini odağa koyan bu çalışmada o şehrin öne çıkan bir ekonomik faaliyetiyle ilgili örnek projeler geliştirmeye başlamıştır. Biz de Bursa şubesi olarak üyelerimizin hem kendi aralarında hem de uluslararası ticaretlerine katkı vermek için sektör kurallarımızla çalışmaktayız” şeklinde konuştu. 
TRUMP UĞRAŞMAK İÇİN 
TÜRKİYE’Yİ SEÇTİ

Türkiye olarak 2018-2019 yılında yaşanan olumsuzluklara değinen Dr. Şeref Oğuz, “Şu anki en büyük derdimiz piyasadaki işlerin açılamaması ve yatırımcının önünü görememesi” dedi ve “2019’da yaşadığımız olumsuzluklar bitmezken 2020’de biz daha beterleriyle karşılaşmaya başladık. Artık ne yazık ki ülkelerin siyaseti dış politika üzerinden ilerliyor. Bunun en belirgin örneği Trump’tır, Trump’ın 9 aylık seçim süreci dün resmen başladı. Peki, bundan bize ne değil mi? Orada açılan sandığın Bursa ile ne alakası var? Alakası var çünkü dış siyaseti iç siyasete çevirme ihtiyacı duyduk. Türkiye bu alanda en iştahlı ülkelerden biri. Hangi ülkeyi döversen iyi ses getirirsin diye bakarsan Türkiye ilk beşte olan ülkelerden biri. Trump bu sene seçim stratejileri içerisinde uğraşılacak ülkeler arasında Türkiye’yi görüyor. Sadece ekonomik bakımdan avantajlı olduğu noktada bizimle uğraşmaz dedik ama azil korkusu onun mutlaka uluslararası piyasada kahramanlık arz edecek işlere ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. 
ÖZGÜRLÜĞÜ KORUMANIN BEDELİ
“3 tarafı deniz 4 tarafı sorunla çevrilen coğrafyada özgürlüğümüzü korumanın bedeli giderek ağırlaşıyor” diyen Oğuz, Türkiye’nin etrafında dost kalmadığını belirterek, şunları kaydetti: “Bizim yeni bir ittifak içerisine giriyor olmamız lazım. Yeni dış politika stratejileri geliştirmemiz gerekiyor. Mısır, İsrail, belki barış sağlanır umuduyla Irak, Suriye alanından tutun Rusya, Ermenistan, Gürcistan hatta Yunanistan ve Bulgaristan dediğimiz yapılar arasında bizim mutlaka farklı bir dış politika ekseni oluşturmamız gerekiyor. 2020’de yapılması gerekenlerden biri de yapısal reformdur. Yapısal reform sen kendi halini düzelt demektir yani ekonomide, ikili ilişkilerde, devletle olan münasebetlerinde. Neden yatırım yapmıyorsunuz dediğimde bana verilen genel cevap, ‘ben geleceğe güvenmiyorum, gelecekten endişeliyim’. Nedir endişen diye sorduğumda ise ‘bu devlet bana sürpriz bir vergi çıkarabilir, bundan emin olmak istiyorum. Oyunun yarısında kuralı değiştiriyor, endişeliyim’ diyor. Bütün bunları düşündüğümüz zaman ortaya çıkan sonuç şu, ‘kardeşim ben işimi yapmak istiyorum, ben kendi rekabet koşulları içerisinde var olmak istiyorum. Haksızlık istemiyorum’dur.” 
Bursa üzerindeki külü attı
Kentlerin 3 dinamik çerçevesinde geliştiğini söyleyen Şeref Oğuz, “3 tane temel dinamik var; birincisi tarihi kültürel miras. Bursa’ya baktığımız zaman inanılmaz bir zenginlik içerisinde. Bursa sanki bunun temsilcilerinden bir tanesi. İkincisi doğal kaynaklar; suya yakın olması, çevre güzelliği, iklimi. Üçüncüsü ise yerel kabiliyetler… Kentler bu üçünü bir araya getirdiği zaman tarih sahnesinden yukarı doğru çıkarlar. Eğer bir araya getiremezse aşağı doğru güç ikbal kaybederler. Bursa’yı takip ettiğimden beri Bursa’yı üzerindeki külü atmış, şimdi tırmanma rampası olan bir kent olarak görüyorum. Yerel kabiliyetler kenti yukarı da çıkarıyor aşağı da indiriyor. Bursa’nın yarını Bursa’daki insanların zihinlerindeki yarınıdır. Ne doğal kaynaklar işine yarar ne de tarihiyle kültürüyle övünmek işe yarar. Size tavsiyem çok fazla geçmişinizle övünmeyin, patatese benzersiniz. Çünkü iyi tarafınız toprağın altında kalmıştır, halbuki yukarısı daha güzeldir. Bursa o alanda iyi bir yere doğru gidiyor” dedi. 
Başkasının parasıyla iş olmaz
2020 yılında mücadele edilmesi gereken konulardan bir tanesinin iç siyasette tıkanan karar süreçlerini açmak konusunda ne yapılacağını bilmek olduğuna değinen Şeref Oğuz, şunları kaydetti: “Mevcut hükümet sisteminin getirdiği kararlar yavaş uygulanıyor. Yatırımcısı, girişimcisi, yönetimcisi hepimizi etkiliyor, yetmezmiş gibi makroekonomik değerlerin oluşmasında sıkıntılar oluşturuyor. Görünen şu ki biz bu sene yüzde 5 büyüyeceğiz. Bu iyi haber. Yüzde beş büyüyeceksek neresi kötü olabilir. Bu durumu şöyle örneklendireyim, zayıflamak istiyorum tartıya çıktım 20 kilo fazlam var, bacağımı keserek de zayıflayabilirim ama bacağımdan olurum. Türkiye tüketerek mi büyüyecek yoksa yatırımla mı büyüyecek? Baktığımız zaman biz yatırımla büyüme yolunu seçmeliyiz. Çünkü dışarıda devletin resmi olarak 4,5 işsizi kendini işsiz bırakanla beraber 7,5 insanımız aç, gelecekten yoksun. Türkiye’deki iş imkanları ancak yatırımla olur. Bizim yatırımla büyüme yoluna gitmemiz lazım çünkü tükettiği yerde duruyoruz. Nitekim 2019’da durduk. Elden gelen öğün olmaz o da vaktinde bulunmaz, yani biz başkasının parasıyla büyümeye alıştık. Bu dünyada sonu gelmeye başlayan bir iş.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500